Menu

Pragmatizm (Faydacılık) Nedir ?


Pragmatizm kelimesinin “pragma” isimli felsefi terimden türetildiği bilgisi karşımıza çıkmaktadır. Eski Yunancadaki anlamına bakıldığında “eylem”, “iş” gibi anlamları ifade ettiği dikkat çekmektedir. Pragmacılık anlamı ise “faydacılık” olarak ele alınmaktadır. Pragmatik yaklaşım ise konular üzerinde işe yönelik bir yaklaşım takınmanın karşılığı olmaktadır.

Pragmatizm felsefesine göre, yaşam koşullarında ilk sırada tutulması gereken durum faydacılık, uygulayıcılık, bir işin sonucunda pratik sonuçlar elde etme gibi tutumlar ele alınmalıdır. Tarihte ilk kez William James tarafından bilindik ve popüler hale getirilen bu inanç ve davranış sistemi, hem iyi hem de doğrunun teorisi olarak bireylerin anlayışına sunulmuştur. İyi teorisi olarak ele alındığında refahçı bir tutum elde edilmesini sağlayan pragmatizm, aynı zamanda iyinin hayattaki en fazla faydayı getirmesinden ötürü bir zevk skalasına göre tanımlanmasını mümkün kılmaktadır. Bunun dışında doğru teorisi olarak değerlendirildiğinde ise faydacılık yani pragmatizm neticeye odaklıdır.

pragmatizm-anlami

Pragmatizm tarih sürecinde, hem Amerika’da hem de İngiltere’de oldukça yaygın bir durum olmuş ve adeta toplum içerisindeki yurttaşlar için bir yaşam felsefesi haline gelmiştir. Ekonomi alanlarını ve eğitim sektörünü ciddi anlamda etkileyen pragmatizm temsilcileri ise William James, John Dewey ve Schiller’dir.

Pragmatizmin geçmişi

Pragmatizm bireysel faydacılık, ilk kez 18. yüzyıl dönemindeki İngiltere’de Jeremy Bentham ve yanında olan diğer bireyler tarafından ortaya çıkartılmıştır. Bunun da öncesinde ilk kez tarihte daha da eski süreçlerde Epikür’ün pragmatizmden bahsedebildiğini söylemek mümkündür. Pragmatizmin ortaya çıktığı süreçlerde, pragmatizmin ne olduğu araştırıldığında bu felsefi düşüncenin bireylere en mutlu hallerini yaşama imkanı sunan bir inanış olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır.

Pragmatizmin detaylı açılımı

Pragmatizm filozoflarının ortaya koyduğu düşünceler sistemi içerisinde değerlendirilen pragmatizmin; kişiye sağladığı mutluluk ve fayda hissini, hayatımızdan ızdırap olabilecek her duyguyu ve düşünceyi uzak tutmamıza dayandırıldığı söylenebilmektedir. Yani pragmatizm ahlakının özünde, insanlığa büyük mutluluk ve haz, bununla birlikte de olabildikçe az miktarda hüzün yaşatmak olduğunu ortaya atılmıştır.

pragmatizm-icerigi

Pragmatizm faydacılık felsefesi, yapılan bir davranışın iyi ya da kötü olması durumunu o davranışı ortaya çıkartan kişinin kötü ya da iyi olmasına bağlamamaktadır. Yani faydacılığa göre, bir davranışın yanlış ya da doğruluğunu belirleyen ölçüt o davranışın sonuçlarının ne olduğudur. Ne düşünerek yapılmış olursa olsun, hareketin sonucu iyi ve faydalı bir şey sağlamışsa ahlak bakımından kabul edilebilir sayılabilen hareketler olarak değerlendirme altına alınabilmektedir.

Sahip olduğu bu özellik sayesinde, pragmatizm söz konusu olduğunda bu felsefi düşünce ve inancın asıl ana unsurunun bireyler değil davranışın kendisinin olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir. Bireyler arasında değerlendirme yapılırken “hangisi ahlaklıdır?” gibi bir soru sormak yerine bunun yerine “hangi davranış daha ahlaki normlar içerir?” diye düşünülmesi gerektiği savunulmaktadır. Faydacılık düşüncesine istinaden hareket eden bireylerin ortak düşüncesi, her bir insanın yapmış olduğu bir hareketin yanlış mı yoksa doğru mu olduğunu ölçebilir mantığa ve zekaya sahip olabilişidir. Bu duruma felsefe dünyasında “hazcı hesaplama” adı verilmektedir.

Pragmatizm üzerine görüşler

Faydacılık ikonu üzerine pek çok söylem olduğu bilindiğinden, konuyla ilgilenen ve pragmatizm denilince akıllara gelen bir kaç isim konuyla alakalı görüşlerini belirtmişlerdir. Örnek vermeye başlanırsa, ilk olarak ünlü bir İslam düşünürü Sadreddin Konevi’nin konu hakkındaki görüşü; pragmatizm dahilinde incelenecek olaylar ahlaki değerlendirmeler sınırlarında değerlendirileceği için öncelikle bu değerlendirmelerin ne olduğunun öğrenilmesi gerekmektedir. Buna göre ahlaki değerler 3 ayrı grup şeklinde ele alınabilmektedir; bunlar iyi davranış, temiz kalplilik ve doğru sözlülük esaslarıdır. Ahlaki olarak en üst mertebede olan kişilerin bünyesinde bu üç etmen de bulunmaktadır.

Konuyla ilgilenen Charles Peirce; 1878 yılındayken dönemin ünlü ve okunur dergilerinden birinde yayımlanan “Fikirlerimizi Aydınlığa Kavuşturmanın Yolu” yazısında; “Herhangi bir düşüncenin anlamını açıklayabilmek adına, o davranışın hangi davranışı peşinden doğurduğunu kestirebilmek ve anlamak gerekmektedir. Bahsi geçen davranış, bizler için düşüncenin ana noktası ve kendisi olmaktadır” ifadelerinde bulunmuştur.

pragmatizm-hakkinda-dusunce

Bunun dışında bir nevi pragmatizmin yayılmasına ve incelenmesine ön ayak olmuş isim olarak kabul edilen William James, pragmatizm açısından doğru olan noktanın tüm bilgilerin ve kuramların insanların hayatına yapabildikleri katkılar kadar, kendilerine iyi gelecek noktalar kadar yardımdı olabildiği açısından doğru olabileceğini savunmaktadır. Yani ortaya atılan kuramlar ne olursa olsun, James’e göre bu kuramlar sadece somut olarak bir fayda sağladıkları süreçlerde anlamlı olabilmektedirler.

James kendi düşüncesinde değiştirilemez hiç bir şey ortaya sürmediğini belirtmektedir. Bir durum karşısında düşünme sürecine girdiğinde hareket etmeye sonuç kısmından başlamaktadır. Kendisine göre teoloji konusunda da, felsefe konusunda da, bilim konusunda da hiçbir formül değişmez olmamaktadır.

James’in din konusunda da farklı bir bakış açısı bulunmaktadır. Ona göre din, her şeyiyle tamamen doğrudur. Dini konularda sonuçlara bakarak hüküm verilmesi gerekmektedir. Din konusu, ne olursa olsun her daim yararlı bir varsayım olduğundan onun sayesinde insanların maneviyatının geliştiğini ve insanların yaşam şekline oldukça olumlu katkılar yapabildiğini savunmaktadır.

Bir başka pragmatist olan John Dewey’e göre ise; herhangi bir konuda ortaya çıkan düşüncenin doğru olabilmesinin tek şansı işe yarar bir durum sağlayabilir olmasıdır. Dewey’in ortaya çıkardığı öğreti içerisine hem kuramlar, hem bilimsel yasalar hem de kavramlar sadece birer “alet” olabildiğinden bunun ismine “araççılık”, “enstrümantalizm” de denilmektedir. Dewey’in inanışına göre bir alet görevi gören bilimsel kuramlar ve yasalar, uygulama aşamasında başarılı olduğu takdirde doğru olabilmektedir. Eğer uygulama aşamasında bir işe yaradığı görülmezse bu kuramların yanlış olduğu söylenebilmektedir.

 




Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.