Menu

Saç Dökülmesi Nedenleri

sac-dokulmesi-nedenleri

Saç dökülmesi nedir?

Kadınlarda da erkeklerde de en çok rahatsızlık duyulan ve pek çok çözüm yolu aranan problemlerden biri saç dökülmesidir. Bireylerin kendi tarzlarını giyim tarzıyla vb. dış koşullarla belirlediği faktörlerin arasında en önemli noktalardan biri de saç yapısıdır. Özellikle kadınların saçlarına gösterdiği özen; bakımlı, gösterişli ve sağlıklı saçlara sahip olma isteği her daim gündemde olan bir istektir. Aynı şekilde konuyla bağlantılı olarak iki cinsiyet için de iyi bir estetik imaj için saçların güzel ve sağlıklı bir yapıda olması olmazsa olmaz faktörler arasındadır.

Durum böyleyken konu hakkında yapılan araştırmalar neticesinde, bireylerin kendi görünümlerine dair olan özgüvenlerinin büyük bir kısmını saçlarının yapısıyla alakalı olarak oluşturdukları sonucu ortaya çıkmıştır. Konu kişiler için bu kadar önem arz ederken, saç dökülmesi problemi elbette kişileri gayet olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Saç dökülmesi sorunları genel olarak erkeklerin kendilerine müdahale ettirdikleri ve sonucun saç ektirmeye kadar gittiği bir süreç olarak görülse de, kadınların arasında da ciddi bir saç dökülme problemi yaşanmakta ve bu şikayetleri için acil çözümler aradıkları gözlemlenmektedir. Bu süreçlerde hem tıbbi olarak çözüm aranmakta hem de saç dökülmesine bitkisel çözüm yollarına başvurulmaktadır.

Saç dökülmesi konusuna genel bakış

Saç dökülmesinin önüne geçilmesi için alınacak önlemler ve tedaviler açısından başlangıç noktası, saç dökülmesinin vücutta tam olarak hangi sebepten kaynaklı olduğunu belirlemektedir. Durumun sebebi tam olarak belirlendikten sonra bu sorunu çözmeye yönelik çözüm tedavileri uygulanmalıdır.

Bir insanın normal şartlarda günlük olarak 200 tel saçı dökülmektedir. Yani her saçımızı taradığımızda tarağımızda bir miktar saç görmek ya da saçımızı düzeltirken elimize bir kaç tek dökülmüş saç gelmesi hemen bir felaket senaryosu olarak yorumlanmamalıdır. Her insanın başına gelen bu durum biyolojik olarak olması gereken bir durumdur ve endişelenip panik yapmamıza gerek olmamaktadır. Ancak saçınızı taradığınızda tarağınızı dolduracak seviyede saç dökülmesi yaşıyorsanız, saç diplerinizde gözle görülecek şekilde bölgesel açılmalar meydana geliyorsa o şartlarda saç dökülmesi probleminden söz etmek mümkündür.

Bahsedilen saç dökülmesi sorununun biyolojik olarak aşamalarına bakıldığında insan saçını yapı taşından incelemeye almak konunun daha net anlaşılmasına vesile olmaktadır. İnsanların saç yapısı üç farklı aşamada içinde bulunduğu döngüyü tamamlayarak dökülmektedir. Bu var olan döngünün ilk aşaması büyüme aşamasıdır. “Anagen” de denilen bu aşamada, saç yapısı aylık süreçlerde 1 santimlik bir uzamaya uğrar ve döngünün en büyük kısmı bu aşamada gerçekleşir. Çünkü bahsedilen aşama 2 ve 8 yıl arasında sürmektedir.

Bundan sonrasında ikinci aşamaya geçilir ve bu aşamanın adı da “saç degredasyonu”dur. “Katagen” olarak da adlandırılabilen bu kısımda, saçların kökleri kendilerini bir dinlenme sürecine hazırlamaktadırlar ve bu süreç 20 günlük süreleri kapsamaktadır. Son olarak bu aşama da geçildikten sonra üçüncü ve son aşama “dinlenme” aşamasıdır. “Telogen” denilen bu aşamada saçların kökleri kendilerini üç dört aylık bir dinlenim süreci bıraktıktan sonra kökünden ayrılarak dökülme sürecini tamamlamaktadır. Sonlanan süreç tekrar başa sararak dökülen saçın yerine yenisi çıkar ve bu anlatılan süreçlerin hepsi tekrar tekrar ömrümüzün sonuna kadar gerçekleşir.

 

 

Kadınlarda saç dökülmesi nedenleri ve tedavisi

Beslenmede yetersizlik : Beslenme koşulları arasında saç dökülmesi yaratan en büyük sebep, D vitamini açısından eksik beslenmektir. D vitamini içeren ürünlerden az tüketmek ya da hiç tüketmemek, uzun zaman kapalı ortamlarda bulunup saçlarınızı güneş kaynaklı D vitamininden mahrum bırakmak saç dökülmesine sebep olmaktadır. Bunun önüne geçebilmek adına imkan buldukça saçlarınızı güneş alabilecek şekilde beslemeli ve ya beslenmenize ek olarak D vitamini takviyesi kullanmanız önerilmektedir.

Hamilelik : Hamilelik sürecinden geçen kadınların saç yapısında bir gürleşme meydana gelebilmektedir. Hamilelikten kaynaklı olarak vücutta artan hormon seviyeleri neticesinde gittikçe gürleşen saçlar, normal dökülme süreçlerini gebelik boyunca yaşayamamaktadırlar. Ne zaman ki doğum gerçekleştikten sonra hormonlar da yavaş yavaş olması gereken seviyelere iner ve böylelikle saçlarda da aynı şekilde normal seviyeye dönmeler ve dökülmeler meydana gelebilmektedir. Dikkat edilmesi gereken husus, hamile sonrası saç dökülmeleri iki seneye yakın süreçleri kapsayabilmektedir ve saçların uzun süreli döküntüsünden endişelenmeye gerek olmamaktadır.

Tiroit hastalığı : Boynumuzda bulunan tiroit bezlerinde olması gerekenden çok ya da daha az tiroit üretilirse bu dengelerin şaşması etkilerini saçlarda gösterebilmektedir. Bu tip saç dökülme problemleri tiroit hastalıklarında çok nadir de rastlansa tiroit hastalarının saç dökülmesi yaşaması sorununun neden sonuç ilişkisi bu şekilde açıklanabilmektedir.

Strese maruz kalma : Bireyin normal yaşam koşullarında sürekli bir stres halinde olması saçları da yakından ilgilendirir ve bir kaç ay sürebilecek dökülme süreçlerinin yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu tip durumları engelleyebilmek adına mümkün olduğunca stresten uzak bir hayat tercih edilmesi gerekmektedir. Bunun için de profesyonel yardıma başvurmak ilk tercih olduğu gibi aynı zamanda doğam yürüyüşleri ve farklı meditasyon yöntemleri de denenebilmektedir.

Şok diyet uygulamaları : Bir anda hızlıca vücudu şoka uğratarak verilen kiloların negatif bilançosu saçlardan çıkabilmektedir. Ani kilo verildiğinde saçların dökülmesi üç ya da altı aylık bir süreyi kapsayabilmektedir. Bununla birlikte vücudunuzun normal beslenme alışkanlıklarına dönmesi ve ihtiyaç duyduğu vitaminlerle mineralleri alması şok diyetlerin uygulanmasından oluşan saç dökülmelerinin önüne geçebilmektedir.

Kalıtım faktörü : Çoğu sağlık problemimizde etken olan genetik faktörler, aynı zamanda saç dökülmelerine de sebep olabilmektedir. Genetik sebeplerden dolayı saç dökülmelerinin tamamen önü kesilemese de süreci yavaşlatmak adına uzmanlarla yürütülen tedavi süreçlerine başvurulabilmektedir.

Erkeklerde saç dökülmesi nedenleri

Erkeklerde meydana gelen saç dökülmesinin en büyük belirtisi şakak bölgelerindeki saç yapısında açılmaların meydana gelmesi ve saç yapısının incelmesidir. Bu tip sorunların ortaya çıkmasından sonra eğer herhangi bir müdahale yapılmazsa durum kelliğe kadar uzanabilmektedir.

Erkeklerde yaşanan saç dökülmesinin biyolojik olarak sebebi, testosteron adı verilmiş olan erkeklik hormonuna bir takım enzimlerle bağlantı kurarak bağlanan atomların “DHT” ismi verilen oluşuma dönüşmesidir. Tabi DHT oluşumunun her erkekte saç dökülmesine sebep olduğu da söylenemez. Çünkü bu noktada daha etken olan sebep genetik faktörlerdir. Erkeklerin saç köklerinin androjen yapılarına karşı göstermiş olduğu hassasiyet neticesinde saç dökülmeleri ortaya çıkmaktadır. Yani bir erkekte saç kökleri bu tip durumlara dayanıklı çıkarken, bazı erkeklerde de tam tersi olarak dayanıklılık görülmez ve saçlar hızla dökülmeye başlar.

 

Erkeklerin saç dökülmesi tedavi süreçleri,  kadınların saç dökülmesi tedavi süreçlerine göre çok daha uzun ve uğraştırıcı süreçleri içermektedir. Yani kadınlarda olduğu gibi bir kaç aylık uğraş sonucunda saç dökülmesinin önüne geçilmesi her şeyden önce erkeğin genetik yapısına bakıldığında mümkün değildir. Sonuç olarak erkeklerin bu tip bir sorunu olduğunda bu sorunla ömürleri boyunca uğraşmak zorunda kalabilmektedirler, bunun yanında tedavi için kullanılan ilaçların da isteğe göre bir anda bırakılması tedavi sürecinin en başına dönmesine ve katedilen yolun bir anda sıfırlanmasına sebep olmaktadır.

 

Günümüz koşullarında erkek tipi saç dökülmeleri için etkisi onaylanmış üç farklı tür ilaç tedavisi bulunmaktadır. Bu ilaçların içeriği ve tedavi şekli ise şöyledir;

Finasteride : “FDA” denilen Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi’nden onaylı olarak çıkan Finasteride ilacı saç dökülmesine müdahale ederken, saç dökülmesine sebep olan enzimleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışarak testosteronların saç dökülmesindeki başlıca unsur olan DHT’ye dönüşmesine engel olmaktadır. Yani böylelikle saç dökülmesi yaratan hormonun vücuttaki saysısı azalarak saç dökülmesinin önüne geçilebilmektedir.

 

Ketokonazol : Bu madde vücuda alındığında saçların ve saç köklerinin androjen yapılanmadan ötürü zarar görmesini engelleyebilmektedir. Aynı zamanda saç sağlığına da müdahale ederek saç köklerinde mantar oluşumunun ya da kepeğin önüne geçme durumu da bulunmaktadır. Bu içerik genellikle saç dökülmesi tedavilerinde şampuan içeriği halinde satışa sunulmaktadır. Piyasadaki ürünlerin isimleri ise “Konazol” ve “Nizoral”dır.

 

Minoksidil : FDA kuruluşu tarafından onaylanmış olan bir diğer ürün ise minoksidildir. Tıp dünyasında hala saçı nasıl oluşturduğu bilinmese de, sadece saç köklerinde meydana gelen kılcallanmayı arttırdığı ve böylelikle de kan akışını hızlandırıp saçların yeniden oluşmasını sağladığı bilinmektedir. Genel manada tedavinin ilk süreçlerinde kendisi de saçları dökebildiği gibi tedavinin ilerleyen dönemlerinde etkisini göstererek saçların tekrardan çıkmasını sağlamaktadır. Bahsedilen bu olumlu sürecin ortaya çıkması ise bir yılı bulmaktadır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.