Menu

Mutlu etme hastalığı nedir

mutlu baş

Sevdiklerinizi mutlu etmek için yaşayan bir insan mısınız? Sevdiğiniz insanları mutlu ederek sizi daha fazla sevdiğine inanıyorsanız yanılıyorsunuz. İnsanları mutlu etmek için uğraşırken bir yandan kendinize çok ciddi zararlar verebilirsiniz.

mutlu1

Hayatımızın başladığı ilk yıllardan bu yana hep insanlardan onay almak için bir şeyleri yaparız. Böylece hayatta bizi bekleyen rollere alışır yani sosyalleşiriz. Fakat, bazılarımız insanları mutlu etmeyi kendi hayatını hiçe sayarak devam eder. Böylece hem kendine olan saygısını hem de karşısında olan insanların saygısını kaybeder. Yapılan araştırmalarda, karşısında olan insanı mutlu etmek için uğraşan insanlar genelde sıcak ve sadakat duygusu gelişmiş insanlardır. İnsanları yardım etmeyi ve mutlu etmeyi görev adlederler. Bu his kontrolden çıktığında sıklıkla incinir ve kendilerini kullanılmış hissederler.

mutlu2

İnsanları mutlu etme ve memnun etme çocukluk yaşlarında özgüven eksikliği ile başlıyor. Karşılaşılan herhangi bir asabi halde kendilerini savunmak için kibar ve uyumlu davranmaya başlıyorlar. Mutlu etme hastalığı, olumsuzluklardan kaçma yani kompulsif bir davranış bozukluğu olarak kabul ediliyor.

mutlu3

Memnun etme hastalığı taşıyan insanlar, doğal olarak karşılarında ki insandan da aynı hareketleri bekliyorlar. Bu durumda sıklıkla hayal kırıklığı ve arkadaşlıkların bitmesi gerçekleşir. Psikologlar, erken yaşlarda ebeveynlerin çocuklara bunu yap şunu şöyle yap derken kişiliğin gelişimini sağlarlar. Fakat, bazen çocuklar aileden daha fazla onay almak için bu davranış şeklini geliştirebiliyor. Başkalarını memnun ve mutlu etmenin daha fazla onay almayı hatta gözlerinde değerli olmayı sağlayacağına inanırlar. Bu nedenle bu takıntı yüzünden kendi fikirlerini anlatmak ve kendilerini öne çıkarmakla insanları kızdırma riskini taşımak istemezler.

mutlu4

Bu konuda takıntısı olan kadınlar yönetilirler. Önce anne ve babaları daha sonra eşleri tarafından yönlendirilirler. Genelde memnun etme konusunda abartıya kaçanlar, korku ve güvensizlikle hareket ederler. Ciddi sorumluluklardan kaçarlar. Bu şekilde hiçbir şeye karışmadan yaşamak isterler. Bu rahatsızlığın tedavisi psikolojik destek almayı gerektirir. Yoksa hayatları boyunca sönük olarak yaşamlarına devam ederler.




One Response
  1. Tarık Cevapla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.