Menu

Kütahya kalesi ve efsanesi

kütahya kalesi

Kütahya Kalesi, antik çağlardan itibaren yerleşimin olduğu hakim bir tepe üzerine kurulmuştur. Kütahya şehrinin ilk kurulduğu yer olduğu tahmin edilen kale, bir içkale, hisar ve Osmanlı döneminde aşağısındaki suyu da içine alan üçüncü bir kısımdan oluşmaktadır. Kale Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanlı ve Osmanlı devirlerinde kullanılmasına rağmen, bu devirlere ait hiçbir kitabe yer almamaktadır. Eski kaynaklarda Kalenin son şeklini Bizanslılar döneminde aldığı düşünülmektedir. Kale, özellikleri itibariyle şaşılacak derecede Diyarbakır Kalesine benzemektedir.

kütahya kalesinin yapılış efsanesi

Eski birçok yapıda olduğu gibi, Kütahya Kalesinin de bir efsanesi var. Efsaneye göre, bir zamanlar bu bölgede bir minareden uzun boylu, olağan üstü, dev gibi, güçlü ve iri adamlar yaşarmış. Susayıp eğildikleri zaman şehre 3 km uzaklıktaki Felent çayından su içebilirlermiş. Oldukça da uzun ömür sürerlermiş.

dev adamlar

Günün birinde bu adamların lideri olan kişi onlara yan yana dizilmelerini emretmiş. Yan yana dizildiklerinde bir ucu Nemrut kayasına diğer ucu da Yoncalıya uzanmış. Nemrut kayasından oda büyüklüğünde kaya parçaları kestirerek, elden ele Gulam köyünde işlenerek, Hisartepe’ye taşınmış. Söylentilere göre bugünkü Enne köyünün adı bu olaya dayanmaktaymış. Önceden elele olan köyün ismi, zamanla Enne adını almış.

kitahya kalesi efsanesi

Kaleyi bu dev adamlar inşa etmişler, fakat oldukça uzun bir zaman almış. 1000 yaşına yaklaşan bu adamların liderinin, bıyıkları daha yeni yeni terlemeye başlamış olan 300 yaşında bir oğlu varmış ve aniden ölmüş. O ana kadar ölümle ilk defa karşılaşan babanın omuzları çöker ve kaleye bakarak; “Üçyüz yaşında oğlum öldü hamı traş, Bu diyarda ölüm olduğunu bileydim, koymazdım taş üstüne taş” der, ağlarmış.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.