Menu

Ekmeğin Faydaları ve Zararları

ekmegin-faydalari-ve-zararlari

Ekmek hakkında bilinenler

Ekmek yiyeceği, tarihsel açıdan bakıldığında en uzun süreli üretimi gerçekleştirilen ve tüketiminden vazgeçilmeyen yiyecekler arasındadır. Binlerce yıllık geçmişi olduğundan bahsedilen ekmek, ilk üretilmeye başlandığından beri temel olarak buğday malzemesinin ezilerek un halini almasından, bu malzemenin üzerine su eklenildikten sonra şekil verilip ateş içerisinde pişirilmesi esasına dayanmaktadır.

İçeriğine maya katılmaya başlanan ekmeklerin tarihi ise bin yılı aşkın zamana dayanmaktadır. Bu ciddi anlamda uzun bir süre olduğundan bu kadar süredir ekmeğin vazgeçilmeden tüketilmesinin elbette bir takım sebepleri vardır.

Ancak bu sebepler sadece olumlu yönde değildir. Ekmek tüketmenin zararlı olup olmadığına dair, ekmek tüketiminin tam tersi durumda yararlı olup olmadığına dair uzmanlar tarafından uzun yıllardır pek çok görüş ortaya atılmıştır.

Bazı sağlıkçılara göre ekmek kesinlikle tüketilmesi gereken bir besinken, bazı uzmanlara göre de kesinlikle hayatımızdan her çeşidiyle çıkartılması gereken bir besin çeşidi olarak gösterilmektedir. Bunun yanında bazı uzmanlar da ekmeğin bazı türlerinin beslenme düzeninde yer alması gerektiğini, örneğin beyaz ekmeğin tamamen beslenme alışkanlıklarından çıkartılıp onun yerine tam buğday ekmeği ya da tahıllı ekmek tüketiminin devreye sokulması gerektiğini söylemişlerdir.

Ekmek denilince özellikle Türkiye’nin dünya genelinde en çok ekmek tüketen ülke olduğu gerçeği göz önüne alınırsa, halkın çok da bu besinden vazgeçmeye dair bir çabasının olduğu gözlemlenememektedir. Bunun yerine en sonunda bir takım sağlık problemleri kendini göstermeye başladıkça ekmeği azaltma yoluna gidilmektedir.

Ekmek hem kısa sürede doyurucu bir besin olmasından hem de maddi olarak çok kolay ulaşılabilir bir besin olmasından dolayı çok sık tüketilen besin maddeleri arasındadır. Ancak özellikle en çok tüketilen ekmek türü beyaz ekmektir. Yakın geçmişte ancak Sağlık bakanlığının talimatları neticesinde fırınlarda düzenli olarak başka ekmek çeşitleri de yavaş yavaş üretilmeye başlanmıştır.

Beyaz ekmeğin insan metabolizmasına sağladığı bilinen iki ayrı katkısı bulunmaktadır. Bunlardan ilki kan şekerinin dengelenmesini sağlaması, bir diğeri de sinir sisteminin ihtiyaç duyduğu vitaminlerin çoğunu vücuda sağlamasıdır. Beyaz ekmeğin faydaları en çok bu iki şekilde görülebilirken bir yandan zararları söz konusu olduğunda da ekmek tüketmeyi sevenlerin bir hayli kafası karışmaktadır.

 

Beyaz ekmek tüketiminin sebepleri

En çok tüketilen ekmek çeşidi olan beyaz ekmeğin en yaygın üç farklı tüketim sebebi vardır. Bunlardan ilk beyaz ekmeğin tat olarak tüketicilere çok lezzetli gelmesi ve çoğu yemeğin yanında çok iyi bir yardımcı tüketim maddesi olarak yer alabilmesidir. Diğer ekmek çeşitleri olan çavdar ekmeği, buğday ekmeği, tahıllı ekmek ya da kepek ekmeği beyaz ekmekle kıyaslandığında maalesef beyaz ekmek hepsinden daha çok lezzetli ve tercih edilen bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır.

Beyaz ekmek normal şartlarda günün her öğününde, atıştırmalık öğünlerde, kızartma şeklinde hafif yardımcı yiyeceklerle (peynir, zeytin vb.) tüketilebilen bir besin olduğundan her yemekle alışkanlık olarak bile tüketilen bir ürün olmasının nedeni zihinlerde hep beyaz ekmeğin yemeğin lezzetine lezzet kattığı görüşündendir. Bu yüzden öğünlerimizde beyaz ekmeği bilinçsizce tüketmemiz olası bir ihtimaldir. Hem lezzetliliği hem de kolay tüketilen bir ürün olması sebebiyle bir öğünde bazı kişiler 7-8 dilim ekmek dahi tüketebilmektedirler. Bu miktar sağlığımız için ciddi anlamda sıkıntılar yaratabilmektedir.

Durum böyle oldukça, beyaz ekmeğin çoğunlukla farkında olmadığımız bağımlılık yaptığı durumu ortaya çıkmaktadır. Beyaz ekmek tıpkı bir sigara ya da şekerli ürünlerin sürekli tüketiminden sonra oluşan gizli bağımlılık gibi sürekli tüketim isteği yaratabilmektedir. Bunun sebebi de içeriğinde bulunan karbonhidrat öğesinin zamanla alışkanlık yaratmasıdır. Sadece ekmek için değil, genel olarak zaten içeriğinde bol miktarda karbonhidrat bulunan ürünlerin sıklıkla tüketimi sonrası istem dışı olarak bu bağımlılıklar meydana çıkabilmektedir.

Beyaz ekmeğin bu kadar sık tüketilmesinin ikinci bir sebebi de zararlarının kolay kolay kabul edilmemesidir. Beyaz ekmeğin bırakıldığı nokta ancak ve ancak vücudumuzun karbonhidrattan ve beyaz ekmeğin içeriğinde yer alan ürünlerden dolayı ciddi bir hastalık geçirmesi noktasıdır. Normal şartlarda zaten yemeklerin yanında istekle ve lezzetle bir ürün olan beyaz ekmeğin vazgeçilmesi zor bir ürün olmasına şaşırmamak gereklidir.

Son olarak da beyaz ekmeğin tercih sebeplerini toplumsal olarak kültür yapımıza bağlamak mümkündür. Yani genel olarak günlük kıstaslarımız düşünüldüğünde, herhangi bir mekanda yemek yemeye gittiğimizde masamıza gelen ekmeğin çeşidi yüzde doksan beyaz ekmek olmaktadır. Sadece kalite olarak daha üstün mekanlarda müşterilerin tercihlerinin değişebileceği göz önünde bulundurularak beyaz ekmeğin yanında daha çeşitli ekmekler de getirilebilmektedir.

Çoğu kişi bu durum karşısında mekanda olmayacağını düşünerek tercihi başka bir çeşit ekmekten yana olsa da masaya gelen beyaz ekmeği yemeği tercih ediyor. Ancak o noktada gösterilen üşengeçlik, ileriye dönük olarak sağlığımıza bir tehdit unsuru oluşturuyor. Sürekli olarak ve daha da önemlisi bilinçsiz olarak beyaz ekmek tüketmek, vücudu ciddi anlamda bir takım problemlerle baş etmek durumunda bırakabilmektedir.

Ekmeğin yararları

Ekmeğin yararları konusu genelde beyaz ekmek haricinde diğer ekmeklerin türleri üzerinden değerlendirilmektedir. Yani kepekli ekmeğin faydaları, tam buğday ekmeğinin faydaları ya da tahıllı ekmeğin faydalarından söz edilebilmektedir. Çünkü bu tip ekmeklerin içeriğinde beyaz ekmeğe göre daha az un (hatta bazılarında un yerine başka malzemeler de kullanılmaktadır), daha az şeker, daha az tuz ve daha az katkı maddesi bulunmaktadır.

Ekmeğin yararlarına geldiğimizde ilk önce doyurucu bir ürün olması açısına değinebilmek mümkündür. Çoğu birey ekmeği isterlerse ana yemeklerinin yanında ek ürün olarak tüketebilmekte, bazen de tam tersi olarak ekmeği ana yemek olarak tutup yanında hafif beslenme öğeleriyle mideyi zorlamayacak bir öğün şeklinde tüketebilmektedirler.

Beyaz ekmek haricindeki ekmek türlerinde yağ oranı daha azdır. Ancak burada bahsedilen yağ, ekmeğin has üretimindeki yağlardır. Örnek verilecek olursa, tahıllı ekmeklerin üzerinde yer alan tahıllar ve kuruyemişlerin içerisinde bulunan yağlar bu ekmeklerin yağlarının üzerine eklenmektedir. Bu nedenle her türlü ekmeğin tüketimine çok dikkat edilmelidir.

Tüm ekmek çeşitlerinde geçerli olan bir özellik kan şekerini dengeleyici yapıdır. Ekmek ürününün içeriğindeki karbonhidrat yapısı kompleks özellikler gösterdiğinden bu karbonhidratların kana karışımı genelde yavaş bir biçimde olur ve böylelikle kan şekerinin bir anda yükselmesi durumu yaşanmamaktadır.

Son olarak ekmeklerin içerisinde yer alan vitaminler vücudumuza fayda sağlamaktadır. B6 vitamini, B3 vitamini ve B1 vitamini gibi vitaminler ekmek gruplarının içeriğinde yer almaktadır ve beslendiğimizde metabolizmamızın bu vitaminlere olan ihtiyaçlarına katkı sağlanmaktadır.

Ekmeğin zararları

Dilimizde bulunan ekşi tadı alma, tatlı tadı alma, tuzlu tadı alma ve acı tadı alma bölümleri; ekmek tüketildiğinde ekmeğin içeriğindeki şeker dolayısıyla tatlı tadı alma bölümünün haricindeki diğer üç bölümünün bu içerikle üzeri örtüldüğünden ötürü duyuları bir anda şoka uğratarak denge bozucu pozisyonuna düşmektedir.

Ekmeğin bu şekildeki şoke etme durumu ve bağımlılık durumuna sebep olan şey içeriğinde yer alan “früktoz” adlı malzemedir. Bu malzeme yiyecek üretimi dünyasında herkes tarafından bağımlılık yaptığı bilindiği halde ürünlerin daimi olarak satın alınmasının isteği yüzünden sürekli olarak kullanılmaktadır. Her çeşit tuzlu yiyeceğin ve tatlı yiyeceğin içerisinde mısır unundan elde edilen mısır şurubu yani früktoz içeriği eklenmektedir. Yani dolayısıyla ekmeğin de içerisinde bulunan bu tip maddeler bağımlılık yaparak sağlık açısından pek çok olumsuzluğu meydana getirebilmektedir.

Bahsedilen bu alışkanlıklar, normal sağlıktaki bir insanın göstermesi gereken normal çabayla birlikte atlatılmaya çalışılsa da, bunun yanında ciddi manada kilo problemi ya da başka bir sağlık problemi olan insanların bu tip alışkanlıklarından kurtulması çok daha zor olmaktadır. Diyetisyenlere ya da benzer hastalıklarla uzmanlara başvuran çoğu hastanın tatlı ürünleri ve ekmek çeşitlerini bırakmakta çok zorlandığı not edilmiştir. Bu durum tamamen früktozun vücutta yarattığı zararlı bağımlılığın neticesidir.

Früktoz içeriğinin yanında bir yandan da ekmeklerin içerisine konulan aşırı miktardaki tuz rakamları ve bundan da önemlisi ekmeklerin daha uzun dayanıklı olabilmelerini, küflenmeden durabilmelerini sağlamak adına kullanılan birden fazla kimyasal madde de sağlığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu malzemeler vücutta birikerek ilerleyen dönemlerde problemler yaratabilmektedir.

Bu konu çok bilinmese de Türk halkının genetiğinde glütene ve mayaya karşı bir alerji durumu bulunmaktadır. Hatta konu hakkında Dünya Sağlık Örgütü’nden bir açıklama gelmiş ve Türklerin ekmek tüketimi sorununa çözüm getirdikleri taktirde bu tip hastalıkların görülme oranının yüzde otuzluk bir miktarda gerileyeceği söylenmiştir.

Özellikle beyaz ekmek konusunda görülen yoğun tüketim neticesinde, bireylerin günlük olarak tüm öğünlerinin toplamında en az 7-8 dilim ekmek tüketmeleri, bazı bireylerin bu durumu abartarak gün başlangıcından gün sonuna kadar 10 dilimden fazla ekmek yemesiyle yarım ekmeği de geçen miktarlarda ekmek tüketmeleri metabolizmadaki çoğu dengeyi alt üst etmektedir. Ekmeklerin içeriğindeki glisemik endeks değerleri zaten yetmişle yüz birim arasında gezindiği için son derece yüksek rakamlardır ve biz ne kadar çok ekmek tüketirsek bünyemize o kadar çok rahatsızlık yaratacak öğe sokmuş bulunmaktayız.

Ekmek tüketimiyle birlikte vücuda alınan toksik yapıdaki ürünler iştahımızı açarak daha çok acıkmamıza da neden olabilmektedir. Karbonhidrat tüketimlerinden yüksek glisemik değerli ekmek gibi ürünleri tüketmek yerine daha düşük glisemik değerli ürünler tüketmek, vücutta oluşabilecek kronik hastalık unsurlarını daha az seviyelere indirebilme özelliğine sahiptir.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.