Menu

Bir erkeği anlamak

Erkekler, genelde kadınları anlamakta zorlandıklarını sık sık söylerler. Fakat kadınlar arasında, erkekleri de anlamak bazen çok zor olmaktadır. Erkek her ne kadar hakim, özgür ve kuvvetli olsa da, aslında doğumundan itibaren belirli sorumluluklar yüklendiğinden, bu sorumluluklar altında psikolojik olarak ezilmektedir.

Erkeğe yüklenen sorumluluk

Tarih boyunca, bütün savaşlarda, ailesini koruyan ve cephenin en önünde olan erkek, cesurdur. Avlanır, çocuklarını besler, ev yapar. Doğumundan itibaren, oğlum ailene bakacaksın, iyi bir işin olmalı diye kalıplar içinde olan erkek bu psikoloji içinde yoğrularak büyümektedir. Hayatta başarılı olmak, iyi bir meslek sahibi olarak çalışmak ve iyi bir aile kurmak onlara bakmak başlıca görevi olarak görülür. Bütün bunların yanı sıra, cinsellikte başarı mutlaka olmalıdır. Bir çok kız arkadaş kazanılmalıdır. Ne de olsa erkek değil mi? Bütün bu koşuşturma içinde erkeğin de duyguları ve psikolojisinin bozulabileceği kimsenin aklının ucundan bile geçmez. Bu nedenle pek çok erkeğe dünyaya bir daha gelirsen ne olursun diye sorulduğunda hemen kadın olurum cevabı gelmektedir. Erkeklere göre kadının hayatı daha kolaydır. Çünkü, kadına daha nazik davranılır, saklanır, korunur. Ama erkek doğduğu günden itibaren güçlü olmak zorundadır. Bir kadına bağırırsanız ağlayabilir, ama erkek ağlarsa bir gariplik vardır, o erkek değildir kanısı ne yazık ki böyle şekillenmiştir. Bu kalıpların yavaş yavaş değiştiği bir yüzyıl içindeyiz. Kadınlarımız daha fazla eğitim alarak, iş hayatına girdiler ve ev hayatına destek olmaya başladılar. Böylece erkeğin sorumluluklarını paylaşıyorlar. Fakat burada, gene en büyük görevi kadınlar almalılar. Belirli kalıplar ve mitler içinde bir erkek çocuk yetiştirmektense, psikolojik olarak özgür, ağlayabilen, sevgisini gösterebilen ve bunların, erkek olarak zayıflık olmadığı iyice anlatılan bireyler yetiştirilmelidir. Üstelik emin olun gene kadınlar kazanacaktır.

“Oğullarınıza, karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı eve dönen kadının aranmadığını öğretin. Bir kadının omzuna, arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla, sahip olmanın farklı olduğunu öğretin. Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin. Ama bunları önce kendi içinizdeki çocuğa öğretin.” Albert Einstein.

          

Yorum yapmayı unutmayın!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.