İki buçuk yaşındaki minik Ayşe afacan bir çocuktu. Onun afacanlığı Zeliha Hanım ile Mehmet Bey’i biraz zorlasa da, onlar bu durumu problem olarak görmüyor, kendilerine bahşettiği sağlıklı evlât için, Yaratan’a hep şükrediyorlardı.
Yeni yeni konuşmaya başlayan Ayşe’ye annesi, tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışıyordu. Zîrâ uzmanlar, çocuktan çocuğa değişmekle birlikte, 18 aylıkken bu eğitimin verilebileceğini belirtiyorlardı. Zeliha Hanım’ın, tuvalet eğitimi konusunda uzmanlardan ve internetten edindiği bazı bilgiler ışığında attığı adımlar, pek müspet netice vermemişti. Zeliha Hanım aşırı bir baskı uygulamamasına rağmen Ayşe, bir tepki olarak tuvaletini yapmamaya başlamıştı. Anlaşılan Ayşe’yi tuvalete alıştırma süreci anneyi biraz zorlayacaktı. Bez kullandığı dönemlerde bu konuda bir problem yaşamayan Zeliha Hanım, yeni duruma çok üzülüyor, bir an önce gereken tedbirleri alıp, çocuğunu sıkıntılı hâlden kurtarmak istiyordu.

Ayşe tuvaletini artık yapmıyor; ihtiyaç hissettiğinde ise, çığlık atıp kendi etrafında dönerek ihtiyacını erteliyordu. Mesele giderek sıkıntılı bir hâl alınca, Zeliha Hanım ve Mehmet Bey kızlarını doktora götürmeye karar verdiler. Yapılan muayeneden sonra doktor, durumun şimdilik endişe verici olmadığını, fakat problem çözülmediği takdirde o bölgede sonu ameliyata kadar varacak çatlakların ve buna bağlı bazı menfî durumların oluşabileceğini anlattı. Problemin çözümü için de ilâç tedavisi verdi. Zeliha Hanım, verilen tedaviyi uygulamaya çalıştı; fakat bir çözüme ulaşamadı. Bunun üzerine Zeliha Hanım ile Mehmet Bey bir arkadaşlarının tavsiye ettiği başka bir doktora gittiler. Doktor problemi dinleyip Ayşe’yi muayene ettikten sonra şunları söyledi: “Öncelikle bu problemin çözülebilir olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve üzülmeyin. Çocukta ufak çatlaklar oluşmuş; fakat henüz başlangıç aşamasında.” Doktor, kütüphanesinden bir kitap alarak insanın bağırsak sistemini resimler üzerinden anlatmaya başladı:
“Bu resim, bağırsaklarımızı gösteriyor. Yediğimiz besinler yemek borusundan mideye, oradan da vücut için faydalı maddelerin emildiği ince bağırsaklara geçirilir. Her gün yaklaşık 2–3 litrelik sıvı hâldeki bağırsak muhtevası, ince bağırsaklardan kalın bağırsağa taşınır. Bu sıvının içindeki vücut için gerekli maddeler, kalın bağırsakta kan vasıtasıyla emilir; geride kalan kısım ise, dışkıyı meydana getirir. Bundan sonra yaklaşık 250 ml hacmindeki dışkı, kalın bağırsağın son kısmı olan rektuma ulaştırılır. Bunun vücuttan atılması da çok mükemmel bir mekanizmayla gerçekleşir.”
Mehmet Bey merakla; “Bu mekanizma nasıl bir şey, kızımızın bağırsağı neden bozuldu?” diye sordu. Doktor devam etti:
“Kalın bağırsak hareketleri, diğer iç organlarımızda olduğu gibi, tamamen bizim irademiz dışında gerçekleştirilir. Bu, omurilik ile bağlantılı olarak bağırsak duvarında bulunan sinirlerin oluşturduğu hususi bir sinir ağı sistemi ile kontrol edilir. Bağırsak muhteviyatının bağırsakları germesi sebebiyle oluşan uyarılar kesintisiz olarak omuriliğe iletilir. İhtiyaç hâlinde bağırsak düz kaslarının düzenli olarak kasılması sağlanır. Herhangi bir sebeple bu sinir ağında uyarıların ortaya çıkmaması veya iletilememesi, bağırsak hareketlerinde yavaşlamaya sebep olur. Kalın bağırsak muhteviyatının boşaltılabilmesi için bağırsak duvarı adalelerinin de kuvvetli olması gerekir. Adale kuvvetinin azalması, bağırsaktaki maddelerin itilmesinde yetersizliğe ve yavaşlamaya sebep olur. Neticede bağırsak tembelliği ortaya çıkar.”
Zeliha Hanım: “Kızımızın rahatsızlığı yoksa bu mu?” diye sordu. Doktor: “Hayır, şu an öyle bir şey söz konusu değil.” diyerek devam etti. “Şu gördüğünüz rektum, kalın bağırsağın son kıvrımından sonraki 15 cm uzunluğundaki bölümüdür ve dış ortama açılır. Rektum, oluşan dışkılar için çok kısa süreli bir depo vazifesi görür ve genişleme hususiyeti vesilesiyle, gelen dışkı miktarına göre iç hacmi ayarlanır. Kalın bağırsak içindeki maddeler ritmik kasılmalar yardımıyla rektuma gelir. Rektumun fonksiyonlarını en mükemmel şekilde eda edebilmesi için, burası hassas sinir uçları, kayganlaşmayı sağlayan salgı bezleri, iç ve dış damarlarla donatılmış ve dışa açılan kısmının (makat) etrafı da iç ve dış kaslarla sarılmıştır. Dışkılama fonksiyonu, rektumun dolması neticesinde, duvarlarının gerilmesiyle algılanır. Rektum duvarlarının gerilmesi neticesinde omuriliğe ulaşan elektrik sinyalleri, omurilikten kalın bağırsaklara kasılma emirlerinin ulaşmasında vazife görür. Omurilikten gelen sinyallerle kalınbağırsağın son kısmı ve rektumda kasılmalar ortaya çıkar. Bu kasılmalar, dışkının dışarıya gönderilmesinde rol alır. Tam bu esnada omurilikten gelen sinyaller normalde kasılı olan çıkış etrafındaki iç kasın (internal anal sfinkter) gevşemesine vesile olur. Ancak dışkılama daha gerçekleşmemiştir; çünkü burada otomatik faaliyetler bitmiş ve dışkılamanın iradî kısmının devreye girmesi gerekmektedir. Böylelikle rektum içinde gerilmeye sebep olan maddeler, bağırsağın kasılmasıyla aşağıya doğru iner ve çok hassas sinir uçlarıyla kaplı olan çıkışın iç yüzünü örten tabakaya temas eder. Buraya yerleştirilen sinir uçları vasıtasıyla beyne iletilen mesajlar neticesinde rektum içinde, sıvı veya katı dışkı olup olmadığı algılanır. Bu bilgi beyne iletilir ve kişi rektumu boşaltıp boşaltmama kararını kendisi verir. Dışkılama hâdisesinin gerçekleştirilmesi için çıkış kısmının etrafını saran ve istemli olarak çalışan dış kas ile leğen kemiğinin içinde bulunan kasların gevşemesi gerekir. Dışkılama için uygun yer ve zamanın bulunmaması durumunda, dışkılama belli bir süre ertelenebilir. Bu durumda kişi gevşemesi gereken kasları sıkarak ihtiyacını tehir edebilir.”
Doktor, onların soru işaretleriyle dolu yüz ifadelerinden biraz derine daldığını fark etti: “Şimdi meselemize gelelim. Burada problem, çocuğunuzun tuvaletini yapmaması dolayısıyla rektumun sürekli dolu kalmasıdır. Bu durumda dışkı, çıkış kısmına sürekli baskı yapmakta ve beyne sürekli mesaj gönderilmektedir. Fakat tuvaletin iradî olarak yapılmaması dışkının sertleşmesine yol açmış ve artık istense de dışkılamanın yapılması oldukça zorlaşmıştır. Sertleşmeden dolayı rektumun sürekli dolu kalması, beyne giden sinyallerin artık doğru algılanamamasına ve gerçekten bir ihtiyacın olup olmadığına sağlıklı bir şekilde karar verilememesine sebep olmaktadır.”
Zeliha Hanım: “Peki bunu nasıl çözeceğiz” diye sordu.
Doktor: “Bu problemin tek çözümü var, o da sabır ve takip.” dedi ve ilâve etti: “Eğer problemi doğru anlayıp size tavsiye edeceğim tedaviyi iyi bir takiple gerçekleştiremezseniz, çözüme ulaşmamız çok zor. Bir iyileşme görülebilir; fakat rahatsızlık daha sonra tekrar edebilir. Her şeyden önce rektumun sürekli dolu kalmasından kaynaklanan sinyal düzensizliğini gidermek ve eski düzenli hâline kavuşturabilmek için bu kısmı boşaltmamız gerek. Bunun için çocuğu takip edip, arka arkaya iki veya üç gün ilâç uygulayarak bağırsağı boşaltmamız gerekiyor. Bağırsak boşaltılırken bir yandan da vereceğimiz yumuşatıcı vesilesiyle, dışkının bağırsakta nispeten yumuşak kalması sağlanacak ve dışarı atılması esnasında katılaşmadan kaynaklanan bir tıkanma ve aşırı zorlamadan kaynaklanabilecek çatlak önlenecektir. Bağırsağı tamamen boşalttıktan sonra da, yumuşatıcı vermeye devam ederek çocuğu takip edeceğiz; çocuk eğer tuvaletini yapamazsa, duruma göre üçüncü gün tekrar ilâçla yaptırma yolunu deneyeceğiz. Bu ilâç tedavisinin dışında Ayşe’nin dengeli beslenmesini de sağlamak lâzım. Az yiyen çocuğun, tuvaletini yapması zordur. Dolayısıyla çocuğun yeterince yemesi sağlanmalıdır. Kabızlık yapan ve yapmayan besinleri dikkate alarak bir beslenme programı oluşturabiliriz. Meselâ kabızlık yapan en mühim besinler; nişastalı maddeler (pirinç suyu ve lapası, patates), diğer hububatlar, elma, muz, şeftali, kızılcık, pilav, makarna, hamur işleri, pelteler ve çaydır. Bunlardan çocuğu uzak tutmalısınız. Buna mukabil lifli, yani posalı yiyeceklerle beslenme arttırılmalıdır. Bunun için meyve, sebze, salata yedirmeli, meyveleri kabuğuyla vermeli, kepekli ekmek, yulaf veya çavdar ekmeğini tercih etmelisiniz. Bol sıvı vermeli, öğünleri sıklaştırmalı, yemek saatlerini düzenlemeli, çocuk dışkısını yapmasa da belli saatlerde bir süre tuvalete oturtarak bu alışkanlığı kazandırmaya çalışmalısınız.”
“Yemek kısmından haberdarım, internetten araştırdım. Ama bizim kızı oturtmanın yolunu bir bulabilsem!” diyen Zehra Hanım’a, doktor: “Anlıyorum sizi; fakat bir şekilde bunu başarmamız lâzım.” dedi.
Ayşe o sırada, odadaki oyuncaklara ve aslında bağırsaklara hiç de faydası olmayan çikolatalara çoktan dalmıştı. Doktor, Zehra Hanım ile Mehmet Bey’in anlatılanları anladığından emin olduktan sonra, çocuk psikiyatristi meslektaşını da arayarak onun bu konudaki tavsiyelerini aileye aktarmayı da ihmal etmedi. “Çocuk psikiyatristi arkadaşımın söylediğine göre çocuklarda tuvalet eğitimi ile ilgili olarak çok fazla kaygılı olunmaması gerekir. Çok gevşek ve çok katı tuvalet eğitimi çocuklardaki tuvalet alışkanlığını bozar. Özellikle 1,5–2,5 yaşları arasında tuvalet eğitimine başlanmalı, 2–3 aylık bir denemeden sonra eğer çocuk bu eğitimi alırsa devam edilmelidir. Eğitimde zorluklar yaşanırsa, eğitime ara verilmeli ve 2–3 ay sonra tekrar başlanmalıdır. Çocuklara baskı yapmadan, tuvaletini oturağa yapması söylenmeli. İki-üç saatte bir, oturağa oturması teşvik edilerek düzenli tuvalet alışkanlığı sağlanmalıdır. Çocuk, tuvaletini yaptığında mükâfatlandırılmalı ve çocuğun yaşına uygun gelişme basamağını geçmesine destek olunmalıdır. Çocukla herhangi bir mücadeleye girilmemeli, normalde çocuğun kazanabileceği bu gelişim basamağı, aşırı tedirginlik ve müdahaleyle sıkıntılı hâle getirilmemelidir. Çocuk aşırı müdahale ve baskı hissederse, bu alışkanlığını anne-babaya karşı koz olarak kullanabilir. Bilhassa anne-çocuk münasebetindeki düzensizlikler, çocuklarda tuvalet alışkanlığının gelişmesinde problem oluşturabilir. Tuvalet eğitiminde; sabırlı olunmalı, çocuğa rahatlatıcı mesajlar verilmeli ve çocuk ödüllendirilmelidir.”
Bunun üzerine Zeliha Hanım: “Bunlara aslında ben de dikkat etmeye çalıştım; ama demek ki biraz daha dikkatli olmam gerekiyor.” dedi.
Doktor devam etti: “Günlük hayattaki en mühim ihtiyaçlarımızdan birinin karşılanması için yaratılmış bu mükemmel sistem, bize fark ettirilmeden yıllarca problemsiz çalıştırılır. Kızınızın bu problemiyle karşılaşmasaydınız, belki sizler de bu sistemi tanımamış olacaktınız. Vücudumuzda en temel ihtiyaçlarımız için yaratılmış mükemmel sistemler vardır ve bu sistemler, ömür boyu problemsiz çalıştırılır. Aslında bu nimetlerin şükrünü hakkıyla eda edemeyiz. Fakat en azından ellerimizi açıp, her şeyimizi en mükemmel şekilde yaratan Hâlık-ı Zü’l-celâl’e teşekkür etmeliyiz.”
Doktorun sözleri Zeliha Hanım ile Mehmet Bey’e oldukça tesir etmişti. Onlar da hem Ayşe’nin derdine derman bulma ümidi, hem probleme vakıf olma rahatlığı, hem de âdiyattan gözüken hâdiselerin perde arkasındaki Kadîr-i Mutlak Yaratıcı’yı anlatan ve sevdiren bir doktorla karşılaşmanın huzuru ile muayenehâneden ayrıldılar.
Zeliha Hanım artık endişeli değildi, bu rahatlığı onun çocuğuyla iletişimine de yansıdı. Doktorun verdiği tedaviyi yaklaşık üç ay tatbik ettikten sonra müspet neticeler almaya başladı. Ayşe’nin bağırsaklarındaki sinyal sistemi düzelmişti. Ayşe, tuvaletini en azından problemsiz olarak bezine yapabiliyordu. Bu durum, onca sıkıntıdan sonra Zeliha Hanım ile Mehmet Bey için Yaradan’a şükretmenin güzel bir vesilesiydi.
Bu konuyu okuyanlar bunlarıda okudu
Umarım konuyu beğenmişsindir istersen bu sayfaya abone olarak yapılan yorumlardan ve yeniliklerden RSS Feed, ile haberdar olabilirsin. Anasayfa dön.

Cartan (1869 - 1951) kimdir hayatı eserleri yaşamı çalışmaları
Gökyüzündeki ayak izi görenleri hayretler içinde bıraktı gökyüzündeki ayak şekli
Tek yumurta ikizleri
Arkadaşlık sevgi aşk dostluk adına ne derseniz deyin ama mutlaka izleyin
Cinsel sağlığınız için 15 altın öneri cinsel yaşamınızı değiştirin
İdil Nehri asyanın en uzun nehri uzunluğu idil nehri nerededir
Laplace kimdir hayatı eserleri yaşamı çalışmaları
Sincap ve fındık :)
Anne adaylarına önemli uyarılar stresten uzak durun...
Beykent üniversitesi Eğitim Kurumları hakkında ayrıntılı bilgi
Henüz yorum yapılmadı ilk yorumu sen yap. bu yazı için
Yorumlardan haberdar olun Yorumlar Rss ve Geriizleme URL