Menu

Nikolay Vasilyeviç Gogol Kimdir ?


Nikolay Vasilyeviç Gogol, dünyaca ünlü Ukrayna asıllı Rus bir roman yazarı ve oyun yazarıdır. Kendisini dünya çapında üne kavuşturan eseri ile Ölü Canlar’dır. Nikolay Vasilyeviç Gogol’un soyadı olan Gogol kelimesinin ne Avrupa dillerinde de Slav dillerinde herhangi bir mana ya da içerik kısmı bulunmamaktadır. Bu kelime Slav diline de Batı’ya da Karadeniz’in kuzey kısmında yaşamış olan ve Türk dilini konuşmakta olan insanlar tarafından  geçirilmiştir.

Buradaki Gogol sözcüğünün, Slav dillerinde “Ö” harfinin bulunmayışından dolayı “Gogol” şeklinde yazılmış olduğu tahmin edilmektedir. Eski Türk dillerindeki “Gögöl”, “Gögel” kelimeleriyle oldukça yaklaşık bir kelime olduğu görülmektedir. Bu kelimenin eski türkçedeki anlamı ise gök rengi demektedir. Gogol soyundan gelenlerin eskiden kullandıkları armalarında da mavimsi renklerin bulunması, durumun bu şekilde olduğunu ispatlar nitelikte olmuştur.

gogolun-hayati
31 Mart 1809 tarihinde Ukrayna’da Soroşinzy adında bir köyde dünyaya gelen Gogol, toprak sahibi orta halli bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. On yaşına geldiğinde babasını kaybeden Nikolay Vasilyeviç, eğitiminin ilk ve orta okul yıllarını Paltova’da gördükten sonra lise yıllarında Neshin bölgesinde eğitim almaya başlamış ve ilk kez edebiyat merakı bu yıllarda gelişmeye başlamıştır.

Gogol’un hayatı

1820 yılında devlet memuru olma düşüncesi ile St. Petersburg’a giden Gogol, burada bir devlet dairesinde işe başlamıştır. Ardından 1829 yılında kendisinin ilk şiiri olan “Hans Küshelgarten” isimli şiiri yazmış ve bu şiiri belirli yerlerde yayımlanmaya başlayınca Nikolay Vasilyeviç Gogol’un edebiyat dünyası içerisinde ismi sıklıkla anılmaya başlanmıştır.

Kendisi bu süreçlerde farklı mesleklerle de uğraşmış, 1834 ve 1835 yılları arasında Petersburg Üniversitesi’nde Ortaçağ tarihi doçentliği yapmıştır. 1835 yılında memurluk hayatını da bitirip kendisini sadece yazarlık yapmaya adamıştır. 1836 yılında kendisinin ilk kez bir komedi oyunu sahnelenmiş; Gogol Müfettiş denilince hala akıllara gelen o dönemlerin Rus bürokrasisini deyimi yerindeyse “ti’ye alan” bir eser yazmış bulunmuştur.

O dönemler bu oyun çok rağbet görse de Petersburg’taki bürokratik kesimin sinirlenmesine ve kendisine ters tepkiler göstermesine neden olan oyun zaman içerisinde Gogol’u üzüntüye sürüklemiş ve bunalıma girerek ülkesini terk etmesine neden olmuştur. Gogol 1836 yılından 1848 yılına kadar 12 sene boyunca İsviçre, Fransa ve İtalya’da yaşamını sürdürerek Petersburg’a dönmemiş, en son ülkesine 1848 yılında dönüş yapmıştır.

Gogol’un eserleri ve konuları

Gogol’un başyapıtı sayılan eser olan “Ölü Canlar” ise 1842 yılında tamamlanmış, konu olarak Feodal Rusya’yı çökmüş ve kötü bir ülke olarak lanse etmiştir. Yergi amaçlı yazılan bu eser, çok sıradan insanların hayatlarının bu kadar gerçekçi ve Gogol’un sanki onların içinden biriymiş gibi gözlem yaparak olayları eserinde dile getirebilmesi sayesinde bu denli ünlenmiş ve dünya çapında tanınan bir eser olmuştur.

Kendisi bu süreçlerde kendisine gelen eleştirilerden sonra hayatında değişik deneyimler edinmeye başlamıştır. Örneğin; Gogol’un 1848 yılında Kudüs’e giderek Hacı olduğu bilgisi söylentiler arasındadır. Ülkesine döndükten sonra özellikle din adamlarından gördüğü yoğun baskıcı tutum sonrasında önceden de yazmış olduğu Ölü Canlar’ın ikinci kısmını bir kez daha yazarak yine ve yine yakmıştır.

gogolun-olumu

Kendisinin önemli eserlerinden biri olan “Taras Bulba”da ise, Ukrayna’daki halkın Polonya egemenliğine karşı yaratmaya çalıştığı özgürlük savaşı konu edilmiştir. Bu öyküyle alakalı en önemli ana nokta, Gogol’un romantizm esintilerinden kurtulup artık gerçekçi bir edebiyat anlayışı beslemesinin göstergesidir. Ayrıca ülkemizde Gogol denilince akla ilk gelen eserlerden olan, yıllardır Genco Erkal’ın sergilemekte olduğu “Bir Delinin Hatıra Defteri” de oldukça bilindik olan ve yakın arkadaşı Puşkin’den eserler taşıyan bir eser niteliğindedir.

Gogol’un vefatı

Nikolay Vasilyeviç Gogol, eserlerine yoğunlaşmadığı süreçlerde hayatını geçindirebilmek adına bir süre özel şekilde öğretmenlik de yapmış; ancak o süreçlerde ortaya çıkan ruh hastalıklarıyla da boğuşmak durumunda kalmıştır. Özellikle yaşamının son süreçlerinde kendisinin yazdığı yazılara ve eserlere tepki olması adına bütün arkadaşları kendisini tek başına bırakmış; bu da Gogol’u günden güne depresyonun derinliklerine itmiştir. Son olarak depresyonun bir belirtisi olarak bir anda yemek yemeyi kesen Gogol, 4 Mart 1952 tarihinde 43 yaşındayken Moskova’da hayata gözlerini yummuştur.

 




Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.