Menu

Dünyanın yedi harikası


Eski Akdeniz ve Orta Doğu kültürünün en seçkin mimari yapıları ve heykellerinden oluşan seçkiye dünyanın yedi harikası denmektedir. Bunların hepsi insan yapımı eserlerdir. Bu yedi eser Antik Yunan’da belirlenmiştir ve bundan başka pek çok farklı yedi harika listesi de bulunmaktadır.

Antik Dünyanın Yedi Harikası ise klasik tarihi eserleri içeren ve Helenistik dönemin gezginlerinin kullandığı popüler kılavuzlarda yerini alan liste Mezopotamya ve Akdeniz eserlerini kapsar. Yedi rakamı ise Yunanlılar tarafından kusursuzluğu ve bereketi sembolize ettiği için tercih edilmiştir. Bilinene göre dünyanın yedi harikasını Yunan şair Sidonlu Antipater belirlemiştir.

Dünyanın yedi harikası nelerdir ve nerede bulunur?

1) Keops Piramidi – Gize, Mısır

 1200px-Kheops-Pyramid

Büyük Piramit ya da Khufu Piramidi de denen bu piramidin yaklaşık M.Ö. 2561-2584 yılları arasında inşa edilmiş olduğu düşünülür ve yedi harikadan geriye eksiksiz olarak kalan tek tarihi eserdir. Mısır piramitlerinin en büyüğü ve en eskisi bu piramittir ve Mısır’ın Gize şehrinde bulunmaktadır. Uzunluğu 146,5 metredir.

İçinde bulunan bir odada bulunan yazılara bakıldığı zaman Mısır Firavunu Khufu adına anıt mezar olarak inşa edildiği düşünülmüştür. Şu anda dünyada en çok ziyaret edilen turistik bölgelerden biridir. İçerisinde üç oda bulunmaktadır.

2) Artemis Tapınağı – Efes, Türkiye

Jerash_Temple_of_Artemis

Ülkemizde İzmir, Efes’te bulunan Artemis Tapınağı Yunan tanrıça Artemis’e adanmış bir tapınaktır. Üç kez yeniden inşa edilmiştir. İlk iki yıkımı su baskınları ve yangınlar yüzünden olmuştur. M.Ö. 323 yılında üçüncü kez inşa edilmeye başlanmıştır ve M.S 268 yılına dek dayanmıştır. Ancak bu tarihte Gotların (barbar) baskını esnasında yok edilmiş ve hasara uğramıştır. Tapınağın kalıntıları 1869 yılında keşfedilmiştir ve şu anda British Museum’da sergilenmektedir.

Sidonlu Antipader, bu tapınağın yedi harika içindeki en iyi eser olduğunu belirtmiştir ve şöyle yazmıştır: “Bulutların tepesinde Artemis tapınağını gördüğüm anda dünyanın diğer harikaları gözümde mükemmelliğini yitirdi.”

3) Babil’in Asma Bahçeleri – Irak (?)

Hanging_Gardens_of_Babylon_by_Ferdinand_Knab_(1886)

Dünyanın yedi harikası içinde yeri tam olarak belirlenemeyen tek eser bu asma bahçeleridir. Şu anda adı Hillah olan ve antik Babil kenti olarak düşünülen yerde, Irak sınırları içerisinde yer aldığına inanılır. Bazıları bu eserin tamamen efsaneye dayandığını ve gerçek olmadığını iddia ederken bazıları da M.Ö. 600 yılı civarında Kral II. Nebukadnezar adına inşa edildiğini düşünülmektedir.

Asma bahçeleri bir dizi sıralı asma bahçelerinden oluşan ve antik Babil’in merkezinden göğe yükselen yeşil bir dağı andıran bir yapı gibi tasvir edilmiştir. Bu yapı gerçekten var olduysa bile M.S. 1. yüzyıl civarında yok edilmiştir. Babilli rahip Berossus M.Ö. 290 yılındaki yazılarında asma bahçelerinin Babilli kral II. Nebukadnezar’a ithaf edildiğini belirtmiştir ve bu kral M.Ö. 562-605 yıllarında hüküm sürmüştür. Ancak bu eserin var olduğuna dair arkeolojik hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

Babil’in Asma Bahçeleri hakkında değişik teoriler bulunmaktadır. İlki yukarıda bahsettiğimiz efsanedir ve buna göre Kral II. Nebukadnezar bu asma bahçelerini eşi Kraliçe Amytis memleketinin yeşil tepelerini özlediği için yaptırmıştır. Bir diğer teoriye göreyse asma bahçeleri aslında antik Asur kenti Ninova (şimdi Musul yakınlarındadır) civarında bulunmaktaydı ve M.Ö. 681-704 yıllaırnda hüküm süren Asur kralı Sanherib tarafından inşa ettirilmişti.

4) İskenderiye Feneri – İskenderiye, Mısır

Pharos_Alexandria_(Fischer_von_Erlach)

Ptolemaios Krallığı tarafınca M.Ö. 247-280 yılları arasında inşa edilen İskenderiye Fenerinin boyu 137 metre civarındadır ve yüzyıllar boyunca insanlar tarafından inşa edilmiş en uzun yapı olarak anılmıştır. Ancak bu fener 956-1323 yılları arasında yaşanan üç büyük depremden fazlasıyla zarar görmüş, 1480 yılında yalnızca harabeleri kalmıştır.

Daha sonra bu harabelerden kalan son taşlar da Kayıtbay Kalesi’nin yapımında kullanılmıştır. Kale, fenerin de bulunduğu Faros adasında halen sağlam bir şekilde korunmaktadır. 1994 yılında ise Fransız arkeologlar İskenderiye’nin batı limanının zemininde fenerin kalıntılarına rastlamışlardır. Mısır Tarihi Eserler Bakanlığı ise 2015 yılında fenerin bu su altındaki kalıntılarını bir su altı müzesine dönüştürme kararı almıştır.

Bu eserin yapımı II. Batlamyus zamanında tamamlanmıştır ve inşası 20 yıl kadar sürmüştür. Bu eser dünyadaki tüm deniz fenerleri için bir mimari rehberi olmuştur ve prototip olarak kullanılmıştır. Işık, tepede bulunan bir ocak sayesinde oluşturulmuştur ve kulenin ise neredeyse tamamen kireçtaşından oluşan bloklardan inşa edildiği düşünülmektedir.

Eserin mimarının ise Knidoslu Sostratus olduğu düşünülür. Gündüzleri güneş ışığını tepesindeki devasa bir ayna ile yansıtırken akşamları da ateş ile ışık oluşturmaktadır. Fenerin en tepesinde ise Poseidon ya da Zeus heykeli bulunduğu söylenmektedir.

5) Zeus Heykeli – Olympia, Yunanistan

Le_Jupiter_Olympien_ou_l'art_de_la_sculpture_antique

Şu anda Yunanistan’da bulunan Atina yakınlarındaki Olympia antik kentinde yer alan Yunan Tanrısı Zeus’un heykeli M.Ö. 435 yıllarında Yunan heykeltıraş Phidias tarafından yapılmıştır. Heykel Zeus Tapınağı’nın içerisinde bulunmaktadır. Ahşap bir iskeleti vardır ve üzerine fildişi ve altın parçalar döşenmiştir. Taht ise abanoz, fildişi, altın ve değerli taşlar ile süslenmiştir.

Bu eser yaklaşık 13 metre boyunda dev bir Zeus tasvirdir. Ancak M.S. 5. yüzyıl civarında kaybolmuş ve daha sonra İstanbul’da 475 yıllarında çıkan büyük yangında tamamen yanarak yok olmuştur. Bu eser yalnızca antik tasvirlerde ve tarihi paraların üzerindeki tasvirlerde görülebilmektedir.

6) Halikarnas Mozolesi – Bodrum, Muğla

Mausoleum_at_Halicarnassus_by_Ferdinand_Knab_(1886)_cropped

M.Ö. 350-353 yıllarında inşa edilen bu eser aslında bir anıt mezardır ve İran satrabı Mausolus anısına kız kardeşi ve karısı II. Artemeisia tarafından inşa ettirilmiştir. Eser o zamanlar Halikarnassos olarak bilinen Bodrum’da inşa edilmiştir. Boyu 45 metredir ve dört farklı Yunan mimar yapımında çalışmıştır. Mozole kelimesi adını “Mausolus” adlı bu satraptan almıştır ve bu dönemden günümüze dek mozole kelimesi yer altı mezarları için kullanılmıştır.

Bu eser 12.-15. yüzyıllar arasında yaşanan şiddetli depremler sebebiyle yok olmuştur. Kalıntıları şu anda Bodrum’da açık hava müzesi olarak sergilenmektedir. Gövdesi Yunan mimarisini, piramit şeklindeki çatısı ise Mısır mimarisini baz alarak inşa edilmiştir.

Rodoslu St. John’un şövalyeleri bölgeyi işgal edip Bodrum Kalesi’ni inşa etmişlerdir. Kaleyi güçlendirmek içinse bu mozolenin taşlarını kullanmışlardır. Daha sonra yağmacılar tarafından hazinenin çalındığı düşünülmektedir, mezarın içindeki Mausolos ve Artemeisia’nın cesetleri de kayıptır. Ancak bunun sebebinin cesetlerin yakılarak küllerinin saklanması olabileceği de ihtimal dahilindedir. Şövalyeler ayrıca yapının içindeki en iyi eserleri de alıp Bodrum kalesine yerleştirmiştir ve bu eserler üç yüzyıl boyunca orada kalmıştır.

19. yüzyılda ise bir İngiliz konsolos Bodrum Kalesi’nde bulunan heykellerden bazılarını İngiltere’ye götürmüştür, bu eserler şu an British Museum’da sergilenmektedir. 1852 yılında ise British Museum’un gönderdiği arkeolog Charles Thomas Newton mozolenin başka kalıntıları olup olmadığına bakmaya gelmiştir. Newton, tüneller kazarak birkaç duvara, merdivene ve sonunda da mezarın üç köşesine ulaşmıştır. Burada bulduğu Mausolos ve Artemeisia heykellerini çıkartmıştır.

7) Rodos Heykeli – Rodos, Yunanistan

3073313268_5fcab4bd80_b

Bir zamanlar Yunan adası Rodos’un limanlarının girişinde yer alan Yunan güneş tanrısı Helios’un heykeli Rodos Heykeli ismiyle anılmaktadır. Heykel M.Ö. 280 yılında inşa edilmiştir. İnşa edilmesinin sebebi ise Kıbrıs hükümdarı Antigonus I. Monophthalmus’un işgalina karşı kazanılan zaferdir, bunun için tanrılara şükretmek amacıyla heykel inşa edilmiştir. Bu heykel 54 yıl kadar sağ kalabilmiştir ve şiddetli bir deprem sebebiyle M.Ö 226 yılında yıkılmıştır.

Heykelin boyu 30 metrenin üzerindedir ve bronz ile demirden yapılmıştır, kaidesi ise mermerdendir. Boyu yaklaşık Özgürlük Heykeli kadardır. Antik dünyada yapılmış en uzun heykel olarak bilinmiştir. Şu anda heykelin ayaklarının bulunduğu noktalarda iki küçük temsili kolon dikilmiştir. Heykelin mimarı ise Lindoslu Khares’tir. Heykelin kalıntıları Rodos’ta müzede sergilenmektedir.

Heykel diz kısmından yıkılıp yere düştükten sonra III. Batlamyus heykelin yeniden inşası için para vermeyi önermiştir ancak Delphi kahini tanrı Helios’u gücendirdiklerini söyleyerek Rodosluları korkutmuştur ve heykel yeniden inşa edilmemiştir. Strabo’nun tasvir ettiğine göre heykelin kalıntıları 800 yıldan uzun bir süre o halde kalmıştır ve birçok kişi onu görmek için şehri ziyaret etmiştir.

Kaynaklar:

https://en.wikipedia.org/wiki/Wonders_of_the_World

http://www.telegraph.co.uk/travel/advice/What-are-the-seven-wonders-of-the-world/




Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.