Menu

Dinimizde kadının yeri ve önemi


İslam dininde kadınların yeri

İslamiyet dini söz konusu olduğunda, yüzyıllardır tartışma içerisinde bulunulan konulardan bir tanesi şüphesiz ki Müslümanlıkta kadın cinsinin yeridir. Bugüne kadar pek çok din alimini düşünce ayrılığına düşüren konu, global dünyada modernite yaygınlaştıkça; çağdaşlaşma yolunda ilerleme kaydedildikçe ve en önemlisi skolastik düşüncelerin baskısının artık çoğunlukla önüne geçildikçe hem kadınların değeri hem de İslam dininde kadının yeri daha net bir şekilde anlaşılabilmektedir.

İşin özüne bakıldığında, tüm kainatın yaratıcısı olan Allah-u Teala’nın kadınları da tıpkı erkekler gibi kendisine hayırlı kullar olmaları adına yarattığı ve cinsiyetler arası farklılığın bir üstünlük olarak görülmemesi gerekliliği durumu öncelik olarak anlaşılmalıdır. Erkeklerin yaradılış olarak kadınlardan daha güçlü bir yapıya sahip olması, zeka olarak ya da ezici bir kuvvet olarak baskı kurabilecekleri anlamına gelmemektedir. Zaten Allah da kullarına böyle bir baskı ve zulümü öğütlememiş; kadınların erkeklerle, erkeklerin de kadınlarla eş olduktan sonra birbirlerini tamamlayıcı bir hayat yaşamalarını söylemiştir.

Erkekler ve kadınların, bir arada oldukları toplum şartlarında ve daha da özele inersek aile kurumu çatısı altında birbirlerini tamamlayıcı ve destekleyici özellikleri bulunduğunda, kadınların erkeklerden daha aşağı ve basit görünmesi gibi çağ dışı düşüncelerden de kurtulmak mümkündür. Yani erkekler hem cesaretleriyle, hem kuvvetleriyle hem de koruyucu yönleriyle; kadınlar ise aynı şekilde hem koruyucu yönleriyle, hem şefkat ve merhametleriyle; kısacası “insanı insan yapan tüm özellikler” ile iki cins de birbirini tamamlayıcı bir yaşam standardı oluşturabilmektedir.

musluman-kadin

Müslümanlıkta kadın-erkek ayrımı nasıldır?

Dinimizde bu durum; erkeklerin toplum içerisinde aile sorumluluğunu ilk sırada almalarını söylemektedir. Yani erkekler, kadınlara nazaran daha iyi şartlar ve koşullar yarattıklarında kadınlar da onlara hem maddi hem de manevi destek sağlayabilmektedirler. Kuran-ı Kerim’de kadınların özellikle eşlerine sağlayacakları bu destekleri ve bağlılıkları vacip kılınmıştır.

Bazı çevrelerce bu üstünlük başka konulara yorulmakta, erkeklerin her konuda kadınlardan üstün olduklarını ve kadınlara hiçbir konuda ne hak ne de hukuk sağlanmaması gerektiği söylenilmektedir. Ancak bu düşünce oldukça yanlış ve en özel birimden en genel birime kadar zarar verici bir duruma yol açabilmektedir. Sonuçta tüm kulların yaratıcısı ve sorumlu Allah-u Teala’dır; hiçbir kadının hiçbir erkeğin kulu kölesiymiş gibi bir hayat yaşaması kabul edilemezdir.

Bu bağlılık ve düzen, bilinçli kadınların bilinçli bir toplum yapısı ve birbirine bağlı, namus kavramları içerisinde hoş bir hayat sürdürebilmelerine bağlıdır. Her iki cins de birbirine her daim saygı ve sevgi çerçevesinde davranırsa ne erkeklerin hayatında değişebilecek bir durum ne de kadınların hayatında alt sınıflarda kalmasına gerek duyulacak bir duruma ihtiyaç duyulmayacaktır.

Hz. Muhammed’in kadınlar hakkındaki sözleri

  • “Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onları, Allah adına söz vererek helal edindiniz.”
  • “Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.”
  • “Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız: namusunuzu korumaları, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları: Her ülkenin kendi geleneğine uygun şekilde onların rızıklarını ve giyimlerini temin etmenizdir.”
  • “Şüphesiz ki, kadınlar, erkeklerin dengi, benzeri ve tam bir eşidir”
  • “İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittirler”

İslamda kadınla ilgili verilen vaazlar

  •  “Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
  • “Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yan yana bulunacağız”
  • “Her kim kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olurlar.”
  • “Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.”
  • “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”
  • “Ey insanlar! Muhakkak ki Biz sizi bir kadın ve erkek (çiftinden) yarattık ve sizi çeşitli milletler ve kabileler hâline getirdik. Ta ki, tanışasınız ve yardımlaşasınız. Allah katında sizin en değerliniz Allah’tan en çok sakınanızdır.”
  • “Evlenme konusunda dul kadın kendine velisinden daha fazla yetkiye sahiptir. Bu sebeple kanaati alınmadan nikah yapılamaz. Evlenmemiş bir kızın da izni sorulmadan nikah kıyılamaz. Düşüncesi sorulduğunda susması da izni sayılır.”

Müslümanlıkta kadınlar hakkında doğru bilinen yanlışlar

  • Kadınların cariye olarak kullanılabildiği iddiası : Bu kelime aslen, “cereyan” kelimesinden türetilmiştir. Çok eski dönemlerde, kadınlardan tıpkı rüzgar gibi oradan oraya her işe koşturmakta; savaşta kaybedilen mallar içerisinde kadın da hizmet yapması için her türlü yere ve kişiye verilebilmekteydi. İslamiyet aslında kadınların bu durumdan kurtulmasını sağlamış ve “cariye” anlayışının ortadan kaldırılıp kadının bir mal gibi alınıp satılamayacağını söylemiştir. Hatta Kuran-ı Kerim’de yer alan Muhammed suresinin 4. ayetinde kadınları cariye olarak alan kişilerin ister fidyeli ister fidyesiz olsun mutlaka kadını köle olarak kullanmadan serbest bırakmak gerekliliğini vurgulamaktadır.
  • Kadının dövülebilmesinin uygun olduğu iddiası : Kuran’da kadınlara yönelik şiddete dair hiçbir bildiri olmamasına rağmen, çoğu Müslüman erkeğin kulaktan dolma bilgilerle Kuran’da kadına gösterilen şiddetin vacip olduğuna dair yanlış konuşmaları olabilmektedir. Aslında bu konunun aslı, Nisa suresinin 34. ayetinde oldukça açıklıkla anlatılmaktadır. Kadına şiddetin hiç bir türlüsü öğütlenmemiş ve yapılmasına izin verilmemiş; aksine kadınlarla olması gerektiği gibi konuşarak anlaşılması söylenmiştir. Bu ayete göre eşiyle anlaşmazlık yaşayan karı kocaların öncelikle konuşma yoluna gitmeleri, eğer anlaşamazlarsa aynı ev içerisinde yataklarını ayırmaları, yine çözüm bulunamazsa evlerin ayrılarak bir süre farklı yerlerde yaşamaları, sorun hala çözülmüyorsa çifti iyi tanıyan bireylerin bir araya gelerek arabuluculuk oynamalar; beşinci ve son süreçte de hala bir şeyler düzelmiyorsa boşanma yoluna gidilmesi önerilmektedir. İşin asıl kafa karıştıran kısmı, Kuran’da bunlar anlatılırken konudan “darabe” kelimesinin kullanılarak bahsedilmesidir. Kelime, deyimi yerindeyse işin “cinliğine” kaçan kişilerce darp etmek olarak çevrilmekte olsa da aslında bulunulan yerden ayrılmak, bulunulan koşullarda daha fazla bulunmamak olarak anlamında kullanılmıştır.
  • Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenebildiği iddiası : Kuran’da yer alan ayetlerin çarpıtılmasıyla ortaya çıkmış asılsız iddialardan birisi de bir erkeğin 3-4 karısı birden olabileceği durumudur. Konuyla alakalı Nisa suresinin 2. ve 3. ayetlerinde durumun tam tersi olarak çok eşlilik öğütlenmemekte, aksine çok eşli erkeklerin bir an önce eş sayısını düşürmeleri ve hatta daha evlenmemiş olanların asla çok eşli evlilik yapmamasını gerektiği söylenmektedir. Bu durumun ortaya çıkartılmasında, İslamiyetten önce her bir erkeğin en az 10 adet eşi olması ve kadınların toplumda hiçbir yeri olmamasının da payı büyüktür.
  • Kadınların erkeklerin kaburga kemiğinden yaratıldığı iddiası : Bu iddianın aslı bile Kuran-ı Kerim’de geçmemektedir. Okumayan, oradan buradan duyduğu bilgilerle bu sözün doğruluğunu savunan pek çok kişinin bulunduğu bilinse de, işin özü kutsal kitaplardan olan Tevrat’ta geçmektedir. O kitapta yer alan bilgilere göre, Allah ilk olarak Adem’i yaratmış sonrasında Adem dünyada çok yalnız kalınca onu ürettiği malzemenin aynısından bir de Havva’yı üretmiştir. Ancak Kuran’da konuyla alakalı Nisa suresinin 1. ayetinde geçen bilgilere göre; Allah hem kadını hem erkeği aynı anda ve aynı madde özünden yarattığı durumu yer almaktadır.
  • Erkeğin evin tek reisi olduğu iddiası : Bu iddianın asıl kaynağı da, Nisa suresinin 34. ayetinde geçen bilgilerin çarpıtılmasıyla ortaya çıkmıştır. Sözü geçen ayette “Er ricalu kavvamune alan-nisa” diye bir tabir kullanılmakta, iş çeviri kısmına geldiğinde ise; kavvam (gavvam) kelimesi “reis, yönetici” gibi anlamlarla çevrildiği için tamamen alakasız çeviri sonuçları ortaya çıkmaktadır. Kelime özü aslında “çokça ayağa kalkan” gibi bir anlam ifade etmekte ve bu cümlenin geneliyle beraber mantık çerçevesinden geçirildiğinde aslında erkeklerin kabul edilen katı ve itaat eder tavırlarının tam tersi, eşlerinin maddi manevi olarak üzerlerine titremeleri ve onlarla eşit şekilde uyumlu bir hayat sürmeye çalışmaları gibi bir anlam çıkmaktadır.

 

KAYNAK

KAYNAK 1




Son 50 Yorum
  1. gökhan
  2. Rabi4
  3. selami özçil
  4. Elif Zilayaz
  5. Tuğçe
  6. Tuğçe
  7. srdr
  8. sevil
  9. Ugur
  10. naz
  11. UMIT
  12. Salih
  13. AsLi
  14. Mahmut KARAKUS
  15. ismail ersöz
  16. Salih
  17. Eray ÖNELÇİN
  18. şamil

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.