Menu

Yeraltı Şehirlerinin Yapısı ve İnanılmaz Gizemi Şaşırtıyor


yeralti-sehri-ozellikleri

Yeraltı şehirlerinin gizemli yapısı

Çok uzun yüzyıllardan günümüze değin; dünyanın dört bir yanında bulunduğu iddia edilen ve hala kalıntılarının da incelendiği “yeraltı şehirleri” var olmaktadır. Bu şehirlere bazen keşfedilen derin tüneller sayesinde, bazen mağaraların içerisinde farklı yolların farklı alanlara açıldığının keşfedilmesiyle veya mitolojik bilgileri değerlendirip bilginin doğru olup olmadığını anlamak için gidip olay yerinin incelenmesiyle ulaşılmaktadır.

Yeraltı şehirlerinin çoğunun anlatılan efsanelerde nasıl tahayyül edildiyse ancak o şekilde bilinebilen alanlardır. Dünya genelinde kitaplarda anlatıldığı gibi yeraltı şehirleri keşfedilse de sayıca daha fazla olarak bulunamayanlar olmuş ve bu anlatılanlar sadece anlatıldıkları kadarıyla kalmışlardır. Bu tip rivayetlerde esas değinilen nokta, genelde bizim dünyamızın haricinde bir de “alt tabakavari” bir dünya daha olduğu yönündedir. Bu tip bir dünyada da yeraltından her türlü alana ve her türlü kıtaya bağlantı yolları olduğu ve istenilen her yere rahatlıkla ulaşılabileceği görüşü hakimdir. Bahsi geçen konuyla alakalı en büyük mitolojik unsur ise “Agarta” şehridir. Bu efsaneye göre bu şehir dünyanın merkezindedir ve o dönemin tanrıları İblisleri bir alana kapatmak için bu alanların yaratılmasını uygun görmüşlerdir.

Yeraltı şehirlerinin genel özellikleri nelerdir?

Ülkemizdeki yeraltı şehirlerini örnek olarak alırsak; bulunan bu şehirlerin ortak noktalarında çok geniş bir alanda yaşam alanı oluşturmaları, havalandırma sistemlerinin o dönemlere göre aşırı iyi düşünülerek yapılmış olması ve herhangi bir atak halinde içeride savunma yapılacak pek çok alan olması dönemin mimarisine göre çok çok ileriye dönük atılmış adımlardır.

Detaylı şekilde incelenen bu yapılarda, alt katların ve üst katların da yapısının farklı olduğu görülmüştür. Alt katlar daha detaylı ve daha güzel inşa edilmişken, üst katlara aynı özenin gösterilmediği görülür. Bu tip şehirlerin yazımızın başında da söylediğimiz özellikleri gereği, her türlü yeryüzündeki evin girişine sahip olduğu söylenebilir. Bu tip alanlara “gizli geçit” denilmektedir.

 

Bu tip altlı üstlü şehirleri birbirinden ayıran ana kapıların da izlerin rastlanmıştır. Sürgülü kapı sistemlerine benzer şekilde yapılan bu kapılar, hem katları birbirinden ayırabilmekte hem de sadece içeri kısımdan açılma olanağı bulunduğundan olası saldırılara karşı kişileri korumaktaydı. Ağırlıkları yarım tonu bulan bu kapıların o dönemlerde nasıl sürülerek hareket ettirildiği hala sırrını korurken, taşların üstünde tıpkı günümüzdeki kapılarda olduğu gibi dışarıyı görebilecek kadar göze uygun oyuklar da bulunmuştur.

Bu tip alanların ısıtma, mutfak, tuvalet gibi öğeleri de farklılık göstermektedir. Isınma konusunda bu şehirlerin koridorlarına konulan mumlardan ve kandillerden faydalanılmaktaydı. Kandillerin içerisine hala kullanılmakta olan “bezir yağı” konulmakta; hem ışık ihtiyacı giderilmekte hem de ortam kolaylıkla ısıtılabilmekteydi.

Mutfak konusunda da genelde mutfakların yeryüzüne daha yakın olması açısından üst katlara yapıldığı gözlemlenmiştir. Yeryüzünden getirilen her türlü yiyecek ve içecek bu alanlarda istiflenerek kullanıma hazır hale getirildiği tahmin edilmektedir. Mutfak yapıları çok kişiyi ağırlayabilecek kadar büyük olmakta ve genelde toplu kullanıldığı anlaşılmaktadır. Günümüzdeki gibi her ailenin kendi mutfağı olması gibi bir gereklilik o zamanlar düşünülmemiştir.

Son olarak tuvalet konusuna gelindiğinde ise hala bu alanlarda kesin olan bir yargı bulunmamaktadır. İç Anadolu bölgesinde bulunan bir kaç yer altı şehrinde tuvaletler bulunsa da diğerlerinin bu ihtiyaçlarını ne şekilde karşılayabildikleri hala araştırma altındadır.




Son 50 Yorum
  1. Kadir Yıldırım
  2. Hacer önoglu
  3. aylin
  4. seyma
    • Anonim
  5. huny
  6. okan oktuay
  7. mustafa kök
  8. yuksel

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.