Menu

Yazının Bulunuşu





yazinin-bulunusu

Yazının bulunuş süreci

Yazı dediğimiz durum; bir dilde var olan sözleri anlatabilmek için temsili semboller sistemine verilen isimdir. Somut bir varlık olmasından dolayı kalıcıdır ve sonsuza kadar muhafaza edilme durumu bulunmaktadır. Hem yazma durumu hem de konuşma durumu dilin tamamen yapısal özelliklerine bağlı olarak gelişmektedir. Yani buradan çıkarılacak sonuç herhangi bir dilin yazılı formunu bilmeyen kişilerin o dil hakkında herhangi bir okuma ve anlama sürecine giremeyeceği; bir dilde konuşmanın olduğu kadar yazmanın ve yazının da aynı şekilde önemli olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır.

Konu hakkındaki insanlık tarihi adına en eski buluş olan yazının ilk kez milattan öne 5000 yılında Sümer rahipleri tarafından kullanıldığı öne sürülmüştür. Bu yazıların yumuşak kil yapıları üzerine ucu sivri hale getirilmiş kamışlarla bir takım şekiller çizilerek ortaya çıkartıldığı söylenir. Bunun sonrasında oluşturulan bu kil tabletler kızgın fırınlarda pişirilerek yazılar kalıcı hale dönüştürülmüştür.

yazinin-icadi

Yazının bulunuşu ve gelişim süreci

Bunun sonrasında bu rahiplerin yazıyı depolarda mevcut malların skalasını tutmak adına ve tapınaklardaki ürünleri sayabilmek adına kayıt altına yazı vasıtasıyla almışlardır. Tabi bu tip kayıtlar tutulurken, bu kayıtları yazan kişilerin kim olduklarını da belirtme ihtiyaçları doğduğundan; bu sefer kayıt alınan yere isimlerini önce heceleyerek, her hecenin en yakın sembolize edilebileceği şeyleri çizerek belirtmeye başladıkları görülmüştür.

Zamanla yapılan işaretlemeler sadece nesneyi değil, nesneyi ifade edecek ses tonlamalarını da oluşturmaya başlamıştır. Bundan böyle hecelerin sesleri simgeleyen işaretlerinden günlük konuşma dilinin oluşturulabildiği işaretler ortaya çıkartılmış bulunulmuştur. Konuyla alakalı araştırma yapan tarih kişilerinin vardığı ortak kanı, tarih çağlarının başlangıcının tamamen yazının bulunmasıyla birlikte başlamış oluşudur.

yazinin-ilk-bulunusu

Yazının kullanılma amaçları nelerdir?

Yazımısın başında da bahsettiğimiz gibi insanlar, milattan önceki dönemlerde yaptıkları tapınaklarda kimin ne kadar bağışı ve malı bulunduğunu unutmamak ve bilmek isteğinden ötürü kayıt tutma ihtiyacına girişmişler ve bunun sonucunda yazıyı keşfetmişlerdir. İlk başta şekillerle tutulan bu kayıtlar sonrasında yazıya dönüşmüştür.

Resim yazısı olarak anılabilecek bu alan zaman geçtikçe daha detaylı anlatımlara ihtiyaç duyulduğundan bu tip yazıların gelişme çağına girilmiştir. En sonunda da çivi yazısı ortaya çıkartılmış, normal şartlarda yazı yazarken kullanılan çubuğun bir tarafındaki malzemenin çivi olmasından dolayı adına da çivi yazısı ismi verilmiştir. Çivi yazısıyla yazılmış tabletler ilk bulunduğu süreçlerde çözülememiş, ancak 1844 yılında Henry Rawlingson isimli kişi çözmeyi başarmıştır.

 

Kaynaklar:

 

Kaynak 1

Kaynak 2





Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.