Menu

Van Tarihi

van-tarihi

Van tarihi

Doğu Anadolu bölgesinde yer alan illerimizden olan Van, Türkiye’nin en kalabalık 19. ilidir. 2015 yılında yapılan sayımlardan sonra nüfusu bir milyon küsürlerde çıkan Van’ın nüfus açısından bu kadar kalabalık olması, kendisini bulunduğu bölgenin nüfus açısından en büyük ili pozisyonuna getirmiştir. Doğudan İran’la, batıdan Bitlis iliyle, kuzeyden Ağrı iliyle, güneyden Hakkari iliyle ve güneybatıda Siirt illeriyle komşu durumundadır. Van, konumu açısından Anadolu’nun boyut olarak en büyük kapalı havzasına yani Van Gölü‘ne sahiptir ve bu duruma ek olarak çevresinden bol akarsuların geçtiği, gölün kıyısında gayet verimli toprakların bulunduğu ve iklim koşulları olarak gayet elverişli bir bir bölge olma özelliklerine de sahiptir. Van, geçmişi milattan önce 7000 yıllarına kadar dayanan bir şehirdir. Van’ın ünlü Van Kalesi‘nin 6 kilometrelik bir mesafede güney kısmında yer alan Tilki Tepe’de ve Van gölünün kuzey kısmında bulunan Ernis mezarlıklarına ait kazılarda Kalkolitik devire, Bronz devrine ve Demir devrine ait yerleşim bölgeleri bulunmuştur. Ancak Van’da bir medeni tarihten bahsedebilmek Urartular döneminden itibaren mümkündür. Urartu’nun merkezi olan bölge, bugünkü Ermenistan ve etrafındaki topraklar ve de Doğu Anadolu bölgesiydi. İskitlilerin istilasından sonra zayıf düşen Urartular İran’dan gelen topluluk olan Medler tarafından yıkılmış, daha sonrasında bölgede Ermeniler; Ahamenişlerler, Partlar, Seleskovlar, Rumlar, Sasaniler ve Romalılar gibi pek çok medeniyet yaşamıştır. 644 yılına gelindiğinde Van’ı Müslümanlar fethetse de sonrasında tekrardan Rumlar bu bölgede hakimiyet kurmuştur. Uzun bir zaman diliminde Abbasiler ve Ermeni beylikleri tarafından yönetilmiştir. 11. yüzyılda ve sonrasında ise Türkmenlerin, Selçukluların, Karakoyunluların, İlhanlıların, Akkoyunluların ve Celayirlilerin yönetiminde kalan Van sınırları, 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı egemenliği altına geçmiştir. 20. yüzyılda Van’da hem Türk nüfus, hem Arap nüfus hem de Kürt nüfus yaşamaya başlamıştır ve hala da bu bölgede bu nüfuslardan insanlar yaşamaktadır. Bu yönüyle farklı pek çok etnik yapının ve kültürün kucaklaştığı bir il olan Van, gelenek açısından daha çok İran’ın ve Osmanlı’nın etkisinde kalmıştır. Van şehrinin kurulduğu alan, 1. Dünya Savaşı dönemlerine kadar Van Kalesi’nin güney tarafında bulunan surlarla belirlenmiştir. Hala günümüzde bu şehrin kalıntıları bulunmaktadır. Sağlam olarak kalabilen tek yapıt güney kapısı olan Orta Kapı’dır.

Van’ın tarihi güzellikleri

Van’da tarihi eser olarak sayılabilecek pek çok yapıt ve eser bulunmaktadır. Bunlardan en çok bilineni Van Kalesi’dir. Urartular döneminde topraklar üzerinde başkent olarak adlandırılan bölge, bu kalenin surları içerisinde yer almaktadır. 3000 yıl öncesine kadar dayanan bu eserin içerisinde hala günümüzde gidip görebileceğimiz oda mezarlıkları, kaya mezarlıkları, yazıtlar ve tapınaklar bulunmaktadır. Kalede yer alan Horhor yazıtı, kalede barınan en uzun yazıttır ve önemli bir tarihi eserdir. Bunun dışında “analı kızlı kutsal alan” denilen bölgede çok büyük blok sütunlarına yazılmış yazılı eserler bulunmaktadır. Bu kalenin içerisinde Mimar Sinan’ın eseri olan Hüsrevpaşa Külliyesi de bulunmaktadır ve bu külliyenin içerisinde günümüze kadar sağlam kalmış hanlar, türbeler, hamamlar, medreseler, çeşmeler, imaretler bulunmaktadır. Van bölgesinde sağlam kalan tek hamam işte bu külliyenin içerisindeki hamamdır. Kalenin batı bölgesine yapılan Madır Burcu isimli yapının günümüzde hala tam olarak ne mantıkla inşa edildiği çözülemese de yüksek ihtimal liman olarak kullanılacağı düşüncesi hakimdir. Geçmiş dönemlerden günümüze kadar gelen ve hala aktif olarak kullanılan Van bölgesindeki tek eser Kaya Çelebi Cami’sidir. Bu caminin dışındaki Van Ulu Camisi ve Kızıl Cami’nin ise minareleri dışında bütün bölümleri yıkılmıştır ve otomatikman tarihi eser kategorisine girmişlerdir. Şehirde ayrıca günümüze kadar ulaşan pek çok kilise yapısı bulunmaktadır ve bu yapıların en çok bilinenleri Saint Dsirvanov, S. Neshan, S. Stephan ve isimlerine “Çifte Kilise” de denilen S. Petros ve S. Paulos kiliseleridir. Bu kiliselerin dışında turistlerin en çok ilgisini çeken kiliselerden biri Meryem Ana kilisesidir çünkü bu kilisenin içerisinde Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği tahtanın bir parçası saklanmaktadır. Van bölgesinin kültürel tarihine bakıldığında ise kendine has en çok bilinen özellikler Van kedisi, Van otlu peyniri ve Van kahvaltısıdır.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.