Menu

Uzay yolu filmi gerçek mi oluyor ?

Etiketler:

Uzay yolu filmi gerçek mi oluyor?
Uzay Yolu filmlerinin otomobilleri gerçek oluyor. İlginç tasarımlı, giderken garip elektronik sesler çıkaran otomobiller şimdi yeni bir dönemin habercisi gibi.

Honda’nın 2009’da sınırlı sayıda satışa sunacağı hidrojenli otomobil FCX’i Japonya’da Motegi pistinde test ettik.
Uzay Yolu filmlerinin otomobilleri gerçek oluyor. İlginç tasarımlı, giderken garip elektronik sesler çıkaran otomobiller şimdi yeni bir dönemin habercisi gibi.

Tasarım açısından uzayı hatırlatan modelleri bir süredir yollarda görüyoruz; ancak uzay teknolojisine sahip petrol yerine hidrojeni yakıt olarak kullanan modellerin trafiğe adım atması yeni bir konu. Bu alanda Japon Honda öncü markalardan biri; yaklaşık 8 yıl önce başladığı hidrojen teknolojisini kısa bir süre önce FCX olarak hayata geçiren marka, bu modelden sınırlı sayıda üreterek kiralama yöntemiyle satışa sundu. Deneme niteliğindeki bu modelin ardından yeni FCX modeli üzerine çalışan Honda, görünümüyle de uzay filmlerini hatırlatan bu modeli 2009 yılından itibaren satışa sunmaya hazırlanıyor. FCX öncelikle Japonya ve Amerika’da leasing yani kiralama yöntemiyle satılacak.

Tokyo yakınlarındaki Honda’nın ünlü Motegi yarış pistinde test ettiğimiz FCX, gazetecilere sıra dışı bir tecrübe kazandırdı. Öncelikle otomobil, gerçekten etkileyici bir tasarıma sahip. Gövdesi bir hayli iri olmasına rağmen far dizaynı sayesinde birden ‘uzay’ çizgisine bürünen otomobil, bir bakıma üzerindeki teknolojiyi haber veriyor. İç mekânda da güncel Civic modelini hatırlatıyor; ama tamamen sıra dışı bir dizayn söz konusu. Vites kolu, el freni küçük birer butondan ibaret.

Bu otomobilde bir marş motoru bulunmuyor; kontağı açmanızla birlikte çalışıyor. Ancak çalıştığını anlamak için ekrandaki İngilizce ‘yola hazır’ ifadesine bakmak zorundasınız. İşte o kadar sessiz çalışıyor. Çünkü FCX’te petrolle çalışan bir motor yok. Özel yakıt tankına yüksek basınçla sıkıştırılan 171 litre hidrojen ‘fuel cell’ teknolojisiyle ayrışarak lityum iyon pillere enerji depolanıyor. Fren yaparken de eğim aşağı inerken de bataryaya ekstra enerji girişi sağlanıyor. Bu sayede araçtan 129 beygir güç elde ediliyor. Gaz pedalına bastıkça petrolle çalışan bir motorun homurtusuyla kıyaslanmayacak türden, robotların çıkardığı sesleri andıran elektronik sesler yayılıyor.

Konsept olarak üretilen otomobilin henüz çarpışma testleri yapılmadı. Ancak otomobilin son hızı gerçekte 160 km/saat. Bir depo hidrojenle 570 kilometre yol alabilen FCX, Honda’nın çevreye yönelik çalışmalarında kilometre taşlarından biri. Hybrid, doğalgaz, bioetanolle çalışan otomobiller de geliştiren Honda, henüz zorunlu olmayan ve Avrupa’da Euro 5, Amerika’da Tier II standartlarını karşılayan yeni dizel motoru I-DTEC’i de modellerinde kullanmaya başladı.

Gelişmiş robot Asimo gibi teknolojilerle de öne çıkan Honda, bir yandan insan beyninden geçenleri 5-6 saniye farkla algılayan robot üzerinde çalışırken bir taraftan solar teknolojisiyle kısa sürede petrole benzer yakıt üretilmesi, biyogenetik teknolojisini kullanarak biyo ethanol yakıtı üretilmesi gibi konular üzerine yoğunlaşıyor.

Yılda bin araç testte hurdaya çıkıyor

Honda, Tokyo yakınlarındaki 64 milyon dolarla kurulan merkezde yer alan crash test (çarpışma testi) laboratuvarlarında her yıl binden fazla otomobili hurdaya çıkarıyor. Bizim için özel olarak saatte 50 km/saat hızla yapılan çarpma testinde CR-V ve 5 kapılı Civic modeli kullanıldı. Çarpışmalarda araç içinde bir insanın vücut yapısını bire bir temsil eden ve Dummy adı verilen mankenler kullanılıyor. Hatta direksiyon altına yerleştirilen diz hava yastıklarını test eden cansız mankenlerin diz eklemine elektronik menisküs bile yerleştirilmiş.

Zaman

Yorum yapmayı unutmayın!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.