Menu

Truva nasıl bulundu

truva atı

Tarih bu şehri aşk, kahramanlık ve uygarlık yuvası olarak anlatır. Homeros‘un İlyada‘sında destanlaştırdığı Truva, bu destan sayesinde medeniyet dünyasındaki yerini almıştır. Arkeolog bile olmayan Schliemann tarafından yapılan kazılar neticesinde gün ışığına çıkarılmıştır. Truva’nın nasıl bulunduğunu merak ediyorsanız, yazının devamını okumaya devam edin.

truva

Şehrin asıl adı Troia olup, dilimize Truva olarak geçmiştir. Truva’da 3 bin yıldan beri Anadolu kavimlerinin yerleşik olarak yaşadığı bir gerçektir. Bu kavimler Yunan uygarlığının, Makedonya ve Dor’un saldırılarına karşı zaman zaman mücadele etmişlerdir. Truva‘yı gün ışığına çıkaran Alman asıllı Schliemann adında bir araştırmacıydı. 1868 yılına kadar sadece Homeros’un İlyada’sında olan efsane bir şehirdi. Oldukça zengin biri olan Schliemann, Osmanlı İmparatorluğu’ndan aldığı ferman ve izinlerle kazı çalışmalarına başlamış ve kısa sürede Truva‘nın ilk katlarına ulaşmıştır.

truva antik kenti

Schliemann’ın buluşları kısa zamanda ilim çevrelerinde yankılar yarattı. Birçok ilim insanı buluntuların bir mezarlıktan ibaret olduğunu ve Truva’nın çok daha uzak bir yerde olduğunu belirtmişlerdir. Ancak Schliemann elde ettiği buluntulardan ve bilgisinden oldukça emindi. Dönemin ilim adamlarını, tüm masraflarını kendisi karşılayarak Truva’da bir oturuma davet etti. Tüm bu ilgiye rağmen, ilk kazılarını yalnız yaptı. Yanında da sadece karısı ve bir Rum işçi bulunmaktaydı.

antik truva

Amacı, esas şehir temelinin kaç metre derinde olduğunu tespit etmeye çalışmaktı. 1871 ve 1872 yıllarında da kazılarına devam eden Schliemann, her defasında çalıştığı ekibini de geliştirdi. 1873 yılında kazılara devam ettikleri bir günün sonunda oturmuş eşiyle dertleşiyorlardı. Onca sürede yalnızca taş yığınları ortaya çıkaran Schielmann oldukça kötümserdi. Oturdukları yerin karşısında 8,5 metrelik bir çukur bulunmaktaydı. Gözü bir anda topraktan başının üst kısmı görülen bir heykele takıldı. Bir anda yerinden fırlayan Schliemann eliyle heykelin olduğu yeri eşelemeye başladı ve işte o anda eline ilk altın parçaları takılıverdi. Tüm çalışanları hemen bir hikaye uydurarak kazı yerinden uzaklaştırdılar. Eşi, Rum işçi ve kendisi burayı kazdılar ve tarihte meşhur olan “Kral Priamos’un Hazineleri“ni buldular.

turvanın keşfi

Schliemann, “Kral Priamos’un Hazineleri“ni ülkeden çıkarmaya çalıştı, kısmen de başarılı oldu. Bu olayın ortaya çıkmasından dolayı hakkında Osmanlı Devleti tarafından dava açıldı. Dava nedense Atina’da görüldü ve ayarlanmış bilirkişilerin belirlediği gülünç bir miktar olan, 10 bin Frank para cezasıyla cezalandırıldı. Buna dünden razı olan Schliemann, 10 bin Frank değil sanki teşekkür ya da günah çıkarma mahiyetinde 50 bin Frank ödeme yaptı. 1890 yılına kadar süren ve 8 mevsim olarak yapılan kazı çalışmalarını yürüten Schliemann, artık Avrupalı ilim adamlarınca pek dikkate alınmıyordu, ancak zaman onu haklı çıkarmıştı ve kalıntıların destanlara konu olan Truva şehri olduğu tüm dünya tarafından kabul görmüştü.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.