Menu

Transseksüellik Nedir ?

transeksuellik-nedir

Transseksüellik nedir?

Transseksüel, kendini olduğu cinsiyetin tam zıttı cinsiyette hisseden, karşı cinsine benzeme eğilimleri olan, bedenen ve ruhen de karşı cinsinden bireyler gibi davranan kişilere verilen isimdir. Hem kadınlar hem de erkekler için transseksüel kalıbı geçerlidir. Daha anlaşılır biçimde bir erkek birey erkekliğinden vazgeçip kadın olmak isteyebilir, kadın birey de kadınlığından vazgeçip erkek olmak isteyebilir. Bu tabir, fiziksel görünümden çok ruhsal olarak bu eğilimleri gösteren kişiler için daha sıklıkla kullanılmaktadır. Yani kendisini dış görünüşüyle tam ters cinsiyet gibi göstermesinden ziyade, kendi iç dünyasında kendisini tamamen göstermeye çalıştığı cinsiyet gibi hissetmesidir. Bazı durumlarda toplumsal baskılar vb. konulardan dolayı dış görünüşlerine bu ruh hallerini yansıtamadıkları için transseksüelleri sadece dış görünüşlerinden ayırt etmek mümkün olmamaktadır. Çoğunlukla travestilikle bir tutulan bu terimin bu şekilde hafızalarda yer etmesi yanlıştır çünkü transseksüeller çoğunlukla travestilerden öte bir cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirerek tamamen hissettikleri cinsiyete hem hukuki açıdan hem toplumsal açıdan erişebilmektedirler. Kendisini transseksüel olarak değerlendiren bir kişi, her ne kadar fiziksel olarak bir kadının özelliklerine ya da bir erkeğin özelliklerine sahip olsa da; konuşmasından düşüncelerine, davranışlarından giyimlerine kadar aklınıza gelebilecek tüm konularda tam karşı cinsiyet gibi davranırlar. Transseksüel erkekler kadın gibi davranır ve kadınların yaşadığı hayatı tüm yönleriyle yaşamaya çalışır, transseksüel kadınlar de aynı şekilde erkek gibi davranarak erkeklerin yaşadığı hayatı tüm yönleriyle yaşamaya çalışmaktadır. Bu konu hakkında dünya genelinde yapılan araştırmalar neticesinde; transseksüellik durumunun bir hastalık olup olmadığı mercek altına alınmıştır ve konu hala bir çözüme ulaştırılamamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (“WHO” olarak da adlandırılmaktadır) ortaya attığı iddiaya göre, dünya genelinde bir hastalık ölçütü olan kullanılan “ICD-10” kurallarına göre transseksüellik, cinsiyet rahatsızlığı olarak kabul edilmektedir. Biyolojik olarak bir kadın özelliklerine sahip olup, psikolojik olarak kendisine bir erkek kimliği sahiplenen kadınlar bu konu çerçevesinde “kadından erkeğe transseksüel”; yani “trans erkek” olarak tanımlanmaktadırlar. Aynı şekilde biyolojik olarak bir erkek özelliklerine sahip olup, psikolojik olarak kendisine bir kadın kimliği sahiplenen erkekler de “erkekten kadına transseksüel”; yani “trans kadın” olarak nitelendirilmektedirler. Ancak bu konularda trans erkekler ve trans kadınlar bu tip tanımlamaları reddetmektedir. Yani erkekten kadına transseksüellik (MTF olarak adlandırılmaktadır) ve kadından erkeğe transseksüellik (FTM olarak adlandırılmaktadır) bu tip kalıpların içerisine sokulmamalıdır. Bu kabul edilmeyişin sebebi olarak yaradılış olarak kendilerine verilen cinsiyetleri, bir cinsiyet belirleyici kalıp olarak kabul etmemelerinden kaynaklanmaktadır. Transseksüellere göre; bu bireylerin davranış değişiklikleri ve bedensel değişiklikleri de dahil olmak üzere asıl cinsiyetleri değiştirilemez bir boyuttadır. Geçmiş tarih boyunca kaynakçalarda yer alan ve günümüze kadar gelen transseksüel kadın ve transseksüel erkek tabirleri, kavramın asıl ifade etmesi gereken şeyi edemediğinin bilincine varıldığından kaldırılmış ve bunun yerine “transseksüel geçmişi olan erkek” ve “transseksüel geçmişi olan kadın” tabirlerinin kullanılması daha uygun görülmüştür.

Transseksüelliğin tarihi

1950’li yıllardan itibaren transseksüel eğilimi olan Amerikalı bireyler hormon tedavisine başvurabilmekteydiler. O dönemlerde konu hakkındaki çalışmaların ana karakteri olan Harry Benjamin isimli doktor, pek çok transseksüel bireyle yakından ilgilenmiştir. Kendisi o dönemki pek çok meslek arkadaşının aksine transseksüelliğin bir fiziksel hastalık olduğuna inanmamaktaydı. O’nun görüşü bu bireylerin bedensel olarak cinsiyetlerinin asıl cinsiyet kimliklerinden uzaklaştığı yönünde olmuştur. İlk cinsiyet değişimi ameliyatı 1952 yılında olmuş ve Christine Jongensen isimli Amerikan asıllı transseksüel birey erkekten kadına cinsiyetini değiştirmiştir. Ancak günümüzde de olduğu gibi o yıllarda da dini kesim bu tip müdahalelere kesinlikle karşı çıkıyor ve hastanelere bu konuyla alakalı saldırılar düzenleniyordu. Bu baskıların sonucunda bu tip ameliyatları geçirmek isteyen transseksüel bireyler mecburen kendi ülkelerinden ayrılıp başka ülkelere ameliyat olmaya gidiyorlardı. Bunun dışında Amerika’daki transseksüellere toplumda genel algı olarak psikopati hastaları şeklinde bakılıyor ve bu bireyler akıl sağlığı merkezlerine yatırılıp elektroşok gibi gereksiz tedavilere maruz bırakılıyorlardı. 1966 yılında bir tıp merkezinde konuyla alakalı bir cinsiyet kimliği kliniği kurulmuş ve yapılan çalışmalarla cinsiyet değişimiyle alakalı yöntemler araştırma konusu yapılmıştı. Türkiye’de ilk olarak Bülent Ersoy’un gündeme getirdiği transseksüel cinsiyet değişimi ameliyatı uzun dönemler boyunca gündemden düşmemiş, çoğu negatif yorum alınsa da sanatçıya destek verenler de olmuştur.

Transseksüellik tercihinin nedenleri nelerdir?

Transseksüel bireylerin bu şekilde bir hayat tercihi yapmalarının sebepleri uzmanlarca çok geniş bir şekilde araştırılmıştır. Yapılan çalışmalarda transseksüellerle ilgilenen doktorlar transseksüel bireyin kendisiyle ilgilenen psikoloğuyla, kendisine yardımcı olan farklı ruh sağlığı profesörleriyle, transseksüellerin kendi ailelerinin üyeleriyle ve yakın arkadaşlarıyla yakın temas halinde olunmuş ve bu araştırmalardan sonra hep ortak sonuçlar çıkartılmıştır. Buna göre transseksüellik; doğumdan itibaren belirlenmiş olan insan cinsiyetinden ve bu cinsiyetin getirmiş olduğu tipik davranış normlarına ait hissetmeme biçimidir. Bir diğer adıyla “cinsiyet hoşnutsuzluğu” olarak da adlandırılmaktadır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.