Menu

Tarihi Sinop Cezaevi

tarihi-sinop-cezaevi

Sinop Cezaevi hikayesi

Sinop Cezaevi, ilk olarak 12. yüzyılda Sinop’u Selçukluların almasından sonra Sultan İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Büyüklüğü 13.000 m2 gibi bir sayıyla ölçülmektedir. Bu yapı şehrin içerisinde yer alan bir kalenin iç tarafına yaptırılmıştır. Cezaevinin etrafında kalan burçlar 11 tanedir ve 30 metrelik yüksekliklerde inşa edilmiştir. Sonradan bütünlüğe katılan kuzey-güney yapısında ise 5 tane burç bulunmaktadır ve bunların da yüksekliği 22 metreyi bulmaktadır. Kalenin iç tarafında kalan burçlar 1560 tarihinden itibaren zindan olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu zindanlarda 1713’te Kırım Hanı Devlet Giray yatmıştır. Daha sonra 1882 yılına gelindiğinde bu zindanlar artık cezaevi olarak kullanılmaya başlanmış, yeniden düzenlenmesi yapılarak cezaevi mimarisine uygun olacak şekilde U planıyla inşa edilmiş, yine yüksek duvarlarla ve birbirine sık şekilde döşenmiş pencerelerle yapısı oluşturulmuştur.

Cezaevi, birbirine simetrik şekilde inşa edilmiş 3 ayrı bölümden oluşturulmuştur. Kuzey kısmından başlanarak 1. , 2. ve 3. kısımlar olarak adlandırılmaktadırlar. Bu üç bölümün birbirinden ayrımı çok yüksek duvarlarla sağlanmıştır. Koğuşlar genel olarak 50 kişilik kapasitelerle kullanılmış ve birbirinden ayrı 28 ayrı hücre bulunmaktadır. 3. kısım denilen en güneydeki bölümün alt kısmında 21 adet disiplin koğuşu bulunur ve bu koğuşların olduğu bölümlere ”Karadağ” adı verilmektedir. Bunun dışında yapının yine güney tarafının güneydoğu cephesinde cezaevinin ilk yapılmaya başlandığı tarihten itibaren cezaeviyle birlikte inşa edilen hamam, bütün mahkumlar için kullanıma her zaman açık olmuştur.

sinop-cezaevinin-tarihi

Cezaevinin kuzeyinde uzunlamasına inşa edilmiş sur, onun ötesine başka bir bina yapılması amacıyla iç kaleyi ikinci bir kısma ayırma işleminde kullanılmıştır. 1939 yılında 2 katlı ve 9 tane hücresi bulunan bir cezaevi daha inşa edilmiş ve bu cezaevi çocuk mahkumların yatması için yaptırılmıştır. Bu binanın bitişiğinde de karakol binası, mutfak, bir çok gözlem hücresi ve müşahede binası yer almaktadır. Bunların dışında da içeride yer alan atölyelerde mahkumlara, cezaevinin kapatılmadan önceki son yıllarında el sanatları, halıcılık, mobilyacılık, ahşap sanatı vb. sanatlar da öğretilmiştir. Ortaya çıkartılan ürünler dışarıda satılmış ve ürünü ortaya çıkartan mahkumlara da emeklerinin karşılığı ödenmiştir.

Cezaevi inşası ve koruma güvenliği açısından tarih boyunca kaçılması imkansız cezaevlerinden biri olarak anılmıştır. Gerçek bir cezaevinin tüm iç korkutucu ve soğuk görüntüsünü barındıran Sinop Cezaevi, hem iç yapısındaki rutubetten dolayı mahkumların iyileşemeyecekleri derecede hasta olmasına hem de tam denizin dibinde kurulan ücra bir yapı olmasından mütevellit mahkumların psikolojisinin iyice bozulmasına sebebiyet veren bir cezaevi olarak anılmaktadır. Cezaevinin çok eski zamanlarıyla ilgili Evliya Çelebi’nin yazdığı ünlü Seyahatnamesinde şöyle satırlar yer almaktadır;

”Burası çok büyük ve korkunç bir kaledir. 300 tane demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 tane adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Bu kalenin burçlarında gardiyanlar adeta ejderha gibi dolanmaktadır. Allah korusun, oradan bir mahkumun kaçmasına izin vermek bir kenara, onlar kuş dahi uçurtmazlar.”

sinop-cezaevinde-yatan-unluler

Sinop cezaevinde yatan ünlüler

Cezaevi, 1997 yılına kadar tüm suçlu yazar ve şairlerin bir nevi sürgün noktası olarak var olmuştur ve tüm sicili sıkıntılı bulunan ünlüler bu cezaevine sürgün edilmiştir. 1960 yılına kadar cezaevinde geçmişe ait doğru düzgün raporlamalar yapılmamış; bu yüzden içeride olan olaylar, yaşananlar ve tüm gelip geçen isimlerin eksiksiz bilinmesi mümkün olmamıştır. Burada yattığı ve yaşadıkları bilinen ünlülerin hikayeleri, kendileri cezaevinden çıktıktan sonra kaleme aldıkları yazılarla ortaya çıkmıştır. Sinop Cezaevi 1996 yılında tüm mahkumlarını boşaltmış ve Kültür Bakanlığı’na ait bir yapı olmuştur. 2000 yılından itibaren ise dışardan ziyaretçilerin alımına açılmıştır. İçerisinde yer alan sanat galerileri ve konaklama tesisleriyle eski korkunç günlerini geride bırakarak bir kültür kompleksi haline gelmiştir. Cezaevi bu hale getirilmeden yıllar boyunca içerisinde yatan ünlü isimler ise şunlardır;

Sabahattin Ali

Nazım Hikmet

Necip Fazıl Kızakürek

Refik Halit Karay

Mustafa Suphi

Burhan Felek

Kerim Korcan

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.