Menu

Sümer Ezgü kimdir


sumer ezgu

Sümer Ezgü / Sanatçı

Selanikli çerkez bir anneanne ile Burdurlu bir dedenin serüveniyle başlar Sümer Ezgü’nün öyküsü. Dede Adapazarı’nda askerlik yaptığı sırada tanışır annneanne ile. Evlenirler ve Burdur’a yerleşirler. Bu evlilikten Sümer Ezgü’yü hayata kazandıracak kadın yani anne gelir dünyaya. Tarbzonlu baba Burdur’da öğretmenlik yaptığı sırada tanışır anne ile…..Ve arkasından evlenirler. Bu evlilikten iki çocuk gelir dünyaya. Biri 1960’da doğan Sümer’dir yani türkülerimizi yeniden bir sevda haline getiren Sümer Ezgü…

Çocukluk dönemi Burdur’un bir bucak kasabasında geçer ancak, hemen arkasında onu başka diyarlar bekler ki, yine babasının görevi nedeniyle ailece Yunanistan Gümülcine’ye yerleşir. Bu yeni mekanı aynı zamanda onun müzikle dolu yeni bir hayata başlamasının da vesilesi olur. Mandolin, melodika ve nota dersleri alır. Sanata olan bu ilgi kendisini resimde de gösterir ve daha Gümülcine’de, ilkokullar arası düzenlenen bir resim yarışmasında birinci olur.

Babası çok iyi yağlı boya, karakalem ve suluboya resimler yapar. Aynı zamanda aile de bir çizer daha vardır ki, o da Milliyet Gazetesi çizerlerinden Sümer Ezgü’nün halasının oğlu olan Haslet Sayöz’dür. Buradan Sümer Ezgü’nün resimdeki başarısı ile ilgili aileden kalma bir yetenekten sözetmemek mümkün değil.

Bu sanatsal uğraşıları Türkiye’de de devam eder ve bağlama öğrenerek de özellikle müzik alanındaki gelişimini sürdürür. Yine bu dönemde halk oyunlarına başlar. Burdur’a yerleşmesi, onun bu defa da bir başka alanda, sporda uzun süreler uğraş vermesinin habercisi olur. Burdur Lisesi’nde ortaöğrenimini bitiren Sümer Ezgü, Burdur Spor’un futbol, voleybol ve basketbol takımlarında da bir süre oynar. Daha sonra Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’nin Hentbol Bölümü’nden mezun olur ve bu dönemde İstanbul Vefa-Simtel Hentbol takımında oynar. Bu dönem aynı zamanda onun sporda da elde ettiği başarının kanıtıdır ki, takımıyla birlikte şampiyonluğu da tadar.

Aynı yıllarda halk oyunları ile birçok ulusal ve uluslararası festivallere katılır. Bu sayede Anadolu ve dünya müziklerini ve danslarını tanıma fırsatı bulur. Bulgaristan, Malta, İngiltere, Almanya, Eski Yugoslavya, İtalya, Arnavutluk, ABD, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, Kazakistan, Kırgizistan, Özbekistan, Avusturya, İsviçre ve Fransa gibi ülkelerde verdiği konserlerle de müziğini dünyaya tanıtır.

1981 yılı artık onun için profesyonel müzik yaşamının başlangıcı olur ve bu yılda TRT’ye ses sanatçısı olarak girer. Bu dönemde nota, halk müziğinde yöreler, makamlar, batı armonisi, halk edebiyatı, sahne estetiği, tiyatro, şan, halk oyunları gibi konularda eğitim alır. TRT ve Kültür Bakanlığı arşivlerine türkü notalayarak da oldukça ciddi bir katkı yapar.

1987’de Serap Ezgü (Paköz) ile yaptığı evlilikten kızı Ceren dünyaya gelir. Bu evlilik 1999’da noktalanır.

1990 yılında “İlvanlım” türküsü ile “Yılın Derlemesi” ödülünü alır. “İlvanlım” dışında, “Bedirik”, “Yaban Gülü”, “Şeker Almaya geldim”, “Sanatçıya Sitem”, “Nazar Değmesin”, “Alına da Gülüne” ve “Sevdan” sanatçının halk müziği dinleyicilerine armağan ettiği en popüler derleme ve besteleridir. Bu besteler ve bunların dışında bir çok bestesi aynı zamanda Türk Halk Müziği arşivlerine kazandırılmış önemli katkılardır.

1994 yılında Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde halk müziği dersleri vererek de yaşamına hoş bir renk katar.

Bu dönemlerde yorumculuğun yanında televizyon programcılığına da başlar ve 1995 yılında Serap Ezgü ile birlikte TRT televizyonuna hazırladıkları “Ankara Rüzgarı” isimli program Magazin Gazetecileri Derneği’nin “Tüm Kanalların En İyi Müzik Eğlence Programı” ödülüne layık görülür. Yine aynı yıl İsveç’te düzenlenen “Sevgi” konulu yarışmada “Yunus” isimli bestesi ile “Juri Özel Kompozisyon Ödülü”nü alır.

1997 yılında TRT’den ayrılıp İstanbul’a yerleşir ve hayatını bu kentte idame ettirmeye devam eder.

Müziğe katkıları, Sümer Ezgü’ye 1998 yılında Motif Dergisi’nin verdiği “Halk Müziği Teşvik” ödülünü de kazandırır. Bundan bir sene önce çıkarttığı albümünde; “Zaten yalın ve duru olan türkülerimizi, sömürmeden, dürüstçe sunuyoruz. Sıcak……İçten” diyerek halk müziğine bakışını anlatıyordu dinleyicilerine…

1999 yılında hazırlayıp sunduğu “Nazar Değmesin” adlı program ile İstanbul Milli Eğitim Vakfı’ndan 1999 “Program Ödülü” nü kazanır. Sümer Ezgü halen 1999 yılında seçildiği telif hakları mücadelesi veren Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Birliği (MESAM) ‘nde yönetim kurulu üyeliği görevine de devam etmektedir.

Yıllar geçip de beraberinde birçok otantik motifi götürürken, Sümer Ezgü’nün zengin renkleriyle güzelim Anadolu kültürüne müzik ve halkoyunları alanında yaptığı katkılar ne belleklerimizden ve ne de arşivlerimizden silinip gidecek gibi değil…Son albümünde anlatıyordu bunu “Bir sevdadır türküler…..” ile… Evet bu kadar hayatın kendisi, bu kadar sevdanın kendisi silinip gitmeyecek olan…
Milliyet Gazetesi’ndeki yazının devamı Sümer Ezgü’nün hayatının özet cümlesi olarak kalacak; “Bu hayat renkli değil mi? Rengarenk!….”

Meslek: Türk Halk Müziği Sanatçısı

Türküleri

Arslan Mustafam

Asmam Çardaktan

Harmandalı Zeybeği

Sevdan




Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.