Menu

Psikoseksüel nedir

 

Psikos**ksüel kuramı, Sigmund Freud’un geliştirmiş olduğu bir kuramdır. Kişilik gelişimini 4 evrede inceler. Bunlar; oral, anal, fallik ve örtülü evredir. Ana teması, cinsellik ve saldırganlıktır. Kişiliğin gelişimini bu iki temelde ele alır. Beyni de üçe ayırmaktadır. Bunlar da; “ıd” cinsellik ve saldırganlığı, “süper ego” toplumsal değerler, ahlak, sosyalite ve ödevleri barındırmaktadır. Ego ise, ıd ve süper ego’nun arasında dengeleyici konumundadır. Yani insanların görünen yüzü, aslı ve dışarı yansımasıdır.

Psikos**ksüel kuramda Freud, daha fazla ıd üzerinde durmuş, insan davranışlarındaki ıd’in rolünün öneminden söz etmiştir. İd’i belirleyen faktör, kalıtım ve çevredir. Altı yaşına kadar olan çevresel etki oldukça önemlidir. Buna örnek olarak, yaklaşık 3 yaşındaki bir çocuğa tuvaletini yaptığı sırada ebeveyn tarafından uygulanan baskı, çocuk büyüdüğünde cimrilik, agresiflik, tutuculuk ve utangaçlık olarak yansımaktadır. Kişinin ilerleyen yaşlarına rağmen halen parmaklarını emmesi, psikos**ksüel gelişimin bu ilk aşaması olan oral döneme takılıp kalmaya örnektir. Sigara tiryakiliği, alkolizm, oburluk gibi kişisel özellikler yine psikos**ksüel gelişimin oral evresindeki bir takılmadır.

Oral evre

İlk senede dudaklar ve ağız mukozasının erotojenik bölgeler olarak öne çıktığı oral dönem görülmektedir. Anne memesi, bebeğin cinsel dürtüsünün yöneldiği ilk nesnedir. Annenin olmadığı anlarda, parmak emme işi memenin yerine geçmektedir. Bu süreçte anne memesi kadar, ebeveynin dokunuşları, öpüşleri, sarılışları gibi sevgi gösterileri bebeğe cinsel uyarım ve doyum sağlamaktadır. Freud’a göre bu sevgi gösterisinin aşırılığı, bebeğin libidosunun aşırı ve erken gelişimine neden olup da sıkıca ebeveyne bağlanması sebebiyle, erişkin yaşamındaki bir nevrozun temelini oluşturabilmektedir.

Anal evre

Anüsü büzen kaslar istemli olarak kontrol edilebilmesi ile birlikte iki yaşına girildiğinde anal ( pregenital ) evre meydana çıkar. Haz duygusunun merkezi anüs etrafına kaymıştır. Freud, anal bölgenin erotojenik uyarılara duyarlılığı sebebiyle, çocukların dışkılarını hemen yapmayıp, bir süre tuttukları gözlemine de değinmektedir. Hazzı yitirmemek ve dışkıyı bekletmek, daha sonraki yıllarda sürdürülecek tutucu ve biriktirici bir tutumun öncüsü olabilir. Freud, nevrotiklerde sıklıkla görülen kabızlığın, dışkıyı bekletme tutumuyla olan ilişkisine de dikkat çekmektedir.

Fallik evre

Freud, entelektüel ve incelikli kimi ruhsal faaliyetlerin yanı sıra, vicdan ve özeleştiri gibi yüksek ruhsal faaliyetlerin de çoğu zaman bilinç öncesi ve dışında yürütüldüğünü öne sürmektedir. “Narsisizm üzerine” makalesinde, Freud’un ilk kez bahsettiği “ego ülküsü” veya diğer adıyla “süper ego”, ego’nun bir bölümü olarak düşünülmüştür. Ancak süper ego, bilinçle ego’nun olduğundan daha az ilişkilidir, yani süper ego daha çok bilinçdışı bir işlevselliğe sahiptir.

Ödipal – fallik dönemde cinsel ilgiler ne denli yoğunsa, bu ilgileri bastırmak için baba korkusunun ve diğer kültürel etmenlerin ( eğitim ve din ) daha güçlü olarak egoya yerleşmesi gerekmekte ve süper ego olarak adlandırılan bu bastırıcı oluşum o denli güçlü olmaktadır. Bu şekilde oluşan gereğinden güçlü, hatta egoya sadistik bir şekilde davranan bir vicdan “bilinçdışı suçluluk duygularının” olağan kaynağıdır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.