Menu

Polisitemi hastalığı nedir






Polisitemi, kanda aşırı seviyelere çıkan alyuvarların cilt üzerinde kızarıklık, kaşıntı ve tromboz eğilimi ile ortaya çıkmaktadır. Bu hastalığın kesinlikle araştırılması gerekmektedir. Alt neden olarak, tümör ve akciğer hastalıkları olabilir. Ayrıca, alt yapısında bu rahatsızlıklar da olmayabilir.

Orta yaşlı hastalarda sıklıkla görülmektedir. Hücre yapısındaki artış ile kan yoğunluğu hızla artmakta ve damar
tıkanıkları
oluşmaktadır. Hastanın yüzü kırmızıdır ve toplardamarlar gerginleşmeye başlar. Genelde polisiteminin tedavisinde, hastadan kan alınması ve alyuvarların yapılmasını engelleyen radyoaktif fosfor verilmesidir. Doğuştan veya kalıtsal değildir. Sonradan oluşmaktadır. Bir kemik hastalığıdır.

Çok ender görülme yüzdesine sahiptir. Çoğunlukla erkeklerde ortaya çıkmaktadır ve 40 yaş altı hastalarda görülme oranı %1’i geçmemektedir. Vücutta neden ve nasıl oluştuğu konusunda kesin bir tanı yoktur. Hastalığın çok yavaş geliştiği gözlemlenmiştir. 50-60 yaşlarından sonra, akut myelojenik lösemiye varan bir durum ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, kanın yoğunluğunun artması ve trombosit sayısında oluşan artış, felç ve kalp krizini tetikleyebilir.

Bu hastalıkta, trombositlerin pıhtılaşma yeteneği azalmaktadır. Sıklıkla kanamalar görülmektedir. Riskli olan gruplar belli olmasa da, Yahudi toplumunda en sık görülen hastalıklardandır. Polisetemi hastalığı, kalp hastalığı gibi başlamaktadır. Bir çok insanda dışkı kırmızı renge dönmeye başlar. Bütün organlar ve deri kan ile dolar. Halsizlik ve baygınlıklar oluşur. Baş ağrısı, sersemleme ve bulanık görme bazen olabilmektedir. Bu sorunların hepsi, kanın akışkanlığını kaybetmesi ile oluşmaktadır. Sindirim bozuklukları genelde mide ve bağırsağın kan ile dolmasıyla oluşmaktadır. Hatta bunun sonucu olarak ülser oluşabilir.

Belirli oranda kan vermek, yeni alyuvar oluşumunu engelleyecektir. Bu nedenle, belirli aralıklarla kan verilir. Kemik iliğine küçük dozda radyoaktif fosfor verilir. Bu durum, hastanede kontrol altında tutulmalıdır. Kanama eğilimi arttığından, mutlaka hekim kontrolünde tedavi yapılmalıdır.





Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.