Menu

Ölümden dönme deneyimleri

ölüm

İspritizma, bedensiz varlıklar ve ruhlar ile ilgilenir. Onlara göre ruh fiziksel bedenimizde bulunur ve bedenden bazen çıkabilir. Öldüğümüzde ruh, bedenimizi bir daha dönmeyecek şekilde terk eder. Uykuda ise geçici şekilde terk ediş yaşanılır.

ruh

Ruhun bedeni terk etmesinin farklı deneyimleri vardır. Ölmek üzere olan bir hastanın ameliyat ya da koma durumunda ruhun bedeni terk ettiğini söylemesi, ölmüş bir insanın hayalet olarak iletişime geçmesi, yaşayan bir insanın ruhunun geçici olarak bedenden ayrılması (astral seyahat) kabul edilir. Ölümden dönme deneyimlerinde genelde hasta bir ameliyat halindeyken, kalp atımının durması ile yaşanan olaylardır. Genelde bu tarz deneyimler yaşayan insanlar hep aynı şeyleri anlatmaktadır.

tünel

Kendi ölümünü yukarıdan seyreden kişi, döne döne bir tünele girer ve çevresi bir anda aydınlanır. Uzakta çok parlak görülen ışık ve etrafında ışık huzmeleri görmeye başlar. Bir anda daha erken olduğunu ve ölme zamanın gelmediğini hisseder, hastanede olan ameliyat masasına geri döner. Bir kazada neredeyse yaşamını kaybetmek üzere olan pek çok insan bu deneyimleri aynen anlatır. Bu deneyimlerin birbiri ile benzerliği, beynin nörokimyası ile ilgilidir.

astral

Halüsinasyon görmemize neden olan pek çok ilaç vardır. Bu ilaçlar, beynin nörokimyasını bozmakta ve belirli sanrılara neden olmaktadır. Bilim adamları ve doktorlar anestezi ilaçlarının beden dışı deneyimlere neden olabileceğini bunun yanı sıra güzel avrat otu gibi bitkilerin insanın uçtuğunu sanmasına neden olduğunu bildiriyorlar. Bu otun özellikle şaman ayinlerinde, Kızılderililerde ve pek çok kültürde dini ayinlerde beden dışı deneyim yaşandığına inandırmak için kullanılır. Meskalin ve LSD gibi ilaçlarsa, tünel görme ve spiral ışıklar hayali yaratır. Parlak ışıklar, merkezi sinir sistemi uyarıları ile rahatlıkla oluşturulabilir.

kaza

Bu bilgilerin hepsinin ışığında bilim adamları, ölümden dönme deneyimlerinin nörokimyasal olduğunu söylemektedir. Hastaya ameliyat öncesi ve sonrası verilen genel anestezi ilaçları beynin nörokimyasal yapısını bozmaktadır. Üstelik ameliyat esnasında kalbi duran hastaların, beyinleri alması gerekenden daha az oksijen alacağından beynin kimyası bozulmaktadır. Böylece sanrılar oluşturacak kimyasalları beyin kendisi üretmektedir. Üstelik, tüm insanların biyokimyası ve fiziki yapısı birbiri ile aynı olduğundan hepsinin aynı hikayeyi anlatması gayet doğaldır.




One Response
  1. Güray TEKİN Cevapla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.