Menu

Mineral Nedir ?

mineral-nedir

Mineral nedir?

Mineraller, kimyasal bileşkelerden oluşan kristal haldeki katı maddelerdir. Doğada fiziksel ve kimyasal halde bulunan minerallerin gerçek mineral olarak adlandırılabilmesi için laboratuvarlarda işlenmiş maddelerden oluşmak yerine doğadan elde edilmiş saf halinde bulunması gerekir. Mineraller, yer kabuğunun en üst katmanından elde edilen içeriklerdir.

 

Minerallerin özellikleri nelerdir?

Doğada anorganik ve inorganik halde bulunurlar

Sıvı oldukları halleri az olup, genel yapıları katı haldedir.

Kendi içlerinde belli başlı kimyasal içerikleri ve formülleri vardır.

Doğada doğal yollarla oluşmaktadırlar.

Bütününden ayrılabilecek herhangi bir parçası her koşulda yine bütününün özelliklerini taşır.

 

Mineraller hakkında genel bilgiler

Az önce de değindiğimiz gibi, minerallerin ”mineral” olarak adlandırılabilmesi için doğada saf halde elde edilmiş olması gerekmektedir. Teknolojinin de ilerlemesiyle doğada oluşması mümkün olmayan mineraller bir takım çalışmalarla üretilmiştir ancak bu bileşikler mineral olarak adlandırılamazlar. Bunların adlarına genel olarak ”yapay mineraller” denir. Bu yapay minerallerin de yapısı gerçek minerallerinki gibi kristalize şeklindedir.

Minerallerin her birinin kendine ait bir kimyasal bileşiği olduğu için dolaylı yoldan her birinin kendine ait ayrı ayrı kimyasal formülleri de bulunmaktadır. Ve sahip oldukları bu formüller genel olarak değişmezdirler. Sadece belirli şartlara maruz kaldıklarında (örneğin; yüksek sıcaklık ya da yüksek basınç gibi) sahip oldukları kimyasal formüllerinde değişimler meydana gelebilir.

Mineralleri inceleyen bilim dalının adı mineralojidir. Mineraloloji genel olarak minerallerin meydana geldiği yer kabuğunu, yer kabuğunun tarihçesini, yer kabuğunun mineral oluşturması için sahip olduğu koşulları, yer altından gelen kaynakların mineral açısından nasıl değerlendirildiğini ve bunları oluştururken ne tür fiziksel ve kimyasal etkilere maruz kaldığını inceler. Ancak mineraloloji yapay mineralleri kendi inceleme alanında tutmaz çünkü bu konuda incelenmesi gereken asıl mineraller gerçek minerallerdir.

Minerallerin incelenmesi söz konusu olduğunda dikkat edilen noktalardan ilki, incelenecek olan mineralin tümünün aynı kimyasal özellikleri içerebilmesidir. Mineraller homojen bir yapıya sahip oldukları için her inceleme örneğinde olmasa da bir kaç örnekte farklı minerallerin de varlığı görülebilmektedir. Bu noktada, minerallerin karışmasında has özellikleri değişim yaratabilir.

minerallerin-cesitleri

Mineraller genel olarak doğada katı bir halde bulunduklarından katı hallerinin belirli bir yapısı ve şekli de bulunur. Genelde geometrik şekillere sahip olan elementlerdir. Bu geometrik şekiller minerallere düzgün bir yapı sağladığından aynı şekilde iç yapılarında da bir düzgünlük görülmektedir.

Doğadaki mineralleri elde edebilmek için insanlar genelde inşa ettikleri tüneller ya da madenlerle toprağın derin noktalarına inerler. Çünkü çoğu kez tekrarladığımız gibi gerçek mineraller hiç bir dış etki (insan ya da hayvan etkisi) olmadan kendi kendine oluşan ve gelişen maddelerdir.

Minerallerin içerisinde bilinen ilk sıvı mineral cıvadır. Genelde hep katı halde bulunmaktadırlar ancak cıva bir istisnadır. Bunun dışında genel olarak bütün mineraller anorganik olmakla birlikte asfalt, reçine ve petrol gibi maddeler organik mineraller kapsamına girer.

Mineral ve taşların birleşmesi ve taşların minerallerin kimyasal yapısına karışmasıyla doğada meydana gelen olaya ”cansız tabiat”adı verilir.

Mineraller bilimsel olarak adlandırılırken sonlarına ”-it” takısı getirilir. Bu adların uzunluğuna göre kelimenin devam eden kısmında kristalin hangi renk olduğu, hangi şekilde olduğu ve ne yoğunlukta olduğuna göre adlandırmalar devam edebilir.

Mineraller incelenirken mineralolojistler genel olarak bileşiklerini kimyasal işlemlerle, bulundukları katı hali ise röntgen ışığıyla incelerler. Edinilen bilgiye ve meslekteki tecrübelerine göre de minerali incelerken ilk bakışta hangi çeşidi olduğunu anlayabilirler.

Minerallerin bugüne kadar tespit edilen sayısı 2000 civarındadır. 2000 farklı çeşidi ayırt etmek için yapılarındaki kriztalize halin hangi şekilde olduğuna ve bu kriztalize halin kırıldığı yönlerin belirlenmesine dikkat edilmiştir.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.