Menu

LGBT Nedir ?

lgbt-nedir

LGBT nedir?

LGBT’nin açılımı ”lezbiyen”, ”gay”, ”biseksüel” ve ”transeksüel” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir açılımdır. Son zamanlarda sonuna İ harfi de eklenmiş, ”interseksüel” kavramı da açılımın arasına katılmıştır. Bazı kaynaklarda ”GLBT” ya da ”BGLT” gibi tanımlamalarla da geçmektedir. Bunun sebebi bu oluşumda kadınların ya da erkeklerin birbirlerine toplumsal cinsiyetçilik yapmasının önlenmesidir. İlk ortaya çıktığı dönemlerde (1980lere dayanır) ”gay”leri ifade etmek adına kullanılan bu kavram daha sonra eşcinselleri ve farklı cinsel kabulleri olanları topluca ifade etmek adına LGBT topluluğu olarak adlandırılmıştır. LGBT, eşcinseller hareketi ve eşcinsellerin toplumsal ve kimliksel hakları üzerine çalışmalar yapar. Yurtdışında bu temsil ”Queer” olarak adlandırılmakta ve hatta sinema akımı olarak sanat dünyasında da kendine yer edinebilmektedir.

LGBT’nin amacı

LGBT’liler, günümüz şartlarında gerek yaptıkları eylemlerle, gerek peşlerine düştükleri haklarıyla gerekse toplumda yaratmaya çalıştıkları farkındalık çalışmalarıyla herkesçe bilinen bir topluluk olma yoluna girmişlerdir. Türkiye gibi bir ülkede, Müslümanlık normlarının ağır bastığı bir toplumda çoğu zaman kabul görmeyen lezbiyenler, gayler ya da transeksüeller LGBT çatısı altında toplanmışlardır. Onların topluca ya da bireysel istekleri, toplum içerisinde kabul görmekten ziyade her yerde olduklarının ve olmaya da devam edeceklerinin farkındalığının oluşmasıdır. Toplum tarafından sürekli istenmeyen marjinal bireyler olmak yerine, normal vatandaşlık koşullarını yerine getiren; olması gereken yaşamsal standartlarını sürdürebilen ve bunları kimliklerinde yazan cinsiyete göre toplumsal tabular çerçevesinde yapmadıkları için anormal olarak algılanmasının aslında anormal olanın ta kendisi olduğunu ifade etmeye çalışmaktadırlar.

lgbt-aileleri

LGBT’nin etimolojisi

LGBT, bir tabir olarak çoğu cinsel yönelimi kapsamadan önce genel olarak sadece eşcinsellerden bahsedilmekteydi. Daha sonra yavaş yavaş biseksüel, lezbiyen, transeksüel gibi kimlikler de kabul görmeye başladığında, hepsini kapsayacak ve olumsuz bir kimlik oluşturmayacak bir tabir düşünülmüş ve LGBT ortaya çıkartılmıştır.

LGBT’nin tarihçesi

LGBT’likle ilgili en eski dönem, M.Ö 2000-3000’lere dayanmaktadır. Sümerler, Eski Mısır ve Hititler’de farklı cinsel yönelimlere ait belgeler ve yazıtlar bulunmuştur. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, o dönemlerde var olan eşcinsel fahişelerden bahsedilmiştir. M.Ö 1400’lere ait bir Hititlilerden kalma yasa taslağında eşcinsel evliliğe izin verildiğine dair yazıtlar bulunmuştur. Bu yazıtlar tarihteki ilk eşcinsel evliliğe izin belgesi olarak yer almaktadır. Yahudilerde bu konuya daha bağnaz bir biçimde bakılmış, eşcinsel evliliğe karşı çıkılıp bu yönelimde olan bireylerle kötü bir mücadeleye girilmiştir. Antik Yunanistan’da ise konu çok daha kabul görür bir halde olmuş, hatta edebi alanlarda pederastik (iki kızın ya da iki erkeğin birbiriyle aşk yaşaması durumu) düşünce sıkça işlenmiştir. Buna en büyük örnek Yunan Mitolojisi’nde Tanrı Zeus’un kartal kılığına girerek genç Ganymades’i kaçırmasıdır. Eski Yunan şiirlerinde eşcinsellik ve eşcinsellerin aralarındaki ihtiraslı aşklar sıkça işlenmiş, bunun dışında heykelcilik sanatında da bol bol çıplak erkek figürünün kullanıldığı görülmüştür.

lgbt-yuruyusleri

Buna karşın Roma İmparatorluğu’nda hem kadınların hem erkeklerin eşcinsel yönelimleri asla kabul görmüyor ve baskı uygulanıyor, özellikle Roma vatandaşlarına bu baskı uygulanıyordu. Antik Çin İmparatorluğu döneminde ise oldukça yaygın olan eşcinsellik, askeri çevrelerde dahi gayet normal olarak karşılanıyordu. Arap toplumunun eşcinselliğe bakış açısına bakıldığında, en açıklayıcı örnek ”Binbir Gece Masalları” olmuştur. Araplar, özellikle erkekler arasındaki eşcinselliği gayet normal bir olgu olarak görmüşler ve hatta bu gelenek günümüze kadar süregelmiştir. Örneğin; Afganistan’da çok yakın bir tarih sayılabilecek 19. yüzyıla kadar kadın gibi giyinip, kadın gibi makyaj yapıp ve kadın gibi davranıp zengin erkeklerin haremlerinde yer almaktaydılar. Dinsel olarak bakıldığında ise Hristiyanlık eşcinselliği kesinlikle yasaklasa da, yüzyıllar boyu Batı ülkelerinde eşcinsel ilişkiler çok yaygın bir durumda görülmekteydi. Papa ve kardinalleri tarafında eşcinsel olduğu belirlenen bireylere direk infaz uygulanmaktaydı ancak buna rağmen kimse bireysel yönelimlerinden ve duygularından bahsetmemekteydi. Tüm bu baskıcı rejimin çok büyük bir oranda kırılması Fransız Devrimi’nden sonra mümkün olmuştur. Çünkü Fransız Devrimi’yle birlikte tüm dinsel suçlar ve cezalar Avrupa’da ortadan kaldırılmıştır. 19. yüzyılda İtalya, İspanya, Hollanda ve Portekiz gibi daha bir çok örneklendirebileceğimiz ülke eşcinsel evliliği engelleyen yasalarını yok etmiştir.

LGBT’lilerin sosyal hareketlilikleri

LGBT çatısı altında bulunan tüm bireyler genel olarak bilinçli ve insan haklarına bağımlı bireylerdir. Bu nedenle sürekli bir aktivist hareket içerisinde bulunurlar. Yaptıkları tüm bu sosyal hareketlilikler ve aktivitelerin ortak amacı toplumda kendilerini ”diğerleri” diye ayıran kişilerle ortak bir eşitlik içerisinde tutulmalarını sağlamaktır. Genel olarak toplumun ”aykırılık” anlayışını kırmak, dinsel ve toplumsal açıdan bir kült olan cinsel baskıyı kırmak için ayaklanmaktadırlar. Genel olarak Türkiye’den örnek vermek gerekirse Türkiye’deki LGBT hareketçileri sık sık yürüyüşler yaparlar, toplumsal etkinliklerde bulunup çağrı yaparlar, sosyal gruplar kurup bu grupları destek grupların amaç ve istekleri içerisinde çalışmalarda bulundurturlar; bunun dışında sinema sektöründe, edebiyat sektöründe, akademik sektörlerde ve iş sektörlerinde bol bol zararsız eylemler ve kültürel amaçlı faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Özellikle her yıl Haziran ayının ikinci haftasında LGBT’liler tarafından yapılan ”Onur Yürüyüşü” çok fazla sansasyon yaratmaktadır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.