Menu

Konuşma bozuklukları ve Tedavi yöntemleri

konuşma bozuklukları

Küçük yaşlarda ortaya çıkan konuşma bozuklukları, tedavi edilmediğinde bireyin hayatında, iletişiminde ve diğer insanlarla olan ilişkilerinde sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır. Ebeveynlere bu konuda önemli görevler düşmektedir. 

Çocuğun konuşma bozukluğu nasıl anlaşılır?

Çocuklar ilk konuşmaya başladıklarında bazı kelimelerde takılırlar ya da söylemek istedikleri kelimeleri bulamazlar. Bu durum anne ve babaların korkuya kapılmasına ve paniklemesine neden olur. Çocuklar beş yaşlarına kadar istemeden de olsa bazı kelimeleri telaffuz etmekte zorlanabilirler. Bu tür durumlar konuşma bozuklukları ile ilişkilendirilemez, çünkü çocukların bazıları erken bazıları da geç konuşurlar. Şayet çocuk günlük hayatta sıkça kullandığı anne, baba, su ve benzeri kelimeleri rahatça söyleyebiliyorsa, daha önceden bir nöroloji ve KBB uzmanınca kontrol edilmiş ve organik bir bozukluk bulunmamışsa korkmaya gerek yoktur. Bazı çocukların çenelerinde ve dişlerinde deformasyon, kırılma veya bükülme kaynaklı konuşma bozuklukları olabilir. Bunlar tıbbi tedavi gerektirir, ancak kekemelik ya da konuşma bozukluğu psikolojik tedavi gerektiren bir durumdur.

Düzgün dil gelişimi için ebeveynlerin yapması gerekenler:

Öncelikle anne ve babalar çocuklarına çok iyi birer rol model olmalıdırlar. Çocuğun rahat ve huzurlu bir ortamda yetişmesi, çevresiyle kolay ve rahat iletişim kurmasını sağlar. Çok televizyon seyreden çocukların dil gelişimlerinde gerileme olduğu görülebilmektedir. Huzursuz ve şiddete dayalı bir ortamda yetişen çocukların özgüvenlerinde zayıflık ve içe kapanıklık olabilir, buna bağlı olarak da dil gelişimlerinde sorun yaşanabilir.

Konuşma bozuklukları nelerdir?

En çok görülen konuşma bozuklukları olarak kekemelik, pelteklik, R, S ve Ş gibi harflerin söylenememesi sayılabilir. Erkeklerdeki kekemelik oranı kızlara göre çok fazladır. Her 4 kekemeden üçü erkektir.

konuşma bozukluğu ve kekemelik

Kekemeliğin nedenleri:

Genellikle çocuklarda kekemelik 2-2,5 yaşlarında ortaya çıkmakta 12-13 yaşlarına kadar sürebilmektedir. Yapılan araştırmalarda en başta gelen nedenin korku olduğu belirlenmiştir. Bazı çocuklarda küçük kardeş kıskançlığından dolayı da kekemelik görülebilmektedir. Çocukların kekeme birini taklit etmelerinden ve ateşli bir hastalık geçirmelerinden kaynaklanan kekemelikler de görülebilmektedir. Kekeme çocukların büyük bir bölümü 3-4 yaşlarına kadar normal konuşurlar. Ani bir şok ve korku ile yaşanan travma neticesinde kekeme olurlar. Ergenlik çağından sonra kekemelik oranı azalmaktadır. Kekeme olan çocukların %70’inin ailesinde kekeme olan bir akraba muhakkak vardır. Kekemeliğin altında düşünce, nefes ve hız faktörleri yatmaktadır.

Düşünce: Yabancı bir ortamda, gergin olunduğunda ve kalabalıkta bütün kekemeler “ya takılırsam, ya bana gülerler ve alay ederlerse, ya mahcup olursam” gibi düşüncelere takılırlar. Bu düşüncelerden dolayı da takılmaya başlarlar. Buna tedavide düşünce kontrolü denmektedir. Terapilerde öncelikle bu tür negatif düşünceler ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü, düşünce değişmeden davranışlar değişmez.

Nefes: Kekeme kişiler sakinken çok düzgün konuşabilir, şarkıları çok güzel söyleyebilirler. Fakat, gerildiklerinde ve kendilerini rahat hissetmediklerinde takılırlar. Bunun olması tamamen nefes kontrolü ile ilgilidir. Skin haldeyken nefes almaları rahattır ve kontrollüdür. Ancak yabancı bir ortamda heyecan veya gerginlik yaşadıklarında nefes ritimleri bozulur ve kekelerler. Bunu ortadan kaldırmak için de nefes kontrolü terapileri yapılır.

Hız: Kekeme kişiler, kekeme olmayan kişilere göre çok hızlı konuşurlar. Konuşma hızı fazla olduğundan düşünme hızı bunu yakalayamaz ve denge sağlayamaz. Bunun sonucunda da söyleyeceklerini bilemez ve takılır. Tedavilerde hız kontrolü ile ilgili terapiler de uygulanmaktadır.
Ebeveynlerin kekeme çocuğa davranış şekilleri nasıl olmalıdır?

Kekeme tanısı konan çocuklara anne ve babalarının, ayrıca birinci dereceden yakınlarının davranışları büyük önem taşımaktadır. Anne ve babalar 2,5-3 yaşlarındaki kekeme çocukların konuşmalarına hiçbir şekilde müdahale etmemelidirler. Çocuğun korkutulmaması, dayak ve şiddetle birlikte küfürlü sözler sarf edilmemelidir. Çocuğun kekemeliği öne çıkarılmamalı, başkalarının yanında rencide edilmemelidir. Kekemeliği ile ilgili çocuğun yanında konuşulmamalı, bu şekilde olursa çocuk kendine dikkat etmeye çalışır ve paniklemeye başlayarak kekeler. Ebeveynler, çocuklarına acıma ifadesi ile bakmamalı, çocuklarından gözlerini kaçırmamalıdır. Çocuk konuşurken sözü tamamlanmamalı, lafı ağzından alınmamalıdır. Bu konulara özen gösterildiği taktirde zaman içinde kekemelik sorunu kendiliğinden geçebilir. Bunun tersi durumlarda kekemelik artar, ileriki yaşlarında daha da artarak kalıcı bir hal alabilir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.