Menu

Klasik Müzik Tarihi

klasik-muzik-tarihi

Klasik müzik nedir?

Genel olarak kültür ve çağdaşlık seviyesi orta seviyenin üzerinde olan dinleyicilere hitap eden, geleneksel müziklerden ve halk müziğinden keskin çizgilerle ayrılmış ve sadece Avrupa kökenli olan müzik türüne klasik müzik denmektedir. Çok sesli bir müzik türü olarak diğer müzik türlerinden net olarak ayrılan klasik müzik, insanlık tarihinde çok eski çağlardan beri farkında olunmasa da var olan bir oluşumdur. İnsanlar ilk çağlarda kendi aralarında değişik sesler çıkartmak ve kendi ses imkanlarıyla çıkartamadıkları sesleri çıkartabilmek isteğiyle pek çok müzik aleti keşfetmişlerdir. Örnek verecek olursak; rüzgarın sesini ya da kuşların sesini çıkartabilmek için ilk kaval keşfedilmiş ve sonrasında geliştirilmiş, öte yandan kalp atış ritmlerini daha canlı ve gür sesle yansıtabilmek için ilk davul keşfedilmiş ve sonrasında geliştirilmiştir. Tüm bu keşiflerin beraberinde müzik kendi içinde bir form elde etmeye çalışmış  ve bu çabalar sonucunda da klasik müzik doğmuştur. Klasik müzik adı altında inceleyebileceğimiz ilk eserler dini eserlere ait müziklerdir. İnsanlar doğadan korktukları için doğa karşısında ettikleri dualarda müziği de kullanmışlardır. Öte yandan bir kurban verilecekse yine doğaya dua edilip müzikler çalınmış, rüzgar estiğinde yaptıkları kavallar çalınarak ulunulmuş ya da yağmur yağarken yağmurun altında davullar çalıp şarkı söylemişlerdir. Çok geçmeden “ritim” kavramını da keşfeden insanoğlu, bu keşfini birbirlerine vurduklarında ya da koştuklarında çıkan sert seslerden keşfetmiştir. Dini olarak gelişmeye devam eden klasik müzik, hem müzik hem ritim eşliğinde tanrılara dua edilip dans etmek suretiyle sabit bir çizgide ilerlemekteydi. İlk zamanlar sözsüz olarak ilerleyen klasik müzik, ortaçağ döneminde üzerine söz yazılan bir ses bütünlüğü haline gelmişti. O dönemlerde Avrupa’da hem kıtlık hem hastalık baş gösterdiğinden böyle sıkıntılı dönemlerde insanlar iyice müziğe yönelip kendilerine bir eğlence aracı mekanizması arıyorlardı. Dini bir ortam olan manastırlarda bile keşişler sürekli kendi müziklerini üretip geliştirme çabasındaydılar.

Klasik müziğin çalgıları nelerdir?

Klasik müzik kendi arasında 3 ana gruba ayrılıp, çokça türleri de içinde bulunduran enstrüman genişliğine sahiptir. Ana başlıklar yaylı çalgılar, vurmalı çalgılar (perküsyon olarak da adlandırılır) ve üflemeli çalgılardır. Bu kategorilerin içeriğindeki müzik aletleri ise şu şekildedir;

 

Yaylı çalgılar : Bir klasik müzik orkestrasından söz edildiği taktirde en önemli ögeler yaylı çalgılardır. Bu çalgılar temelde üzerinde bulunan yaylarına sürtüldüğünde titreşen tellere sahip olan tahta yapıdaki çalgılardır. Bu tip çalgılara bir diğer isim olarak “keman ailesi” denmesi uygun görülmüştür.

Keman : En küçük boydaki yaylı çalgı kemandır ve soprano tonunda ses vermektedir:

Viyolonsel / Çello : Çıkardığı ses tonu, insan ses tonuna en yakın olan müzik aletidir. Tenor tonunda ses verir ve bir ucu yere sabitlenecek şekilde çalınır.

Viyola : Kemanın yapısından biraz daha büyük bir çalgıdır. Ses tonu olarak alto ses tonuna sahiptir ve lirik bir çalgı olma özelliği taşır.

Klavsen : Klavyeye sahip olan bir çalgı türüdür. Bu alet Barok dönemindeki Klasik müziğin ana çalgısı olma özelliğini taşımaktadır.

Kontrbas / Bas : Yaylı çalgılarla kıyaslandığında en büyük boydaki çalgı kontrbastır. Ses tonu olarak bas sesine sahip olup boyut olarak da bir insanın uzunluğuna sahip olabilmektedir.

Arp : Bu müzik aletinin yaylı çalgılar içerisinde kategorilenmesinin sebebi, Avrupa ülkelerinde yaylı çalgılara “telli çalgı” da denebilmesidir. Arp denilen müzik aleti çok sayıda pedala ve tele sahiptir. Müzisyenin parmaklarını tellerin üzerinde gezdirmesi suretiyle çalınmaktadır.

 

Vurmalı çalgılar : Perküsyon olarak da adlandırılabilen bu çalgı kategorisinde; müzik aletlerinden ses çıkarmak adına tokmak, fırça ya da baget gibi ürünler kullanılmaktadır. Orkestra içerisinde en arka kısıma yerleştirilmektedirler.

Zil : Daire şeklindeki 2 adet bakır levhanın birbirlerine çarptırılması ya da sürttürülmesi şeklinde çalınmaktadır.

Çıngırak : Konik bir biçime sahip olduğu söylenebilecek çıngırak, metal malzemeden üretilmektedir. İç kısmında aynı şekilde metalden üretilmiş bir tokmak yer almaktadır ve çıngırak sallandıkça bu tokmak çıngırağın sağına soluna vurarak ses çıkartmaktadır.

Timpani : Orkestraların kullandıkları küçük davullar timpanilerdir ve şekil olarak yarım olan bir küreyi andırmaktadırlar. Timpanilerin hangi notalarda ses çıkartabileceği, üzerlerindeki derinin gerilmesiyle ya da gevşetilmesiyle ayarlanabilmektedir.

Tef : Yuvarlak bir tahta kasnak üzerine geçirilen deri örtüden oluşur ve parmak dokunuşlarıyla çalınmaktadır. Tefe her vurulduğunda, kasnakta bulunan ziller ses çıkartmaktadır (tınlamaktadır da diyebiliriz).

Üçgen : Metal bir çubuğun üçgen şeklini oluşturması suretiyle eğilip bükülmesiyle oluşturulur. Yine metal ve küçük bir sopayla vurularak çalınabilmektedir.

Kastanyet : İki küçük tahta parçasının birbirine vurulmasıyla ses çıkartan çalgı çeşididir.

 

Üflemeli çalgılar

Klarnet : 19. yy.’da keşfedilen klarnet; hem hafif boğuk hem de güzel bir ses çıkartabilmektedir. Ağızlığı sayesinde üflenerek çalınan klarnetin hem metali hem de tahta yapılısı mevcuttur.

Flüt : Üflenerek çalınan ve tek bir çubuk halinde olan çalgı çeşididir. Flüt çalınabilmesi için iyice öğrenilmesi gereken müzik aletlerinden biridir yoksa bilinçsiz çalındığında ortaya çirkin sesler çıkabilir.

Trompet : Pistonu olan bakır yapıdaki üflemeli çalgıdır. Coşku verici bir sesi vardır.

Tuba : Üflemeli çalgılar arasında en kalın sesi çıkartan müzik aletidir.

Obua : Barok döneminden itibaren klasik müzik orkestralarında en çok kullanılan çalgı çeşididir. Hem acıklı hem de keskin ses tonları çıkartabilmektedir.

Trombon : Sürgülü bir yapıya sahip olan bakır alaşımından oluşturulmuş müzik aletidir. Trompetten daha kalın ses çıkarma özelliğine sahiptir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.