Menu

Kekemelik ve tedavisi

kekemelik

Konuşma bozukluğu olarak tanımlanan kekemelik, kişinin konuşmaya başlarken veya konuşma sırasında bazı sesleri ve sözcükleri duraklayarak ya da tekrarlayarak söyleme şeklinde gelişen, konuşma akıcılığını bozan hatalı konuşma sorunudur. Kekemelik sorunu olanlar daha çok baskı altına girip stres olduklarında, heyecan yaptıklarında, sinirlendiklerinde, yeni kişi veya topluluk karşısında konuşurlarken daha sık bir şekilde bu sorunu yaşarlar.

Kekemelik ne zaman ortaya çıkmaktadır?

Çocukların ağzından çıkan ilk sözcükler anne ve babalar için büyük bir mutluluk ve heyecan sebebidir. Çocuğun konuşması esnasında sözcüklerin yenilenmesi ve bir sözcüğün aranması ebeveynlerin kulağına kekeleme gibi gelebilmektedir. Bu durumun sebebi ise, çocukların 3-5 yaş aralığındaki akıcı olmayan konuşma döneminde bulunmalarıdır. Akıcı olmayan konuşma dönemindeki erkek çocukların oranı, kız çocuklarına nazaran 4-5 kat daha fazladır. Bundan dolayı da ebeveynler, bu dönemdeki çocuklarda görülen akıcı konuşamama durumlarında serinkanlı ve sabırlı olmalıdırlar.

Kekemeliğin nedenleri nelerdir?

Kekemelik fizyolojik, psikolojik ya da kalıtımsal nedenlerden ötürü kaynaklanabilmektedir. Beyin dalgalarından gelen iletim bozuklukları kekemeliğin fizyolojik nedenlerindendir. Solunum bozukluğu ve nefesin doğru kullanılamaması da bu nedenlerin arasındadır. Ailevi problemler, şiddetli korku ve Psikososyal olarak sıkıntılı çevrede yetişen çocuklarda kekemelik görülebilmektedir. Çocukların baskı ve stres altında kalmaları, çocuktan beklentilerin fazla olması, titiz ve aşırı kontrolcü bir ortamda yetişmesi de kekemeliğin nedenlerindendir. Çocuklardaki kekemeliğin başlaması genellikle aşırı korku ve strese bağlıdır. Ani korku ve ağır duygusal travmalar neticesinde de konuşamayabilir ya da kekemelik baş gösterebilir. Ev içinde yaşayan anne ve babalardan ya da yakın akrabalardan birinin kekeme olması ve çocuğun da kekeme olan kişi ile özdeşim kurması kekemelik nedenlerindendir.

kekemelik tedavisi

Kekemeliğin tespit edilmesinde ailenin rolü:

Kekemeliğin tespit edilmesinde ailenin rolü oldukça önemlidir. Çocuğun konuşmaya başladığı ilk andan itibaren ne söylediğine ve ne şekilde söylediğine dikkat etmelidirler. Çocuklarda konuşmaya başladıkları dönemde düşünme hızları konuşma hızlarından daha fazladır. Bundan dolayı da çocuklarda geçici kekemelik ve konuşma bozukluklarına rastlanabilmektedir. Ebeveynler konuşma bozukluğunu takip ederek gerekirse bir uzmana görünmelidirler. Ailelere düşen en önemli görev, çocukların ruhsal gelişimini sağlıklı tamamlayabilmesi için sevecen ve daha güvenli bir aile ortamı hazırlamaktır. Ailelerin kekemeliği erken tespit etmeleri sayesinde, doru tedavi yöntemleri uygulanarak büyük oranda düzelme sağlanabilmektedir.

Kekemelik zihinsel bir engel ya da zeka geriliği değildir. Yapılan araştırmalarda kekemeliğin geçici şekilde ortaya çıkması, bu çocuklardaki düşünme hızının konuşma hızından daha fazla olmasından dolayıdır. Kekeleyen çocuklar sanılanın aksine zekidirler ve düşünme hızı önde konuşma hızı geride kalan çocuklardır. Kekemelik, çocuğun eğitim hayatındaki başarısını, ilerleyen dönemde de mesleki ve sosyal hayatını da etkileyebilmektedir. Kekelemek, bana gülecekler ya da benimle dalga geçecekler endişesi ile çocukları içine kapanık yapabildiği gibi, arkadaş bulmalarında da sıkıntı yaşatabilir.

Kekemeliğin tedavisi

Kekemelik, genellikle çocukluk döneminde başlıyor ve bazen hayat boyu sürebiliyor. Kekemeliğin tam olarak neden olduğu bilinmiyor, ancak son yapılan araştırmalar genetiğin rol oynadığını göstermektedir. Kekemelik, çocuğun dil gelişimi sürecindeki normal kelime tekrarları ile karıştırılabilmektedir. Bu sürecin ilk zamanlarında genellikle 2-7 yaş aralığındaki tüm çocuklarda konuşma akıcılığı sorunu olabiliyor ve normal çocuklar takılmalarının farkında bile olmuyor, heyecan veya hayal kırıklığı belirtileri de göstermiyorlar.

Konuşma terapileri

Kekemelik durumunun herhangi bir ilacı ya da bir ameliyatı bulunmuyor. Konuşma terapistleri tarafından kekemelik yaşayan çocuklara konuşma terapileri uygulanıyor. Bu terapiler, daha çok kekemeliğin ortay çıkışının 3-6. ayından sonra başlanıyor. Ailede kekemelik geçmişi olan çocuklarda ise terapilere hemen başlanıyor. Terapiler sonrasında bazı çocuklar kekemelikten tamamen kurtulabiliyor, bazıları ise çok daha az kekelemelerine yardımcı stratejiler öğreniyorlar. Kekelemeyi azaltmak amacıyla değişik terapiler uygulanıyor ve bu terapilerin başarılı olabilmesi için de sistematik bir şekilde uygulanması gerekiyor. Terapilerin başarısında bireyin yaşının da önemi yüksek. Çocuklar henüz kekemeliğin başında olduklarından yetişkinlere nazaran çok daha avantajlı oluyorlar.

Kekemeliğin tedavisinde aileye düşen görevler:

Çocukların ilk sosyalleşme ortamları aile olduğu için, ebeveynlere önemli görevler düşmektedir. Anne ve babaların çocuk kekelediğindeki tepkileri çok önemlidir. Kekelediğinde yüzlerdeki üzülme veya acıma ifadesinden imtina edilmeli, düzgün konuşması yönünde ısrarcı davranılmaması, çocuğun sözünün kesilip cümlesinin tamamlanmaması gerekmektedir. Bunun aksi davranışlarda çocuklar baskı ve strese girip heyecanlanacak ve daha çok kekelemeye başlayacaklardır. Ebeveynler olarak sabırlı olunması ve çocuğun konuşmasının sonuna kadar dinlenmesi önemlidir. Anne ve baba olarak düzgün konuşmalar gerçekleştirerek çocuğa rol model olunmalıdır. Kekeleyen çocuklar göz teması kurmaktan kaçınsa da ebeveynlerin çocukları ile göz teması kurmaları, konuşurken dudaklarına bakmamaları gerekmektedir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.