Menu

Kanun-i Esasi Nedir ?

kanun-i-esasi-nedir

Kanun-i Esasi nedir?

Fransızca “Loi Constitutionelle” kelimesinin çevrilmiş hali olan “Kanun-i Esasi“, bir Osmanlıca terkibidir. Anlamı “anayasa” ya da “temel kanun” olarak gözükmektedir. Osmanlı Devleti’nin tek anayasası ve son anayasası olan Kanun-i Esasi, 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edilmiştir, daha sonra 1878 yılında 2. Abdülhamit tarafından bir takım sebeplerden dolayı askıya aldırtılmış ve son olarak 24 Temmuz 1908 tarihinde ihtilal olmasından mütevellit yeniden yürürlüğe sokulmuştur. Kısmen de denilebilir şekilde 20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmaya devam etmiştir. Bu anayasa İstanbul Konferansı’nın yapıldığı dönemlerde hazırlanmış ve ilan edildiği tarihte 1. Meşrutiyet’in de ilan edilmesi gibi tarihi bir olaya yol açmıştır. Bu Kanun-i Esasi, Osmanlı devletinden çıkan Avrupai tarzındaki ilk ve tek anayasa kurallarıdır. Kanun-i Esasi’de en çok dikkat çeken durum, Meclis-i Mebusan’da sadece Osmanlıya mensup Müslümanlara değil, azınlıkların içinden gelenlere de vekillik yapabilme yetkisi tanımasıdır. Bunun yapılış amacı topraklardaki bütünlüğü korumak olsa da meclise giren azınlıkların birbirinden farklı düşünceleri ve buna göre sergiledikleri hareketler meclise kısa sürede bir kaos yaşanmasına sebep olmuştur ve kargaşaların çıkması çok gecikmemiştir.

Kanun-i Esasi’nin başlıca maddeleri nelerdir ?

Osmanlı Devleti’nin resmi olan dili Türkçe olacaktır.

Mebusan meclisi, kendi içerisinde üyelerini halk içerisinde her elli bin kişiye bir vekil tayin edilecek şekilde seçilecektir.

Ülkedeki yürütme yetkisi padişahın kararına ve başkanlığına bağlı olarak Heyet-i Vekile’ye (şimdiki Bakanlar kuruluna tekabül etmektedir) ait olacaktır.

Topraklardaki saltanat makamı ve hilafet makamı Osmanoğulları soyundan gelen en büyük erkek üyeye ait olacaktır.

Osmanlı Devleti’ne ait resmi olacak din İslam olacaktır. Buna bağlı olarak çıkarılan yasalar ve uygulanan yasalar İslam dinine aykırılık içeremeyecektir.

Kanunlarla ilgili bir teklif aşaması olduğunda bu teklifleri sadece hükümetin kendisi yapacaktır.

Mebusan meclisi üye seçimleri her dört yılda bir tekrarlanacaktır.

Hükümetin sorumlu olduğu mercii, Meclis değil padişahın ta kendisi olacaktır.

Padişah kişisel isteklerine göre meclisi kapatabilme ve yeniden açabilme yetkisine sahip olacaktır.

Bakanlar Kurulu’nda (yani Heyet-i Vekile’nin) bakan olacak kişileri ve başkanlık yapacak kişileri sadece padişah seçebilir, bu kişilerin atamalarını sadece padişah yapabilir ve gereken durumlarda bu kişilerin azledilme işleminin yetkisi yine sadece padişah tarafından yapılabilmektedir.

Ayan meclisini oluşturacak üyeleri yine sadece padişah seçebilecektir. Bu seçim işlemi padişah vefat edinceye kadar sadece onun tayin yetkisi altında kalacaktır.

Ülkedeki yasama yetkisi ve görevi Mebusan meclisinde ve ayan meclisinde olacaktır.

Devlet içerisinde bir düzensizlik ya da bir problem yaşandığında, padişah duruma istediği biçimde el atarak polisler vasıtasıyla bir takım araştırmalar yaptıktan sonra eline ulaşan bilgiler neticesinde suçlu gördüğü kişileri ya da devlet içerisinde potansiyel zarar verici olarak gördüğü kişileri kendi insiyatifine göre sürgüne gönderme hakkına sahip olacaktır.

Kanun-i Esasi‘nin geçerli olduğu andan itibaren kişinin bireysel özgürlüğü, yasal eşitlik hakları, dini inanç özgürlüğü, mülkiyet hakları, dilekçe hakları, konut dokunulmazlığı, basın özgürlüğü, eğitim özgürlüğü ve vergi özgürlüğü gibi pek çok şekilde örneklendirilebilecek temel hak ve özgürlükleri ön planda tutulacaktır.

Kanun-i Esasi’nin önemi nedir?

Türklerin tarihindeki ilk anayasaları Kanun-i Esasi’dir.

Prusya’nın, Belçika’nın ve Polonya’nın anayasaları incelenerek bu anayasalardan baz alınıp hazırlanmış bir anayasadır.

Hiç bir tarafa mensup olmadan ve ciddi bir yasa diliyle hazırlanmıştır. Yazım aşamasında hukuki terimler ve terminolojiler kullanılmıştır.

Hazırlandıktan sonra kabul görme aşamasında halk oylamasına sunulmayan Kanun-i Esasi, kendisi dışındaki ferman anayasalar gruplarına dahil edilmemektedir.

Kanun-i Esasi’yle birlikte ilk kez halka seçme – seçilme hakkı ve temsil etme hakkı sunulmuştur.

Bu kanunlarla birlikte ilk kez hükümdarın yanında halk da yönetime katılma seviyesinde görülmüştür.

Devlet yapısında yer alan yasama yetkisi, yürütme yetkisi, yargı yetkisi ve vatandaşların hakları ilk kez kanunlarla düzenlenmiştir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.