Menu

Jön Türkler

jonturkler

Jön Türkler hakkında bilgi

Jön Türkler, Osmanlı imparatorluğunun artık son devirlerine yaklaştığı dönemlerde ortaya çıkmış; genç ve muhalif nesilden oluşmuş bir topluluktur. Bu gruptaki gençler meşrutiyet yanlısı, Abdulhamit’in kendisine ve icraatlerine karşı olan aydın kesim olarak adlandırılmaktadırlar.

İlk kez 1828 yılındayken Charles Mc Farlane isimli bir kişi tarafından, dönem gereği Genç Osman’ın izinden gelen gençlere atıfta bulunarak söylenen bu söz, daha sonra 1855 yılında Ubiceni isimli kişi tarafından hem 2. Mahmut’un yaptığı reformlara katılan devlet adamlarına ithafen hem de Abdulmecit’in döneminde yaşayan batılılaşma sevdalısı olan tanzimat yanlılarını genel olarak tanımlamak adına “jevene Turqvie de Mahmut” ya da “jevene Turqvie d’Abdul Medjid” kelime topluluklarını kullanmıştır. Üretilen bu terimleri de, normal konuşma dilinde kavram şeklinde kullanan ilk birey Hippolyte Castille denilen birey olmuştur.

“Genç Türkler” anlamına gelen Jön Türkler, yeni bir kavram olmamaktadır. Öncesinde bu kavramın kullanımı Avrupa’da daha yaygındır çünkü bu kavram Avrupa’da oluşturulmuş olan ve yönetim kısmına muhalif olarak giden kişilerin bir araya gelerek oluşturdukları partilere biraz olsun benzeyebilmek adına bu laf sık sık anılmıştır.

Zamanında ortaya çıkan genç Almanya takımı, Polonya’daki genç Polonya takımı ya da İtalya’da ortaya çıkan genç İtalya akımı Jön Türk akımına benzer bir akım olarak ortaya çıkmışlardır. Bahsedilen bu akımlar siyasi olarak bir muhalifliği temsil etmekte birlikte aynı zamanda vakit geçtikçe bir edebiyat akımı olarak da göze çarpmaktadırlar. Bu grubun içerisinden çıkan edebiyatla uğraşan Jön Türkler, siyasi düşüncelerini edebiyatla son derece başarılı bir şekilde harmanlayabilen şairler ve yazarlar olmuşlardır.

O dönemlerdeki Avrupa’da yaşayan yazarlar, yeni Osmanlılar olarak isimlendirdikleri kişilere Jön Türk ve türetilen terimlerini ve sıfatlarını kullanmaya devam etmişlerdir. Bahsedilen yeni Osmanlılar ise tabir olarak “jevne Turqvie” kelimesini tercih etmişler, kendi düşüncelerine göre eski Türk grubunun muhalifi pozisyonunda olmasını göstermişlerdir.

Jön Türkler’in tarihi

Osmanlı döneminde yer alan Jön Türkler gibi pek çok topluluk, yaşadıkları dönemde muhalif çizgide ilerleyerek farklı farklı isimlerle nitelendirilebilmişlerdir. Yani her bu tarz yeniliğin peşinde olan topluluklara “Genç Osmanlılar”, “Genç Türkler” ya da “Jön Türkler” isimleri verilebilmektedir. Dahası özellikle 1800’lü yıllar geçildikten sonra bu tip oluşumların fazlalaşmasıyla birlikte bu tip isimlerin de yaygınlaşması gayet normal algılanmaya başlamıştır.

Jön Türkler’in düşünce yapısı

Jön Türkler’in kendi içlerinde sahip oldukları düşünce yapıları neticesinde, birbirlerine çok uyum sağladıklarını söylemek adına Fransız burjuvazi kesimi örnek olarak verilebilmektedir. Çünkü Fransa’daki süreçte de burjuvazi kendi gücünü ve geçerliliğini arttırdığı için yönetim kısmına sesini duyurması daha kolay olmuştur. Bu uğurda girdiği çekişmelerin aynısını Osmanlı Topraklarında Jön Türkler de gerçekleştirmiş; Avrupa’daki moderniteden ve yeniliklerden etkilenerek bizim topraklarımızda da bu tip çalışmaların gerçekleşmesi adına aydın kesimin de desteğini alarak yönetim kısmına bir kısım veryansınların yapılmasıyla gerçekleştirilen Jön Türk hareketi; hiç bir zaman kanlı kılıçlı savaş haline dönüşmemiş; sadece edebi olarak anlatılan yazılarla toplumda belirli bir kitlenin aydınlanmasını sağlama şeklinde olmuştur.

Jön Türkler olarak adlandırılan topluluğun genel olarak tek siyasi görüşleri; padişahlık şeklinde devam eden yönetim şekline bir alt kurum olarak bir meclisin de eklenmesi isteğidir. Sanılanın aksine hiç bir zaman padişahlığı tamamen devirip yerine cumhuriyet devrimini getirmeyi düşündükleri söylenemez.

Onların karşı oldukları durum tamamen Abdulhamit döneminin istibdatla alakalı düzen yapısıdır. Baskı ve şiddet içeren yönetim yapısının yerine ortak yapıda bir meclis kurulursa her şeyin çok daha iyi idare edilebileceğini söylemişlerdir. Yönetime denk bir meclis yönetiminin kurulmasını istemelerinin yanında kendileriyle çeliştikleri bölümler de bulunmaktadır. Örneğin; Jön Türkler’in iç yapısına bakıldığında bireylerin çoğunun farklı siyasi algıya sahip olduğu görülmektedir.

Jön Türkler kendi içlerinde 2000 kişilik bir cemiyetten meydana gelmişlerdir. Bu iki bin kişinin içerisindeki çoğu isim siyasi ortamdan kaynaklı olarak Osmanlı topraklarında çok fazla yaşayamamamış; ya Mısır’da ya da Avrupa’nın herhangi bir şehrinde sürgün hayatına mahkum olmuşlardır.

Jön Türk cemiyetinde en çok dikkat çeken ve en önemli isimler ise şunlardır; Abdurrahman Bedirhan, Abdullah Cevdet, Ahmet Fazlı, Ahmet Rıza, Ahmet Kemal, Ahmet Ferig, Ahmet Niyazi, Ahmet Lütfullah, Ahmet Saib, Ali Fehmi, Ali Fahri, Ali Şefkati, Ali Haydari, Derviş Hüma, Bahaddin Şakir, Halil Canem, Edhem Ruhi, Hüseyin Tosun, Emir Şekib Arslan, Hüseyinzade Ali, Hüsrev Sami, İshal Sükuti, İbrahim Temo, İsmail Enver Bey, İsmail Canbulut, Mahmut Celaleddin Paşa, İsmail Kemal, Mehmet Ali Halim Paşa, Mahir Said, Tarsusizade Münih ve Hacı İbrahim Paşazade Hamdi’dir.

Jön Türk’lerin yaşadıkları dönemin şartları

Jön Türk’leri oluşturan her bir bireyin, kendi fikir yapılarının oluşmasındaki en büyük faktör içinde bulundukları dönemin koşullarıdır. O dönemde gerçekleşmiş olan en önemli ve Jön Türk’lerin etkilendiği olaylar ise şöyledir;

Ermenilerin özerk devlet kurma hikayeleri

Makedonya’ya süregelen anlaşmazlıklar

Kürtlerin yaşadıkları Anadolu bölgesinde sürekli ayaklanma çıkarma durumları

Yunan asıllı cemiyetlerin sürekli çıkarttıkları isyanlar ve diğer faaliyetler

Girittekilerin kendi yaşadıkları bölgelerde sürekli olarak isyan çıkarmaları

Bulgaristan’ın artık resmi olarak devlet sayılması

Osmanlının elinde bulundurduğu en önemli toplumlardan biri olarak gördüğü Arnavutların, Avrupa’da pek çok isyana ortak olup aynı zamanda pek çok da isyan çıkarmaları

Mithat Paşa’nın kendi döneminde isyanlarını rahatlıkla bastırdığı ulema sınıfının yeniden güç bulup ayaklanmalara başlaması

Arapların dini  yönden çok siyasi yönlerde başkaldırılara  başlaması

Osmanlı’nın açtığı okullarda artık kalifiye eleman değil eğitimsiz ve boş elemanlar yetiştirmesi

2. Abdulhamit’in siyasi hırsları yüzünden devleti git gide kaosa sürüklemesi

Abdulhamit’in istibdat yönetimini yeniden yürürlüğe koyması

Uzunca anlattığımız tüm bu siyasi karışıklıklar ve benzeri olaylar neticesinde Osmanlı devletinin gün geçtikçe kötü bir gidişata sahip olduğu rahatlıkla görülebilmektedir. Ancak her şey bu kadar açık ve ortadayken Osmanlı toplumunun bu durumla alakalı herhangi bir yaptırımı bulunmadığı gibi gidişatla alakalı bir sıkıntıların olduğu da gözlemlenmemiştir.

Bunun sebebi Osmanlı toplumunda yaşayan halkın kendi içerisinde ortak bir fikrinin ya da iradesinin bulunmayışıdır. Çünkü ayaklanmalardan da anlaşılacağı üzere Osmanlı topraklarında artık kendisini bir halk olarak kabul etse de aslen dil, ırk, din vb. konularda birbirinden farklı olan pek çok azınlık yaşamaktadır. Din olarak bir yandan Hristiyanlar kendi dinlerini yaşamak için mücadele etmekte, bir yandan Yahudiler kendi dinlerini yaşamak için mücadele etmekte bir yandan da aynı konuların etrafında dönüp duran ayaklanmalar bastırılmaya çalışılırdı.

Jön Türkler’in basın dünyasındaki yeri

(Gazeteler)

Meşveret

Şuray-ı Ümmet

Mizan

Osmanlı gazetesi

(Dergiler)

Mecmua-i Kemal

Şikaya dergisi

İçtihat

Şark ve garb

Musavve

(Yazarlar)

Namık Kemal

İbrahim Şinasi Efendi

Ali Suavi

Ahmet Rıza

Ahmet Cevdet Paşa

Yusuf Akçıra

Prens Sebahattin

Abdullah Cevdet




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.