Menu

İnsülin iğnesi (enjeksiyonu) nasıl yapılır

insülin iğnesi

Diyabetli hastalarda kan şekerinin istenen düzeyde tutulabilmesi, doğru şekilde uygulanan enjeksiyona bağlıdır. Bundan dolayı da vücudun insülinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlayacak olan insülin iğnesinin (enjeksiyonun) nasıl, nereye ve ne şekilde yapılacağı oldukça önemli bir konudur.  

Enjeksiyon, deri altına ve mümkün olduğunca da derine yapılmalıdır. Bunu sağlamak için de kişinin derisi, deri altı dokusu ile birlikte parmakların arasına alınmalı ve kavranmalıdır. Enjeksiyon iğnesi deriye 45 derecelik bir açı ile batırılmalıdır. Bazı durumlarda 90 derecelik açı ile de yapılır, fakat bunu yapabilmek için deri altı dokusunun iğnenin uzunluğundan daha kalın olması lazımdır. İnsülin iğnesi yapıldığı sırada, ağrıya sebep olacağı için kas içerisine enjeksiyon yapılmasından sakınılmalıdır. Normal insülin enjektörleri 12,7 mm uzunluğunda iğneye sahiptir, insülin kalemlerinde ise 8 mm uzunluğunda iğne bulunmaktadır. Uzun olmayan iğneler, ergenlik dönemindeki çocuklarda daha uygundur. Yaşı daha küçük olan çocuklara ve fazla kilolu olmayan zayıf çocuklara 45 derecelik bir açıyla enjeksiyon yapılmalıdır. Eğer kısa iğne kullanılacaksa 90 derecelik bir açı ile yapılabilir.

İnsülin tedavisi hakkında diyabet hemşiresi mutlaka bilgi vermeli, insülin enjeksiyonunu hemşire yanındayken öğrenmeli ve anlaşılmayan konular ile ilgili mutlaka açıklayıcı bilgi alınmalıdır. İnsülin iğnesi her gün düzenli olarak aynı saatte yapılmalıdır. Her zaman enjeksiyonu yapacak birileri bulunamayacağından, enjeksiyon uygulamasını kişinin kendi kendine yapabilmesi oldukça önemlidir.

insülin enjeksiyonu

İnsülin iğnesi nerelere yapılmalıdır?

İnsülin iğnesi mutlaka dönüşümlü bir şekilde yani, her insülin dozu farklı bölgeye yapılmalıdır. Sürekli olarak aynı yere yapılan insülin lipodistrofi’ye sebep olabilir. Lipodistrofi, insülin’in sürekli aynı bölgeye uygulanması sonucu yağ dokusunun değişikliğe uğraması veya yağ dokusunun erimesidir. Yağ dokusunun iyi huylu bir ura benzer şekilde birikmesi lipodistrofi’yi oluşturur. Zamanla bu bölgede ağrı, acı, şişme ve kızarıklık meydana gelir.

İnsülin iğnesinin uygulandığı yerdeki deri ile kas arasındaki yağlı dokunun kalınlığı da çok önemlidir. Kas içerisine enjekte edilen insülin çok daha hızlı etki gösterse de daha kısa sürede etkisini yitirir. Bunun sonucunda hipoglisemi baş gösterebileceği için, insülini deri altına uygulamak gerekir.

İğne yapılacak bölgenin kesinlikle sabunlu su ile temizlenmiş olması lazımdır. Temizlik için alkol kullanılması gerekmez. Çünkü, alkol kullanılırsa iğnenin deliğinden alkol sızabilir ve ağrılı bir enjeksiyona sebebiyet verebilir. İnsülin iğnesi yapıldıktan sonra 5-6 saniye kadar beklenmeli, insülinin iyice enjekte olduğuna emin olunduktan sonra enjektör çıkarılmalıdır.

İnsülin enjeksiyonu sırasında oluşabilecek ağrıyı azaltmak için yapılması gerekenleri sıralamak gerekirse;

1- İnsülin buzdolabından çıkarıldıktan sonra bir süre oda sıcaklığında bekletilmelidir. Çıkardıktan hemen sonra yapılırsa ağrı olması muhtemeldir.

2- İnsülin enjeksiyonundan önce, iğnenin yapılacağı bölge alkol ya da kolonya ile temizlendiyse uçuncaya kadar beklenmelidir.

3- Enjeksiyon esnasında kasları fazlaca germemeye özen gösterilmelidir.

4- İnsülin iğnesi hızlı bir şekilde batırılmalı, enjektör boşaltılırken de elin oynatılmaması gerekmektedir.

5- İğne ucunun iki defadan fazla kullanılmaması gerekmektedir. Çünkü, hassas ve keskin uca sahip iğne deriye değdiğinde körelir ve bozulur. İnsülin kaleminde kapak takılırken de iğne bozulabilir, dolayısıyla iğnenin 2-4 uygulamadan sonra mutlaka değiştirilmesi önerilir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.