Menu

İbn-i Sina Kimdir ?

ibni-sina-kimdir

İbn-i Sina’nın hayatı

Türk-İslam tarihinin en önemli filozoflarından ve doktorlarından biri olan İbn-i Sina, milattan sonra 980 yılında (hicri takvime göre 370 yılında) Buhara’ya yakın olan Özbekistan’daki Afşana köyünde dünyaya gelmiştir. Adının tam hali ”Ebu Ali el – Hüseyin bin Abdullah bin Sina”dır. Batı medeniyetlerinde ismi ”Avicenna” olarak anılmıştır çünkü isminin Latince çevirisi bu şekildedir. Orta çağ dönemlerinde kendisi Batı dünyasında ”Büyük Üstad” olarak bilinmektedir. Bunun dışında Orta Çağ modern bilimin öncüsü olarak da anılmaktadır. Yazdığı en ünlü eser olan ”El – Kanun fi’t Tıb” (Tıbbın kanunu anlamına gelmektedir) ile Avrupa’da yer alan çoğu üniversitede 17. yüzyıla değin temel eser olarak gösterilmiş, tıp biliminde onun bilgileri öğrencilere ışık tutmuştur. Yazdığı bu eser, 7 yüzyıl boyunca tıp alanında temel kaynaklardan biri olarak gösterilme ünvanını taşımaktadır. İbn-i Sina’nın babası, döneminde çok ünlü ve saygı değer bir bilim insanıydı. Babasının yolundan giden İbn-i Sina, küçük yaşlarından itibaren çok iyi bir eğitim almaktaydı ve bu süreçte keskin zekası ve güçlü hafızasıyla yaşıtlarından çok daha akıllı ve ufku geniş bir genç olma yolunda ilerliyordu. 16 yaşındayken kendini tamamen tıp alanına yöneltti ve öğretmenlerinin de bilgi alanını geçerek kendi kendine yeni tedavi yöntemleri geliştirmeye başladı. 19 yaşında ünvanını alarak doktor oldu ve hasta tedavilerine başladı.

ibni-sinanin-hayati

22 yaşında babasını kaybettikten sonra 1004 yılında da Samani Hanedanlığı’nın sona ermesiyle birlikte Batı’da yer alan Ürgenç’e gitti. Ürgenç’te devlet veziri İbn-i Sina’nın yakın arkadaşıydı ve ona orada maaş bağlayarak kendini geliştirmesi için imkan sağlamaya çalıştı. Bu dönemlerde şiddetli bir hastalığa yakalanan İbn-i Sina, Hazar denizi taraflarına yolculuk yaptı ve orada rastladığı arkadaşının yanına yerleşti. Gorgan isimli kentte yaşamaya başlayan İbn-i Sina, astronomiyle ve mantıkla alakalı dersler vermeye başlayan bir öğretmen oldu. Bu dönemde ”Kabus” isimli eserini de yazmaya başladı. İlerleyen dönemlerde Kazvin’e ve Rey’e de giderek bir takım çalışmalarda bulundu, yeni eserler de yazdı. İsfahan valisinin yanına yerleşerek orada yaşamaya başlayan İbn-i Sina, orada yaşadığını öğrenen Hamadan emiri tarafından tutuklatıldı. Bir süre hapis yatan İbn-i Sina, kılık değiştirerek tutuklu olduğu yerden kaçtı ve İsfahan’a geri döndü. Döndükten sonra yaklaşık 12 yıl Ebu Cafer’in hizmetinde çalışan İbn-i Sina, doktorluk yapmaya devam etti ve bir çok bilimsel çalışmalarda da bulundu. Edebiyat, fizik, filoloji gibi bir çok dalda da çalışmalar yapan İbn-i Sina en sonunda çok şiddetli bir kolit hastalığına yakalandı. Bu hastalığına tedavi bulmak yerine kendisini hastalığın ellerine bıraktı ve ölmeden önceki son dönemlerini sürekli Kur’an okuyarak geçirdi. 1037 yılında, 57 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

İbn-i Sina’nın eserleri

İbn-i Sina’nın en bilindik ve en değerli eserlerinden biri ”Kitabu’ş – Şifa”dır. ”Sağlık Kitabı” anlamına gelen bu kitap, insanlık tarihinin genelinde sadece 1 tek insan tarafından yazılan en kapsamlı kitap olarak anılmaktadır. Bu kitap bir nevi ansiklopedi niteliği de taşımaktadır çünkü içerisinde astronomi, metafizik, mantık, matematik, fizik, müzik ve geometri konularından pek çok bilgi içermektedir. İbn-i Sina yazdığı bu kitabını daha sonra ”Kitabu’n – Necat” (kurtuluş kitabı anlamına gelmektedir) adını verdiği başka bir kitapla özetlemiş ve konuları daha kısa ancak daha kapsamlı şekilde ele almış, en son olarak da bu kitabı da özetleyip ”İşarat ve’t Tenbihat” (belirtiler ve uyarılar kitabı anlamına gelmektedir) isimli eserini çıkarmış, tüm bilgilerin en önemli kısımlarını bu kitabında anlatmıştır. Bunun dışında aynı öneme sahip olan ”El – Kanun Fi’t Tıb” eseri, içerik olarak hem İbn-i Sina’nın hem de dönemin Yunan hekimlerinin tıp dünyası hakkındaki buluşlarını ve fikirlerini içermektedir.

ibni-sinanin-eserleri

Bu kitap bir nevi tıp ansiklopedisi çerçevesinde de ele alınabilir. Bu eser toplam 5 ayrı ciltten meydana gelmektedir. Birinci cildinde koruyucu hekimlik ve anatomi alanından bilgiler anlatılmış, ikinci ciltte basit ilaçlardan bahsedilmiş, üçüncü cildinde patolojiden bahsedilmiş, dördüncü cildinde cerrahi tedavi yöntemlerinden ve cerrahi ilaçlardan ve son olarak beşinci cildinde de ilaç karışımlarıyla alakalı çeşitli ayrıntılı bilgilerden bahsedilmiştir. Bu kitabın tıp dünyasında ciddi bir önemi vardır çünkü Doğu ülkelerinde 19. yüzyıla kadar eğitimde bu kitaptan yararlanılmıştır. İbn-i Sina’nın her şeyden önce bir tıpçı olmasından mütevellit tıpla ilgili daha bir çok önemli eseri olduğu da unutulmamalıdır. Bunların arasında en çok dikkat çekenlerinden biri olan kalp- damar sistemleriyle ilgili yazmış olduğu çalışmalardır. Tıp alanı haricinde de felsefe, fizik ve astronomi alanında 150’ye yakın eser yazan İbn-i Sina, bu eserlerini çoğunlukla Arapça ve Farsça olarak kaleme almıştır. Hatta ”El-Kanun Fi’t – Tıb” eserini yazdığı çağlarda, o dönemlerin en iyi üniversitelerinden olan Lauvain ve Montpellier Tıp fakültelerinde temel kitap olarak okutulmuş ve Paris Tıp Fakültesi kütüphanesinin ilk 9 kitabı arasında en ön sırada tutulmuştur.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.