Menu

Hz.İsa’nın kabri

Zaman: İS 1. yüzyıl

Mekân: Kudüs, İsrail

Yusuf cesedi alıp onu temiz bir keten bezine sardı; kaya içine oymuş olduğu
kendi yeni kabrine onu yatırdı ve kabrin kapısına büyük bir taş yuvarlayıp
gitti. MATTA 27:59-60

Kudüs’teki Kutsal Kabir Kilisesi’nin merkezinde İsa’nın gerçek kabrinin
bulunduğuna pek çok Hıristiyan yürekten inanır. Ancak Kudüs’ün putperest bir
kent olduğu iki yüzyıl boyunca İsa’nın gömülmüş olduğu yerin kayıp olduğu
gözönüne alınırsa bundan nasıl hâlâ emin olunabilir?

Hıristiyan olan ilk Roma imparatoru Konstantin 4. yüzyılın başında
Hıristiyanlığı imparatorluğunun resmi dini olarak ilan etmişti. 325 yılında,
İznik Konseyi sonrasında Kudüs başpiskoposu Makarios’tan İsa’nın kabrini
bulmasını ve üzerine büyük bir kilise inşa etmesini istedi.

Başpiskopos’un kabri nerede araması gerektiğini bildiği anlaşılıyor: Hiç
duraksamadan 200 yıl önce İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan büyük Roma
tapınağını yıkmaya koyuldu. Tapınağın temellerinde bir kabir bulununca bunun
Arimathealı Yusuf’un 300 yıl önce İsa’nın cesedini aceleyle gömdüğü yer olduğu
bildirildi. Bu Tanrı’nın elinin yönettiği gerçek bir mucize miydi, yoksa
Makarios’u doğruca kabre götüren bir gelenek mi vardı? Ya da başka bir neden
olmuş olabilir miydi?

Günümüzdeki Kutsal Kabir Kilisesinin doğu-batı kesiti. En aşağı (doğu) uçta
Gerçek Çarmıh Şapeli. Söylentilere göre, Konstantin’in annesi Helena, İsa’nın
gerildiği çarmıhı burada bulmuştur. Küçük kubbe, güneybatısında Calvary
Kayası’nın bulunduğu özgün Kutsal Bahçe bölgesi üzerindedir. En sağda ise
ortasında Aedicule olan Rotunda.

İNCİL GELENEĞİ

İncil bize Romalılar’ın İsa’yı, yurttaşların suçlulara verilen cezayı daha iyi
seyredebilmeleri için Kudüs duvarlarına yakın idam yerinde çarmıha gerdiklerim
söyler: Kentin kuzeybatısında bugün hâlâ Kudüs binalarının cephelerini kaplamak
için kullanılan sert malaki kireçtaşı ocağı vardı.

Taşocağının İÖ 8. ve 7. yüzyıllardan kalma olduğu anlaşılmıştır ve burası
İsa’nın zamanında bahçeler ve meyve bahçeleriyle dolu bir alandı. Taşocağının
bir yerinde taş ustalarının inşaat amaçlarına uygun olmadığı için öylece
bıraktıkları bozuk bir taş daman vardır. Pek çok kimse işte bu kayayı İsa’nın
iki hırsız arasında çarmıha gerildiği Calvary ya da Golgotha (kafatası
biçimindeki yer) olarak kabul ederler.

Buraya yakın bir yerde Kudüs’ün zenginleri taşocağının kaya duvarına kendi
kabirlerini oymuşlardı. Arimathealı Yusuf’un kullandığı kabir bunlardan biri
olabilir: Matta İncili’nde (“Akşam olunca, İsa’nın şakirdi olmuş Arimathealı
Yusuf adlı zengin bir adam geldi. Bu adam Pilotus’a gidip İsa’nın cesedini
istedi. O zaman Pilotus verilsin diye emretti. Yusuf cesedi alıp…” 27: 57-60)
anlatıldığı gibi kabir, kentin duvarlarının hemen ötesinde ve idam yerinin de
yakınında olmalı. İncil’de kabrin kapısının değirmen-taşı biçiminde büyük ve
ağır bir kaya ile kapatıldığı yazılıdır.

Arkeologlar, Kudüs’ün o bölgesinde İsa’nın zamanından kaldığı saptanan böyle
birkaç kayaya oyulmuş kabir bulmuşlardır. Bunlar herhalde kuşaklar boyunca
ölülerini orada gömen ve girişlerini yuvarladıkları büyük taşlarla kapatan
aristokrat ailelere aitti. Bu “yuvarlanan taşlar”ı oynatmak için tıpkı Matta
İncili’nde anlatıldığı gibi çok büyük bir güç gerekiyordu.

Her ceset gömülmeden önce zamanın Yahudi törelerine göre yıkanıp yağlanır, sonra
kefenlenip kabir odasında kayalara oyulmuş bir rafa yerleştirilirdi. Kadınlar,
Sebt gününün sabahı İsa’nın cesedini yıkayıp yağlamaya geldiklerinde taşın
mucizevi bir biçimde yana çekilmiş ve gömme rafının boş olduğunu görmüşlerdi.
Bu olaylar Matta’ya göre şöyle olmuştur: “Ve Sebt günü geç vakit, haftanın ilk
gününe doğru, tan yeri ağarmaya başlarken, Mecdelli Meryem ve öbür Meryem kabri
görmeğe geldiler. Ve işte (…) Rabbin meleği gökten indi ve gelip taşı
yuvarlayarak üzerine oturdu. Onun görünüşü şimşek gibi idi, esvabı kar gibi
beyazdı. (…) Ve melek cevap verip kadınlara dedi: Siz korkmayın, çünkü haça
gerilmiş olan İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada değil, çünkü dediği gibi
kıyam etti”, Markos 28: 1-6.

Kutsal Kabir Kilisesi’nin havadan görünüşü. Büyük kubbe Kabrin üstündeki
Rotunda’yı örtmektedir. Soldaki kısa çapraz sahnın üzerindedir.

ROMA YÖNETİMİNDE KUDÜS

Kudüs Hıristiyanlar’ı yıllarca o noktaya taptılarsa da, 2. yüzyılın başlarında
Hadrianus kenti yıkıp kalıntıları üzerine kendi Aelia Capitolina putperest
kolonisini kurduğunda kabir de kayboldu. Hadrianus 135 yılında yüksek bir tepe
üzerinde aşk tanrıçası Afrodit’e adadığı büyük bir tapınak külliyesi inşa etti.

Belki de imparatorun tapınağım çarmıha gerilme yeri ile kabrin üzerine
yaptırdığına ilişkin nesilden nesile aktarılan bir söylenti vardı. 395 yılında
yazan Aziz Jerome’a göre yakındaki Calvary kayası üzerine tanrıçanın büyük bir
heykeli de dikilmiş olabilir. Daha sonraki Hıristiyan görüşüne göre Hadrianus,
Hıristiyanların bu en kutsal yerlerini ziyaretlerini önlemek için tapınağını
Kutsal Kabir üzerine yapmıştır.

Hıristiyanların da Yahudiler’in de yeni kentinde dinlerini uygulamalarına iyi
gözle bakmadığı bir gerçektir. Ancak Roma dönemi boyunca yine de Kudüs’te küçük
bir Hıristiyan azınlığı varlığını sürdürmüştür.

Konstantin, çarmıha gerilme yerinin ve İsa’nın kabrinin araştırılmasını
emrettiğinde kentin boyutları ve hatta duvarları bile büyük ölçüde değişmişti.
Kabrin genel olarak yeri geleneksel bellekte kalmış olsa bile, putperest Roma
günlerinde kentteki Hıristiyan sayısı çok azken, Hıristiyanlar İsa’nın gömüldüğü
yeri hâlâ nasıl bilebilirlerdi?

Ancak Başpiskopos Makarios kent duvarlarına bile bakmadan doğruca Hadrianus’un
kentinin merkezindeki forumun kuzeyindeki büyük Roma tapınağına gitmişti.
Çarmıha gerilme zamanında bu bölge kentin dışındaydı ve kente ancak İsa’nın
ölümünden 10 ile 15 yıl sonra dahil edilmişti.


(Solda) Batı Kudüs’te, eski kent duvarlarının ötesinde “Herod’un Kızlarının
Kabri” denilen kabrin içeriden görünüşü. Oyuktaki büyük yuvarlak taş ve
kayaların içine açılmış kabre giden basamaklar açıkça görülmektedir. (Sağda) Bu
altın yüzükte İmparator Konstantin döneminde (306-37) İsa’nın Kabri çevresinde
yapılan özgün Aedicule görülüyor. Yüzük 6. yüzyıldan kalmadır ve Kudüs’te
Tapınak Tepesi yakınlarındaki kazılarda bulunmuştur.

KABRİN BULUNMASI

Kabrin bulunması konusunda belki de bir görgü tanığımız vardır. Caesaria
Piskoposu ve kilise tarihçisi Eusebius, 337 yılında İmparator Konstantin’in bir
biyografisini yazmıştı. Eusebius’a göre kazı yapanlar İsa’nın kabrinin o kadar
kolay bulunmasına şaşmışlardı. Ama bir zamanlar orada olan pek çok kabrin içinde
doğru olanı bulmuşlar mıydı?

Yoksa bir kabir bulmuşlar ve bunun doğru olan olduğuna mı karar vermişlerdi? Her
ne kadar Eusebius ya da ondan sonraki kaynaklar bu konuda bir şey
belirtmemişlerse de, belki de kabir işaretliydi ya da üzerinde İsa’nın adı
yazılıydı. Oxford’daki Hertford Koleji’nden Martin Biddle, Roma’da Aziz Petrus
Kilisesi’nin mihrabının altındaki Aziz Petrus’un kabrinin bu yolla tanındığına
işaret etmiştir.

Her ne olursa olsun Kudüs’te inşa edilen Martyrion (ya da “Tanık”) Kilisesi
zamanının en büyüğüydü ve bugünkü Kutsal Kabir Kilisesi’nin atasıydı. Büyük
kilisenin ötesinde, Kutsal Bahçe’de, çevresindeki kayalardan kurtarılmış ve
çevresindeki toprak indirilmiş olan kabir duruyordu.

Konstantin 335 yılında kiliseyi kutsadıktan sonra kaya kabri, Aedicule (“küçük
ev”) adı verilen küçük bir türbeye aldı, çevresine Anastasis ya da “Dirilme”
denilen büyük bir yuvarlak yapı dikti ve üzerine kocaman bir kubbe geçirdi.
Bugün özgün Aedicule’ün üçüncü kuşağı kabri sarmaktadır. Ancak pek çok kimsenin
yaptığı gibi bunun gerçekten İsa’nın kabri olduğunu kabul etsek bile son bir
muamma daha vardır: Özgün kabirden herhangi bir parçanın kalıp kalmadığı
hakkında bir fikrimiz yoktur.

Özgün Aedicule ve onu barındıran kilisenin yapılmasından bu yana geçen yüzyıllar
içinde kilise yangın, deprem ya da insan eliyle çok kez kısmen ya da tamamen yok
edilmiştir. Aedicule, en son 1808′de bir yangından sonra yeniden yapılmıştı. Son
olarak da Kudüs İngiliz Mandası altındayken, 1927′de bir depremin ardından
yıkılacak duruma geldiğinde çelik iskelelerle güçlendirilmiştir.

Bu iskeleler hâlâ orada durmaktadır ve gelecekte Aedicule’de bir inşaat işine
girilmesi kaçınılmazdır. Kutsal Kabir Kilisesi’nden sorumlu Hıristiyan
topluluklarından alınacak izinle onarım yapılırken İsa’nın cesedinin yatırıldığı
gerçek kabirden geriye bir şey kalıp kalmadığını anlamak mümkün olabilecektir.

20. yüzyılın ilk yarısında Manda döneminde kurulan İngiliz iskeleleriyle
Aedicule’ün bugünkü durumu. Çevrede, Aedicule’ü saran Rotunda’nın kemerlerinden
bazıları görülüyor.

          
2 Yorum yapılmış
  1. Melisa Cevapla

Yorum yapmayı unutmayın!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.