Menu

Heterotrof Nedir ?

heterotrof-nedir

Heterotrof nedir?

Hetetotrof denilen kelime, biyolojik sistemde bir canlılar grubunu ifade etmektedir. Heterotrof grubundaki canlılar, hayatlarını sürdürebilmek adına gereksinim duydukları organik molekül ihtiyaçlarını, inorganik molekül ihtiyaçlarını ve en önemlisi enerji ihtiyaçlarını dışarıdaki kaynaklardan karşılamaktadırlar.

Heterotrof organizmalar da denilen bu canlı türleri, besinlerini karşılayabilmek için mecburen dış kaynaklara gereksinim duymaktadırlar. Böylece dış ortamdan aldıkları organik molekülleri kendi sindirim yapılarında özüterek hem enerji hem de inorganik molekül ortaya çıkartabilmektedirler.

Bazı tek hücreli canlılar, insanlar, hayvanlar ve “fungus” olarak da adlandırılan mantarlar heterotrof canlı grubunda yer almaktadır. Heterotroflar kendi besinlerini kendileri üretme gibi bir yeteneğe sahip olmadıklarından, dışardaki “ototrof” denilen canlı grubundan ya da kendi türlerinden olan heterotroflardan besinlerini elde edebilmektedirler.

Heterotrof canlılar kendi beslenme özelliklerinin gruplanmasından dolayı üç ayrı ana grupta incelenebilmektedirler. Bu üç ayrı grup ve özellikleri ise şu şekildedir;

Holozoik form : İlk grup holozoikler olarak adlandırılan gruptur. Holozoik yaşama sahip olan canlılar, besinlerini büyük parçalar halinde ve sıklıkla katı formda tüketmektedirler.

Her bir holozoik birey, ihtiyacı olan besinini kendi imkanlarıyla temin etmektedir. Metabolizma yapılarına bakıldığında ise duyu organları, sindirim sistemleri, kas sistemleri ve sinir sistemleri bulunmaktadır. Hayvanların bir çok türü ve insanlar bu grup altında incelenebilmektedir. Bu grup da kendi içerisinde aldıkları besin yapılarına göre üç farklı dala ayrılmaktadır;

Otçullar : “Herbivorlar” olarak da adlandırılan otçullar, genel yapıları itibariyle sürekli bitkisel ürünlerle beslenen canlılardır. Fiziki yapılarında azı dişleri gelişmiş olup, mide yapılarında bölmeli bir yapı görülmektedir.

Bağırsak sistemleri ise etçil yapıdaki canlılara göre daha uzun yapıdadır. Bu yapıların bu şekilde olmasının ana mantığı da sindirim sistemlerinde fazlaca bulunmak durumunda kalan selülozun daha rahat sindirilmesidir. Koyun, at, keçi, zürafa, inek, kirpi ve kaplumbağa gibi canlılar otçullara örnek olarak gösterilebilmektedir.

 

Etçiller : “Karnivorlar” olarak da isimlendirilen etçiller, adından da anlaşılacağı üzere ağırlıklı olarak etle beslenen türlerdir. Fiziksel yapıları itibariyle özellikle köpek dişleri gelişmiş yapıdadır, bağırsak yapıları otçullara göre daha kısadır ve mide yapıları da tek odacıktan oluşmuştur.

Diş yapılarının uygun olması onların et yemesini daha da kolaylaştırmaktadır. Kurt, bazı kuş türleri, aslan, kemirgenler olarak adlandırılan canlılar ve tilki gibi örneklendirebileceğimiz pek çok canlı etçiller olarak incelenebilmektedir.

 

Hepçiller : “Etçil-otçullar” ya da “omnivorlar” olarak da adlandırılan bu gruptaki canlılar, hem et yiyecekleriyle hem de ot yiyecekleriyle beslenmektedirler. Diş yapıları hem kesici özellikler hem de parçalayıcı özellikler taşımaktadır. Bazı kuş türleri, bazı balık türleri, insan türü, domuz ve ayı gibi örneklendirilebilecek canlılar hepçiller kategorisinde incelenebilmektedir.

Saprofitik form : Çürükçül form olarak da nitelendirilen bu form yapısındaki canlılar, organik yapıdaki maddeleri doğruca hücre zarlarıyla özümsemektedirler. Çünkü genelinin sindirim sistemi fazla gelişmiş durumda değildir.  Saprofitikler hücre zarlarının dış kısmına salgıladıkları sindirimle alakalı enzimler sayesinde hücre dışında da sindirim yapabilmektedirler.

Sonrasında yaptıkları sindirimden ötürü ortaya çıkan bileşikleri zarları yardımıyla metabolizmalarına almaktadırlar. Yani böylelikle organik bileşikler inorganik bileşiklere ayrıştırılmaktadır. Bu özellikleri sebebiyle de saprofit yapıdaki canlılar, genel ekosistemdeki madde çevrimi konusunda çok önemli işlevlere sahiptirler.

Parazitik form : Parazitler olarak adlandırılan canlı formları, hayvansal parazitler ve bitkisel parazitler olarak ayrılmaktadırlar. Bu parazitler “konukçu” olarak da nitelendirilebilmektedir çünkü eğer hayvansal parazitse başka bir hayvanın üzerinde ya da içinde yaşayabilmekte, aynı şekilde bitkisel parazitse de başka bir bitkinin üzerinde ya da içerisinde yaşayabilmektedirler.

Parazitik formlar kendi aralarında “ektoparazitler” ve “endoparazitler” olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Endoparazitlere örnek olarak bağırsak solucanı, ektoparazitlere örnek olarak da pire ve bit gösterilebilmektedir. 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.