Menu

Hazar Kağanlığı

hazar-kaganligi

Hazar Kağanlığı’nın tarihi

Tarih kitaplarında kısaca “Hazarlar” olarak da adlandırılan Hazar Kağanlığı, 7. ve 11. yüzyıllar arasında yaşamış büyük bir Türk devletidir. Hazar denizinin çevresine yerleşen; Karadeniz kıyılarından Van gölüne, Aral gölünden Kiev’e ve Macaristan’a kadar yayılmış ve geniş bir toprak hakimiyeti sağlamış bu topluluk, Doğu Avrupa’da düzenli olarak toplanabilmiştir. Hazar kelimesinin kelime anlamı “gezmek” anlamına gelen “-kaz” kökünden türetilmiştir. “Ka-zar” kelimesi bir yere bağlı olunmamak ya da gezer / gezgin  anlamlarında kullanılmaktadır. Bu devletin kökeniyle alakalı tarih kitaplarında pek çok farklı bilgi yer almaktadır. “Hudüd-ü al-Alam” isimli eserde, Hazar Kağanlığı Ansa sülalesine dayandırılmaktadır. Ansa sülalesinin de Batı Göktürklülerle bağlantılı olduğu söylenmektedir ve bu sülale Orta Asya’dan göç etmiş bir topluluktur. Bunun dışında Hazarlar‘ın Büyük Hun Devleti’yle de bir bağlantısı olup olmadığı hakkında görüşler ortaya atılmıştır çünkü 586 tarihinden sonraki yıllara ait Bizans kaynaklarında Hazarlar’dan “Türkler” olarak bahsedilmektedir. Bu devleti diğer Türk devletlerinden ayıran özelliği, İslamiyetin yayılmasından önce Türk olarak nitelendirilen bütün kavimlerin neredeyse tamamı Tengri’ye (Göktanrı inancı) inanırken Hazar Kağanlığı 740’lı yıllardan itibaren Museviliği benimsemişlerdir. Bunlarla ilgili olarak akademisyenlerin yaptıkları araştırmalar doğrultusunda Hazar Kağanlarının pek çok Rus Yahudisinin ve Doğu Avrupa Yahudisinin ataları olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Hazarlar dini olarak düşünce ve inanç özgürlüğünün olduğu ve Paganizmin de çok rahatça yayılabildiği bir toplum olarak bilinmektedir.

Hazar Kağanlığı’nın kökeni

Konu hakkında çalışmalar yapan uzmanların söylediklerinin ışığında Hazarlar hakkında pek çok iddia ortaya atılmıştır. Örneğin eski Rus kayıtlarında, Hazarlar’dan “Beyaz Ugriler” olarak bahsedilmiştir. Macarlar ise tam tersi “Kara Ugriler” olarak bahsetmişlerdir. Yunan asıllı bir tarihçi olan Theophanes, Hazarlar’dan “Doğudan gelen Türkler” olarak bahsetmektedir. 2008 yılında Hazarlar’dan kaldığı söylenen ve kazı çalışmalarında bulunan yazıtlarda Hazarlar’ın diğer medeniyetler ve toplumlar hakkında yazı yazsalar da kendileri hakkında hiçbir şey yazmamaları dikkat çekmiştir. Bunun dışında Hazarlar’ın Kara-Hazarlar ve Ak-Hazarlar olarak ikiye ayrılıp anılması, iki tarafın da farklı fiziksel kökene sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Söylenenlere göre Ak-Hazarlar’ın erkekleri gayet dikkat çekici bir yakışıklılığa, kadınları ise aynı şekilde dikkat çekici bir güzelliğe sahip olmaktaydılar. Fiziki özellik olarak da Ak-Hazarlar’ın kızıl renki saç tipine ve mavi renk göz tipine sahip olduğu söylenmektedir. Bunun dışında Kara-Hazarlar’ın tam tersi şekilde ten renklerinin siyaha yakın olduğu ve Hintlilerin soyundan geldiği iddia edilmektedir. Bilim adamları bu konunun toplumun içerisinde bir sınıf ayrımı yarattığı düşüncesinde de hem fikir olmuşlardır. Yani Ak-Hazarlar’ın kraliyet soyundan, Kara-Hazarlar’ın ise toplumda aşağı tabakadan geldikleri rivayet edilmektedir.

Hazar Kağanlığı’nın dini yapısı

Hazar Kağanlığı, devlet yapısı olarak dini konularda rahat bir yapı sergileyen bir devlet özelliği taşımaktadır. Hazarların en uzun süreli inanışları Gök Tanrı dini olmuştur. Bundan öncesindeki Türk topluluklarında olduğu gibi tabiatta yer alan olaylara dini açıdan inanış gösterip saygı duymaktaydılar. Bunun dışında Tengri dininin haricinde Hristiyanlık dinine de inanmışlardır. Daha sonra o dönemlerde Arapların istilasına uğramalarıyla devlet içerisinde Müslümanlık dininin yayılmasına da sebep olmuştur. Bir yandan da Dağıstan bölgesindeki Museviler de Hazarlar’a Museviliği yaymaya çalışmışlardır. Ancak tüm bu din çeşitliliğine rağmen devletin resmi dini Musevilik olarak kabul edilmiştir. Hristiyanlığın devlet içerisinde tam olarak yayılmasının sonra ermesi, Azerbaycan bölgesinde ve Güney Kafkasya bölgesinde yaşanan Arap istilasıyla birlikte son bulmuştur. Ancak hala Hazar Kağanlığı’nın Museviliğe bağlı olmasına karşın hangi Yahudi mezhebini benimsedikleri bilinmemektedir. Bu bilgi kesin olarak netleştirilmese de, Hazar Kağanlığı’ndan önce de Doğu Avrupa’da  Musevilik inancına sahip toplumların yaşadıkları bilinmektedir. Bununla birlikte Hazar Kağanlığı’nın olduğu bölge çok sayıda Musevi göçü almaktaydı. 1999 yılında Aşkenaz Musevileriyle yapılan DNA araştırmasının sonucunda da, bu toplumların İsrailoğlu kökenli Yahudilere değil Türk kökenlilere ait genetik yapıların bulunması durumu doğrular niteliktedir. Böylelikle konu hakkında çıkarılacak sonuç, toplumun din açısından çok rahat olması, sürekli geniş topraklara sahip olunmasından dolayı gelen göçlerden dolayı insanların farklı dinlere inanma isteğinde özgür olması ve Hazar Kağanlığı’nın kurulumundan beri Museviliğin toplumda daha yaygın bir din olarak yer alması Hazarlar’ın diğer Türk devletleri gibi sadece Müslümanlığı değil Museviliği seçmesini net bir şekilde açıklar niteliktedir. Bu topluluk onuncu yüzyılın başına kadar genişlemeye devam edip hatta Hazar Denizi’ne isim babası olmuş olsa da, İslam devletleriyle ve Sasanilerle savaştıkları dönemlerde zayıflamış; son olarak da Kiev Knezliği ve Peçenekler sayesinde de yıkılmışlardır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.