Menu

Hastalıklara göre kaplıcalar

1- İltihab romatizma (artrit): ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık biçiminde kendisini belli eder.  Kalbi ve sinir sistemini etkileyen; çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır.  Ateşli ve sükunetli devreleri vardır.  Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müsbet sonuç verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak öneri edilebilir. Bu taktirde kaplıcanın şu faydaları görülecektir:

* Mafsallarda arta kalan ağrılar azalır.

* Ateş ve nabız normale döner.

* Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder.

* Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar.

* Yeni nöbetlerin gelmesi engellenmiş olur.

2- Yaşlılık romatizması (osteoartrit): genellikle elli yaşın üstündeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında gıcırtılı bir ses çıkarır.

Hastalık ilerlemiş ise; istirahat, fizikoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi tatbik edilebilir.

3- Başka bir hastalık sonrasında ortaya çıkan romatizma (romatoit artrit): umumiyetle yirmi-kırk yaş arası kadınlarda görülür.  Nedeni tam bilinmemekle beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için; bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların küçük eklemlerinde, altçene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde, köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrı ile birlikte şişlikler görülür.

Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir hekime müracaat edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi sonuçlar verecektir.

4- Doku harabiyeti ile neticelenen romatizmalar (fibrozit): mafsal ağrıları ve tutuklukları ile birlikte; erkeklerde damar sertliği, kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür.  Eklem yerlerindeki bağ doku iltihaplanma neticesi yıkıma uğrar ve tutukluklara neden olur. İlerlemesi durumunda hastada iştahsızlık, hareketsizlik ve beslenme bozuklukları görülür. Vakit zaman vücut ateşinde yükselmeler olur.  Kaplıca tedavisinin iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir.

5- Ameliyat sonrası ortaya çıkan eklem tutuklukları: çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde oluşan kırık, çıkık ve ezilmelerin bazan ameliyatla tedavisi gerekir.  Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi sonuçlar vermektedir.

Dikkat: Kemik tümörü olduğu teşhis edilen hastalar mutlaka kaplıcaya gidemezler. Bundan başka, romatizma ile alakası olmayan, mikrobik kemik ve mafsal hastalıklarında da kaplıca tedavisi uygulanmamalıdır.

Hangi kaplıca suları romatizmaya iyi gelir?

Romatizmadan muzdarip olan hastalar az mineral ihtiva eden, tuzlu ve kükürtlü, radyoaktif sulardan faydalanabilirler. Bu cins kaplıcaların adale kuvvetlendirici, iç salgı bezlerinin çalışmasını düzenleyici, kireç kaybını engelleyici, iltihabı giderici ve kemik dokusunu güçlendirici etkileri vardır.

Dikkat: Romatizmal hastalıklarda kaplıca kürleri normal hallerde üçer haftalıktır.  Sabahları aç karnına 36-38 derecede yapılır. Hekim, hastanın özelliğini göz önünde bulundurarak bu süresi azaltıp çoğaltabilir.

Mide ve bağırsak hastalıklarında

Mide ve bağırsak bozukluğu adı altında toplanan rahatsızlıkları şu şekilde sıralayabiliriz:

* Mide asidinin fazlalaşması neticesi görülen yanma, ekşime ve kramplı ağrılar. bu rahatsızlıklarda sodalı sular içme olarak öneri edilir.

* Şişkinlik, gaz, başağrısı ve baş dönmesi, salya ve tükrük artışı biçiminde kendisini belli eden mide tenbellikleri. Bunlar için de sodalı suların içilmesi öneri edilir.

* Safra ifrazının azlığı ile ortaya çıkan ishal, asab ishal, bazı gıdalara karşı duyarlı midelerin neden olduğu ishal, tokluk ishali ve spazmlı kolitler. Tuzlu sodalı sular ve radyoaktif az mineralli sular öneri edilir.

* Bağırsak genişlemesi neticesi ortaya çıkan kabızlıklar.  Sodalı mağnezyumlu sular iyi sonuç vermektedir.

* Mide ve bağırsak ameliyatlarının sonunda görülen hazımsızlık ve ağrılar. Radyoaktif az mineralli sular kullanılır.

Az mineralli sular aç karnına günde üç defa ikişer bardak çok mineralli sular dört defa ikişer bardak içilmelidir.

dikkat: Mide ve bağırsaklarında tümörü olanlar, varisli ve ülserliler kaplıcaya gidemezler.

Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında

Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ailev sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri önerilmektedir. Safra kesesi tenbelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi sonuçlar vermektedir.

Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve sulfatlı sular kullanılıyor.

Dikkat: ilerlemiş siroz ve hepatit hastalıklarında kaplıcaya gidilmemelidir. Kanama ve akıntıyı artıracağından tehlikeli neticeler doğurması kuvvetle muhtemeldir.

Kalp ve damar hastalıklarında

Halk arasında, tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir gibi yanlış bir inanç vardır. İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Zira, sıcak maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli bir etkisi vardır. Kalp çarpıntısı ve asab tansiyonu olanlar da tıpkı biçimde çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı tansiyonlarda maden suları çok iyi sonuç vermekte, kalbin ve dokuların solunumunu artırarak damarları genişletmektedir.  Böylece kan dolaşımını normal seviyeye getirmektedir.

Dikkat: Şayet tansiyonun nedeni iç salgı bezlerindeki bir tümör ise, hastanın ilk olarak ilaçla tedavisi şarttır. Tedavi iyi sonuç verdikten sonra, damarların bozulan dengesini düzeltmek için kaplıcaya gidilebilir.

Kalp yetersizliğinden muzdarip olan hastalar ancak hekim kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdırlar.

Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve varis teşekkülünü engelleyici bir rol oynadığı bilinmektedir.

İçme biçiminde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol oranda su atılmasını sağlamaktadır.

Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür. Kan dolaşımını hızlandırır. Tuzlu ve iyotlu sıcak sular, iltihap kuruturken; radyoaktif sıcak sular da ağrı dindirici ve sinirleri teskin edici özelliğe sahiptir.

Bunların ne kadar müddetle ne oranda alınacağı kesinlikle hekime danışılmalıdır.

Şişmanlığın tedavisinde

Banyo ve içme kürleri biçiminde tatbik edilen ve halk arasında acı su diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol oranda boşalmasını sağlar.  Bundan başka karaciğeri tembih ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.

Şeker hastalığında

Maden sularının vücuttaki inselin ifrazatını artırdığı saptamıştır.  İnselin ise vücudun şeker kullanmasını temin eder.

Ensülinin tesiri iki yönlüdür:

1. şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır.

2. karaciğerin kana şeker verme hızını azaltır.

Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo biçiminde alır.

Damla (gut) hastalığında

Tıp dilinde mikris adı verilen bu hastalığın belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

* Genellikle ayak başparmağında aniden gelen ağrı ve sancı ile kendisini belli eder.  Parmaklarda parlak bir kızarıklık görülür.

* Sonra el başparmakları, diğer parmaklar, diz kapakları, el bilekleri ve dirseklerde ağrı ile birlikte şişlikler başlar.

* Hastada hafif ateş ve iştahsızlık görülür.

* Tedavi edilmemesi durumunda hastalık kronikleşir. Eklemlerde şekilsizlik ve ürik asit kristalleri birikimi olur.

Eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesi yalnızca gut hastalığında görüldüğünden romatizma ile karıştırılmamalıdır.

Sebebi bilinmemekle beraber aşırı beslenen kişilerde sık rastlanmaktadır.

Kanı ürik asitten temizlemek için, hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi sonuç vermektedir. Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir.

Gut hastalığı ile birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise;  sodalı su içmesini öneri edeceğiz.

Böbrek hastalıklarında

Halk arasında acı su tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmektedir.  Bu suların, idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş olan zehiri vücuttan dışarı atıcı etkileri vardır.  Bundan başka böbrek taşlarını erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir.

Sülfatlı sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır.

Yorum yapmayı unutmayın!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.