Menu

Fair Play Nedir ?

fair-play-nedir

Fair play nedir?

Fair play kelimesi, Türkçe anlam olarak ”dürüst oyun, etik sportmenlik” anlamlarını taşımaktadır. Kelime ilk olarak İngiliz kolejlerinde kullanılmaya başlanılmış, ilk ortaya çıkartıldığı zamanlarda ”iyi oyun” manasını ifade etmek için dile getirilmekteydi. Daha sonra anlamı biraz daha genişletilerek ”iyi bir oyun ortaya çıkartacak davranış biçimi” anlamında, en son olarak da ”iyi bir oyun ortaya çıkarmak için tüm takımın yerine getirmesi gereken davranış biçimlerinin tümü” olarak kesin bir anlam yüklenerek kullanılmaya devam etmiştir. Kelimeyi kullanım alanlarına göre daha geniş kapsamlı ele alırsak, fair play etik davranışların da üstünde davranılması hususuna değinmektedir. Etik davranmak, herhangi bir konuda geçerli olan kuralları saygı çerçevesinde yerine getirmek manasını taşırken, fair play’de bu etik davranışlar bir adım öteye taşınarak bireysel çıkarımları ve bireysel hırsları bir kenara bırakıp tamamen insancıl takım ruhunu ortaya koymak amaçlanır. Bir spor müsabakasında, fair play’den bahsetmek için oyuncuların davranışlarına bakılması yeterlidir. Her oyuncunun ayrı ayrı tutarlılık gösterecek bilinçlerde görevlerini yerine getirmeleri, sabır göstererek rakip takımdaki herhangi bir oyuncuya hiç bir olumsuz davranış ya da saygısızlık göstermemeleri, kendi galibiyetleri için fazla hırs yapıp haksızlık yaratacak ataklar yapmamaları ve aynı şekilde rakiplerinin düştüğü eksi pozisyonlardan nemalanmaya çalışmamaları gibi durumlar gözleniyorsa o spor müsabakasında kesinlikle kusursuz bir fair play ortamı olduğu söylenebilir. Türkiye’de bu durum önceden ”sportmence davranmak” olarak literatüre geçtiyse de son dönemlerde tamamen bu kavram ”fair play” olarak ifade edilmektedir. Üstelik bir spor karşılaşmasında taraflar arasında fair play’in hakim olması, her bir bireyin ahlaki olarak bir değer yargısı taşıdığını da izleyiciye çok rahat bir şekilde lanse edilmektedir.

fair-play-ruhu

Fair Play’in yazılı hale dönüşmesi

Fair play kavramı için, uluslararası geçerliliği olan iki farklı belge sunulmuştur. Bunlardan biri 1974 yılında hazırlanan ve altında Uluslararası Fair Play Komisyonu’nun imzası olan Fair Play Deklarasyonu hazırlandığı dönemde tüm dünyadaki üye ülkelere iletilmiştir. Bu deklarasyonun içeriği ise şu şekildedir: ”Fair Play; kendisine ve dolaylı olarak takım arkadaşlarına, rakiplerine, izleyicilere, hakemlere ve kamuoyuna saygılı olmayı hedefleyen bir hayat görüşü niteliğindedir. Bu görüş, ne olursa olsun başarı ve kazanma hırsını reddeder” der. Yapılan bu tanımlamayla birlikte sadece sporcular bu tanımlamanın içerisinde kalmamış; aynı şekilde hakemler, takım koçları, izleyiciler ve yöneticiler de fair play’i dikkate almaları konusunda uyarılmıştır. Tüm bu kurallara spor müsabakası sırasında orada bulunan herkesin uyması istenmiştir.

Fair Play örnekleri

Eugenio Monti olayı : 1964 yılında yapılan Avusturya Kış Olimpiyat Oyunları’nda ortaya çıkan olayda, iki kişilik kızaklarla yapılan yarış sırasında İtalya Şampiyonu olan Eugenio Monti yarışı bitirmeye yakın bir yerde rakibi İngiliz Tony Wash tarafından önü kesilerek engellenmiştir. Ancak bu bilinçli bir engelleme olmamış, Wash’ın kızağının kırılmasından kaynaklı olarak bir devrilme söz konusu olmuştur. Eugenio Monti ise kendi çifte kızağından birini Tony Wash’a vererek kızağını tamir edip yarışa devam etmesine yardımcı olmuştur. Bu hareketinden ötürü o sene Fair Play ödülünü Monti kazanmış, yarışta da birinci olmuştur. Bu durum sonrasında Fair Play ödülünü almış ancak yarışta birinci olduğu için kendisine verilen altın madalyayı ödül olarak almayı kabul etmemiştir. Çünkü bu durumun tamamen bir şanssızlık eseri ortaya çıktığını, rakibinin başına gelen olayın onu belki de birinci olma ihtimalinden uzaklaştırdığı için ödülü almasının adil bir davranış olmayacağını belirtmiştir.

fair-play-hareketleri

Istvan Gulsay olayı : 1967 yılında Almanya’da gerçekleştirilen tenis şampiyonasında Macar tenisçi Istvan Gulsay ve rakibi Kukal mücadele etmişler ancak 15. set olmasına rağmen iki taraf da herhangi bir skor elde edememiştir. 15. set devam ederken bir anda Kukal bacağına giren krampla korta yığılmıştır. Istvan Gulsay ise hemen müdahale ederek rakibinin yardımına koşmuştur. Tenis oyununda kurallar gereği Kukal’ın maça devem edememesinden ötürü puanlama direk Gulsay’ın lehine yapılacak olsa da Gulsay bunu kabul etmemiş, doktor çağırılmasını ve rakibine bir şans tanınmasını talep etmiştir. Sağlık ekipleri tarafından oyuna devam edebilecek hale döndürülen Kukal, oyun bittiğinde kazanmış ve galip gelen taraf olmuştur. Gulsay’ın kendisine tanıdığı bu şans ve etik rekabet ortamı Gulsay’daki fair play bilincini gözler önüne sermektedir.

Ville White olayı : Amerikan asıllı bir atlet olan Ville White, 1965 yılında Amerika’da gerçekleştirilen uzun atlama şampiyonasına katılmıştır. Şampiyona devam ederken yarışmacılardan biri olan Mary Rand’e sıra gelmiş ve atlayışlarını gerçekleştirmiştir. Ancak 3 hakkı olan yarışmacı, 3 hakkında da başarılı atlayışlar gerçekleştiremediği için otomatik olarak elenmiştir. Ancak White, gidip karar konseyi ile konuşmuş ve rakibi için ek bir şans isteğinde bulunmuştur. Komite bu isteği kabul ederek Mary Land’e bir şans daha vermiş ve Land bu seferki atlamasında başarılı olup turu geçmiştir. White bu davranışıyla Uluslararası Amerikan Uzun Atlama Şampiyonası’nı kaybetmiş olsa da fair play adına çok centilmence bir davranış sergilemiştir.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.