Menu

Eski çağlarda bilim, bilimin tarihi

bilimin tarihi

Eski çağlarda bilim, bilimin tarihi

Bilim, evrenin ya da olayların bir kısmını kendine konu alarak seçen, deneysel metotlara ve gerçekliğe dayanılarak yasalar türetmeye çalışan düzenli bilgi demektir. Bilimin esas alanı doğa olaylarıdır. Bu doğa olaylarını en geniş kapsamıyla ele almaktadır. Sadece fiziksel olanları değil kültürel, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik gibi bilgi alanlarının tümü doğa olayları kapsamındadır. Kısaca, insan ve çevresiyle alakalı olan her olay ve her olgu birer doğa olayıdır. Tarih bı-oyunca insanlar, bu olguları bilmek ve kendi faydasına yönlendirmek için, ilk dönemlerden itibaren bitmek tükenmek bilmez bir tutku, arzu ve sabırla çalışmaktadır.

Eski çağlarda bilim

Bilim ilk kez yaklaşık olarak 10 bin yıl önce dünyanın doğusunda filizlendi. Her ne kadar insanların gündelik yaşamına yararlı bilgileri toplamaya başlamışsa da, ortaya çıkmasındaki tek neden bu değildi. İlk önceleri bitkilerin özellikleri araştırıldı ve kaydedildi. Araştırılan ve kayıt altına alınan bu bitkilerin arasında ilaç ya da gıda amaçlı kullanılmayan, ancak sırf merak edildiği için tanımlanan birçok bitki de bulunmaktaydı. Hayvanlar yakalanarak bunların sınıflandırılması yapıldı. İnsanların duyduğu ihtiyaçlar da zaman ilerledikçe ek bazı bilgiler getirdi. Ağır cisimlerin nasıl kaldırılacağı ile ilgili yöntemler bulundu. Makaralar, palangalar ve tekerlekler icat edildi. Tarımla ilgili teknikler bulundu ve geliştirildi, çanak çömlek tarzı eşyalar yapıldı ve bazı doğal madenler bulundu bazıları da eritildi.

Bilimin tarihi

Bilimin, yazının icadından daha önce ortaya çıkmış olduğu artık bilinmektedir. Bundan dolayı, eski çağlardaki bilimsel buluşları, keşifleri ve görüşleri inceleme konusunda arkeolojinin büyük ve önemli bir yeri bulunmaktadır. Arkeolojik araştırmalarda yapılan incelemelerde, tarih öncesindeki çağlarda ilk insanların bazı gözlemler yaptıkları bilinmektedir. Mesela, mevsimler takip edilmiş ve hareketleri gözlemlenmiştir. Afrika kıtasında yapılan arkeolojik buluntularda M.Ö. 35 bin – 20 bin tarihlerinde, zamanı ölçmek için çeşitli denemelerin izlerine rastlanmıştır.

Bilimsel etkinliklerin, özellikle M.Ö. 2500’lerde yoğunluk kazandığı ve ivme gösterdiği belirlenmiştir. Buna örnek olarak, özellikle mimari uygulamalar gösterilebilir. Bazı yapıların bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yanı sıra, matematik bilgisi olmadan yapılması mümkün olmayan yapılardır. Bu tür bulgulara dayanılarak Pisagor kuramının Pisagor’dan binlerce yıl evvel insanlar tarafından bilindiği ve kullanıldığı tespit edilmiştir. Eski Mısır medeniyeti M.Ö. 4200 yıllında tam bir yıllık yani 365 günlük takvim bulmuşlar ve kullanmışlardır. Sümerliler, Antik Mısırlıların kullandığı sayı sistemine benzer bir sayı sistemini ilerleterek kullanmışlardır. Tarih boyunca bilim ve bilimsel gelişmeler, hemen her toplumda ya da krallıklarda farklı boyutlara ulaşmış ve günümüze kadar gelişerek devam etmiştir ve hala etmektedir.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.