Menu

Ergenlik döneminde yaşanan fiziksel değişimler nelerdir

http://www.cilginiz.net/bebek/dogumkontrol.gif

Genel olarak ele aldığımızda bu dönemde gençlerde fiziksel olarak değişiklikler gözleniyor. Boyları uzuyor, kiloları artıyor, cinsel organlarda değişiklikler oluyor. Yüzde sivilce oluşuyor. Gençler cinselliği keşfetmeye başlıyorlar. Ancak yetişkinler dünyasına adım atmaya hazırlanan gençte fiziksel gelişme olsa bile, ruhsal gelişme aynı oranda olmadığı için bir uyumsuzluk oluşuyor. Ruhsal donanımları fiziksel gelişimleriyle orantılı olmadığı için bir iç çatışma yaşanıyor.

Bu Dönemde Gençler Psikolojik Olarak Nasıl Etkilenir?

Ergenlik döneminde genç kendisini yalnız hisseder ve vücudundaki, ruhsal dünyasındaki değişikliklerden korkar. Cinsel anlamda farklılıklar yaşar ve hissettiği bu karmaşayı dile getirmekte zorlanır. Yaşadığı bu hassas döneme ailesini katmakta zorlanır. İçinde bulunduğu her şeyi reddeden bir tutuma girebilir. Bu da onun fiziksel ve ruhsal yapısını bloke edecektir.

Bu dönemde birçok ailenin çocuklarının birdenbire yetişkin olmalarını kolay kabullenemediklerini gözlüyorum. Anne babalar okuldaki ödevlere, arkadaş seçimine, gelecekle ilgili planlara fazla müdahale edebiliyorlar. Gençlerle yaptığımız psikoterapilerde birçoğundan “arkadaşlarıma, babama çok şey anlatabilirim. Ama benim gerçekten kim olduğumu, içimden gerçekten neler geçtiğini asla söyleyip anlatamam” sözlerini duyuyoruz. Bu sözlerde yetişkinler dünyasına çok önemli mesajlar var.

Gençler için bu dönemde okul, arkadaşlar ve ebeveynler çok önem kazanıyor. Genç, farklı olma, kendini akıllı bulmama duygusu, kendisinin ve ailenin beklentilerine ayak uyduramama duygularıyla mücadele ediyor. Yetişmekte olan gençler için kendi bedenleri çok önemli bir problem teşkil ediyor. Nasıl gözüktüklerine inanılmaz derecede önem veriyorlar. Tabii bunda ergenlik dönemi kadar ve medyanın kadın-erkek kavramıyla ilgili oluşturduğu prototipler de çok etkili oluyor. Aileler de cinsellikle ilgili kültürleri sınırlı olduğu için gençlere çok fazla yardımcı olamıyorlar. Türkiyedeki eğitim sisteminin yalnız başarıyı hedeflemesi gencin ruhsal ve bedensel gelişimini ön plana almaması bütün yükü ailenin omuzlarına yıkıyor.

Birçok genç erken yaşlarda iş aramaya başlıyor. Bağımsızlığı için kararlar almak istiyor. Ancak bağımsız olmak için attıkları adımlar yetişkinler dünyasında gerekli ilgiyi bulamayıp ciddiye alınmıyor, ya da reddedilip geri çevriliyor.

Ailelere Öneriler?

Anne babalar ergenlik dönemindeki gençleri ciddiye alıp dinlesinler. Onların görüşlerine, duygularına önem verip sevgi ve desteklerini hiç eksik etmesinler. Bu dönemde gencin anne ve babası ile ilişkisindeki dil çok önemlidir. Örneğin yeni yetişen bir genç kıza babasının yaklaşımı farklı tip sonuçlar getirecektir. “Senin böyle kısa giyinip oranı buranı göstermeni istemiyorum” yerine “Senin güvenliğin açısından tedirginim. Seni dışardaki bilinmeyen bu dünyada kaybetmekten korkuyorum. Bu yüzden dikkatli olmanı istiyorum” demek daha dürüst ve sağlıklı bir mesaj olacaktır. Eğer bütün çabalara rağmen, problemler çözülemiyorsa, genç kendini dış dünyaya kapamışsa, muhakkak bir çocuk genç psikoterapistine başvurmalarını öneriyorum. Son derece modern,gencin sahip olduğu potansiyele yönelik tekniklerin ön planda tutulduğu terapi yöntemiyle bu sancılı dönem kısa sürede atlatılabilir. Gence özgüveni kazandırılabilir. Yetişkinler dünyası ve onun beklentileriyle başa çıkabiliecek iletişim modelleri ve donanımını kazanması sağlanabilir. Böylelikle bu kritik dönem psikoterapi yardımıyla gence ve aileye hasar vermeden atlatılabilir.

Ergenlik Sorunlarını Aşmak İçin Neler Yapmalı?

Aileler bu dönemde cinsellikle ilgili konuları çocuklarıyla konuşmakta zorlanıyorlar. Çünkü anne- babalar birkaç kuşak öncesinden devraldıkları dayatmacı kalıpçı modeli taşıyorlar. Bu konuda konuşacak kültürleri sınırlı. Ama bir yandan da medya birçok değer yargısını sorguluyor, herşey hızla değişiyor. Aile buna ayak uyduramadığı için genç ailesini de sorgulamaya başlıyor. Kuşaklar arası kriz yaşanıyor. Gençlerin bu dönemde yetişkinler dünyasının hakimiyetini reddettiğini unutmamız gerekiyor. Bu yüzden ailelere sorunların aşılması için gençlerin dünyasına inen bir eşlik etme,paylaşma öneriyorum. Anneler kızlarıyla, babalar da oğullarıyla sorunları paylaşabilir. Örneğin cinsellikle ilgili yaşanan sorunlarla ilgili kendisinin de ergenlik döneminden geçtiğini, benzer sorunları yaşadığını anlatabilir, kendisini nasıl hisettiğini, hangi sorunları yaşadığını sorabilir, dinleyebilirler. Ama öğretici, dayatmacı bir pozisyonla yaklaşmamaları gerekiyor.

Ergenlik döneminde okul, aile ve çocuk üçgeninin ilişkileri iyiyse sorunlar en aza iniyor. Bu dönemde okullarda da yaş gruplarına yönelik ortak grup faaliyetleri oluşturulmalı. Gençler sorunlarını paylaşmalı, içlerindeki sesi saklı tutarak kendilerini bloke ettiklerini unutmamalılar. Aileler gençlere sıkıntı duydukları konuları anlatacak bir iletişim biçimi oluşturmalı. Ben yetişmekte olan gençlerin onları algılayıp verdiği yerin ötesinde daha geniş açılı ve akıllı olduklarını görüyorum. Yaptığımız terapi çalışmalarında onların yetişkinler dünyasındaki kalıp ve düşünceleri çok ciddiye aldıklarını gözlüyorum. Bu yüzden bir çoğu toplumdan ve ailelerinden aldıkları yanlış yönlendirmeler ve mesajlar yüzünden güvensizliğe itilip ergenlik döneminin pozitif yönlerini yaşamıyor, kendini önemsiz görüyor. “Benim geleceğim ne olacak?” sorusu gençlerin zihnini fazlasıyla tedirgin ediyor. Bu da onları korkulu,özgüveni olmayan bağımsız davranmayı öğrenemeyen, depresif bir pozisyona sürüklüyor.

          
69 Yorum yapılmış
  1. Anonim Cevapla
  2. ceyda Cevapla

Yorum yapmayı unutmayın!

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.