Menu

Emperyalizm nedir hangi düşünceyi savunur ilkeleri





Emperyalizm, sözcük olarak imparatorlukla aynı kökten. Ancak bu şaşırtmasın. Sözcüğün esas kökeni Latince “imperare” mastarı. “Hakim olmak, hükmetmek” anlamlarına geliyor. Emperyalizm sözcüğünün siyasi literatürde kullanılması ise 19. yüzyıl başlarında ortaya çıkıyor. Napolyon’un başka ülkeleri fethetme çabaları için kullanılıyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde ise, İngiliz hükümetlerinin sömürgeci (kolonyal) politikaları için kullanılıyor. 20 yüzyıl başlarında “Tekelci Kapitalizm”in ortaya çıkmasıyla birlikte günümüzdeki anlamını kazanıyor. Bugün emperyalizm sözcüğü ile tekelci kapitalizm sözcüğü eşanlamlıdır. Lenin, emperyalizm için, “kapitalizmin en

üstün ve en son gelişme aşaması” diyor.

Kolonyalizm (Sömürgecilik), sanayi devriminin ortaya çıkması, diğer bir deyişle kapitalizmin gelişmeye başlamasıyla birlikte ve keşiflerle yayılıyor. Ancak sömürgecilik politikası da 19. yüzyılın son çeyreğinde tam anlamıyla vahşi bir ava dönüşüyor. İlk kapitalist ülkelerden İngiltere ve Fransa 19. yüzyılın ortalarına kadar Asya, Amerika ve Afrika’da çok geniş alanları kolonileştirmiş ve en önemli yerleri ele geçirmiş durumdalar. Bu yüzyılın sonunda ise, kapitalistler arasında sömürge kapma savaşları başlıyor.

Sömürgelerde, sömürgeci kapitalist ülke kimse, onun doğrudan hakimiyeti var. Sömürgeciler bu ülkeleri doğrudan doğruya kendileri yönetiyorlar. Sömürge olan ülkeler, genellikle, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri çok olan ülkeler. Hem bunlara el koyuyorlar, hem de işgücünü çok daha ucuza çalıştırarak, kendi ülkelerinde elde ettiklerinden çok daha fazla artı değer elde ediyorlar.

Burada özellikle vurgulanması gereken şu, sömürgelerde serbest rekabet yok, sömürgeci kapitalist, en acımasız yöntemlerle, açlıkla, cinayetlerle, her çeşit baskı ve devlet terörü ile sömürgedeki ekonomiyi belirliyor.

Sömürgeciliğin, emperyalizmden en önemli farkı, doğrudan doğruya yönetme ve o aşamada kapitalizmde serbest rekabet olduğu halde, sömürgelerde hiçbir rekabet olmaması ve bunun silah zoruyla, devlet terörüyle sağlanması.

20. yüzyılın başlarında ise, kapitalizmde serbest rekabet dönemi bitiyor ve tekelci kapitalizm ortaya çıkıyor. Bu dönemde tekeller ekonominin her alanına hakim hale geliyor. Sanayi sermayesi ile banka sermayesi bütünleşiyor. Finanskapital ortaya çıkıyor. Kapital ihracı büyük önem kazanıyor. Savaşlar tabbi ki bitmiyor. Ancak doğrudan işgal ve yönetme zorunlu olmaktan çıkıyor. Zaten serbest rekabet bittiği için, silah zoruyla rakiplerini devre dışı bırakmaya da gerek kalmıyor. Yani, boyunduruğu altındaki ülkelere, silahtan ziyade, sermaye ve ekonomik güçle giriyor ve doğrudan doğruya yönetmiyor.

Sonuç olarak iki kavram oldukça birbirine geçmiş durumda ve günlük konuşmada birbirinin yerine de kullanılabiliyor. Ancak sömürgecilik, ilk kapitalist dönemlerde görülen, doğrudan işgal edilmek suretiyle başka ülkelerin sömürülmesi yöntemi. Emperyalizm ise 20. yüzyılın başından itibaren ortaya çıkan ve günümüzde de süren tekelci kapitalist sömürü.





Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.