Menu

Elektrik Motoru Nedir ?

elektrik-motoru-nedir

Elektrik motoru nedir?

Elektrik kaynaklı olan enerjileri mekanik yapıda olan enerjilere dönüştüren aygıta elektrik motoru adı verilmektedir. Bütün elektrik motorlarında ana öğe sayılacak iki farklı parça bulunur. Bu parçalar “stator” adı verilen sabit parça diğeri de “rotor” ya da “endüvi” olarak adlandırılan ve kendi etrafında dönen parçalardır. Bu iki ayrı ana parça da kendi içlerinde daha farklı parçalara ayrılmaktadır. Bu parçalar manyetik akımı ileten parçalar (örnek olarak yataklar ve vidalar verilebilir) ve elektrik akımını ileten parçalar (örnek olarak sargılar verilebilir) olarak ayrılmışlardır. Alternatif akımlar vasıtasıyla çalışan elektrik motoru türlerinde, stator ve rotorun manyetik akımı iletebilen kısımları, olası bir fuko akımı oluşmasını engellemek amacıyla bir takım tabakalara sahip olan saçlarla çevrelenmişlerdir. Stator ve rotor saç paketlerinin oluşturulması için gerekli olan bu saç levhalar; en az 0,35 milimetre, en fazla da 1,5 milimetre kalınlığında olacak şekilde makas tezgahlarına konularak rakamlara sadık kalınarak kesilir. Bu kesilen levhalar ya tek taraflı ya da çift taraflı yalıtıma sahip olabilir. Kesilen bu şeritler istenirse eğer şerit çekirdeği olan makinalarda ya da trafolarda başka h,ç bir işleme sokulmaya gerek duyulmadan direkt olarak kullanılabilmektedir. Bunun dışında başka ürünlerde kullanılacaksa çok hızlı bir şekilde çalışma prensibine sahip olan kalıp yapma ve kesme aletine sokulmaktadır. Dakikalık süreçlerde 300-500 arası kesme yapabilen 500.000 kp.’lık bu presler, rotor ve stator saç profillerini dizi dizi peşpeşe olacak şekilde makinadan çıkartmaktadır. Bu oluşturulan malzemeler makine içerisinde birbirlerinin arasında boşluk kalmaycak şekilde hazırlandığından ve bir kalıba sahip olduklarından, işlem sonunda fazla çok kalan malzeme miktarı çok az miktarlardadır. Büyük çapta olan stator ve rotor saç paketlerinde ise tek seferlik kesme işlemi kullanılır. Önceden hazırlanmış disk halindeki saçlar, makinelere üst üste yerleştirilerek tek seferde kesilmektedir. Rotor sargı oluklarına ve stator sargı oluklarına genelde uygulama aşamasında karton malzemesi de döşenmektedir. Bu uygulamanın yapılmasının sebebi olukların iç kısmında oluşması muhtemel olan pürüzlerin önüne geçebilmek ve hazırlanan sargı tellerinin herhangi bir zarara uğramasını önlemeye çalışmaktır.

Motorun tarihi

Yazımızın başında da bahsettiğimiz alternatif akım motorları ve doğru akım motorları olarak iki farklı türe ayrılan elektrik motorları, ilk olarak 1800’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. O yıllarda ilk olarak doğru akım şekli bulunduğundan keşfedilen motorlar da doğru akım modeliyle çalışan motorlar olmuşlardır. Daha sonrasında 1890’lı yıllarda da alternatif akımın keşfedilmesiyle birlikte de “indüksiyon motoru” adı verilen bir alternatif akım prensibiyle çalışan motor icat edilmiş ve daha yaygın olarak kullanılmıştır. Bu motorun yaygınlaşmasının ardından da içlerinde en çok universal motorun ve senkron motorun yaygınlaştığı göze çarpsa da bu motorlar dışında daha pek çok alternatif akıma sahip motorlar icat edilip yaygınlaştırılmıştır. Günümüz tarihinde de hala alternetif akımdaki motorlar daha yaygın olarak üretilse de uygulama açısından bakıldığı zaman doğru akım motorları kendisine daha çok kullanım alanı bulmuştur. Özellikle asansör, konveyör ve ev aletleri gibi farklı hız birimlerine sahip olması gereken aletler açısından doğru akım motorları tercih edilmektedir. İlk kez 1880’de ticari motorlar keşfedilse de bu keşif ve icatların dönme ivmesinin hareketliliğini kazanması çok daha öncesine, 1820’lere dayandırılmaktadır. 1821 yılında Michael Faraday denen kişi, bir hareketli telden ve mıknatıstan sürekli olacak şekilde bir dönme ivmesi tutturulabilineceğini göstermiştir. Daha sonrasında 1837 yılında Thomeas Davenport isimli Amerikan asıllı bir demirci, elektrik motoruna ait ilk patentin sahibi olmuştur.

Bu yapılan icatların kendilerini geliştirmeye ihtiyaç duyduğunun algılanması çok geç olmamış, 1860-1870 yılları arasında yapılan icatlar üzerine pek çok ek çalışma gerçekleştirilmiştir. Hatta ve hatta bu süreçlerde doğru akıma sahip olan jeneratörlerin tam tersi mantıkta çalışabileceği, yani var olan bir doğru akım jeneratörünün bir başka doğru akım jeneratörünü çalıştırabileceği de keşfedilmiştir. Bunun üzerine de 1888 yılından itibaren de doğru akıma sahip olan motorların büyük sayılarda üretimine başlanmıştır. Bu süreçlerde metropolleşen şehirlerin doğal olarak bir ulaşım ihtiyacı da oluşmuş, bu ihtiyaç da daha çok motor üretimine teşviği arttırmıştır. Araçlarda atların kuvvetinin yerine yeni bir vizyon geliştirilerek artık motorlu araçların motor kuvvetinden yararlanılmaya başlanmıştır.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.