Menu

Diyarbakır kalesi ve efsanesi

diyarbakır kalesi
Diyarbakır kalesi ve efsanesi
Diyarbakır kalesi yapılış efsanesi

Yaklaşık 5,5 km uzunluğu ile Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surlarına sahip olan Diyarbakır Kalesi ve surları Dicle Vadisi’nden 100 metre yükseklikte konumlanmıştır. Duvarları 10-12 metre yüksekliğinde ve 3-5 metre genişliğinde olan Diyarbakır Kalesi ve surları, insan eliyle yapılmış en görkemli ve büyük anıtsal yapılardan biridir. Diyarbakır Kalesinin anlatılmakta olan bir de efsanesi vardır. İşte o efsane;

diyarbakır

Diyarbakır kalesiyle Harput Kalesi aynı zaman diliminde iki usta kardeşin kontrolünde yapılmış. Diyarbakır Kalesi’nin inşaatına nezaret eden kardeşlerden biri kalenin kirecini yumurta akıyla, diğer kardeş de Harput Kalesi’nin kirecini sütle karmış. Bu ustalar ölümsüzlük suyundan içtikleri için hala yaşıyorlarmış ve bazı dönemler kalelerin durup durmadığını kontrol ediyorlarmış. Bunun nedeni olarak da, kalelerin her ikisinin de yıkıldığı zaman kıyametin kopacağına işaret etmesidir.

diyarbakır surları

Diyarbakır Kalesi’nin dört kapısının da Dersim’de bulunan kilise kapıları olduğu, sökülerek kaleye takıldığı her iki şehirde de yaygın olarak konuşulur. Her insanın bir şeytanı olduğu gibi, her şehrin de bir şeytanının olduğu söylenir. Ama Diyarbakır’ın şeytanı yokmuş. Zamanında şeytan Diyarbakır’ın altını üstüne getirmek, halkın huzurunu bozmak için ortalığı karıştırmaya çalışmış ve şehirde yaşayan halk iki büyük ailenin etrafında birleşip ayrılmışlar ve birbirlerine girmişler. Sürekli olarak kavga ve dövüş yapılıyormuş ve artık bıkkınlık gelmiş. Şehrin bu durumuna üzülen evliyalardan biri şeytanı yakalayarak, onu bir demir parçası şekline sokarak içkale kapısının sol üst kısmına zincirlemiş. Bundan sonra şehirde yine huzur tesis olmuş ve şehir şeytandan kurtulmuş. Günümüzde de şeytanı simgeleyen bu demir, aynı yerinde zincirle duvarda durmaktadır. Çok değil 20 sene evveline kadar, içkaleye girenler bu demire tükürüp şeytana lanet okurlarmış.

diyarbakır kale ve surlar

Zamanında Karacadağ’ın zirvesinde dağ kadar büyük bir kara ejderha yaşıyormuş. Ağzından çıkardığı nefes bir alev etkisiyle her yeri yakarmış. Gökten büyük bir zincirin sarkıtılıp ejderhanın boynuna vurulduğu ve göğe doğru çekildiği görülmüş. Şehirde yaşayan halk da bundan sonra huzura kavuşmuş. Dağın taşlarının kara oluşunun sebebi olarak nefesinden dolayı yana yerler oluşuymuş.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.