Dişlerimizde ağrının birçok tipi vardır. Çoğu kez bu, çekici tipte bir ağrıdır. Bu nitelikte bir ağrıya bir yandan açıkta kalmış diş boynu neden olabilirken, öte yandan dişözünün iltihabı neden olabilir. Bazı durumlarda, özellikle sigara içenlerde, hafif bir dişeti çekilmesi görülür. Böylece diş boynu açıkta kalır ve soğuk hava, soğuk su,tatlı ya da ekşi yiyecekler bu diş boynuna değer değmez orada sonlanan dentin lifleri ağrı duyusunu iletirler. Çekici tipte bir ağrı dentin lifleri diş çürümesiyle açığa çıkınca da oluşur. Çürük ilerlerse dişözü iltihaplanır. Kanla doîgunlaşan arterler ve venler, pulpanın sinirsel kısımlarım kök kanalının kemiksi duvarına sıkıştırırlar. Bu durumda sinirler için kurtuluş yoktur; çekici ve zonklayıcı nitelikte son derece şiddetli ağrılarla cevap verirler. Bu ağrı çoğu zaman dayanılmazdır. İngiliz dram yazarı Shakespeare der ki: «Oysa hiçbir filozof yoktur ki, sabırla diş ağrısına katlanabilsin. Yazar Eugen Roth’da diş ağrısı üzerine şöyle yazıyor :
«Yaşlı bir diş başlar alçakgönüllü,
Uzun süre susmuş, konuşmaya;
Yüreklen, duyma onu ne söylerse söylemiş,
Sanki erincimizi hiç de etkilememiş.
Oysa ki arsız diş anlatır şunu,
Belirgin bir kovuğu olduğunu.
Ve sonunda der oldukça belgin,.
Ki yitikliğini kökde esenliğin.
Korkmadan duyuncuna seslendik.
Susmazsan yine çekileceksin dedik.
Oysa sarar bizi bu endişe,
Ya geçerse sonra dişten dişe…»
Periapikal doku iltihaplanırsa, dolgunlaşan kan damarları dişi yuvasından yükseltir. Yandan ya da çiğneyici yüzden bu dişe gelen her baskı yada arasıra dil dişe deyince şiddetli bir ağrıya neden olur. Ağrı her ne kadar hoş olmasa da, hastayı tedaviye zorlayarak ileri zararları önlediğinden yararı da vardır. Bu nedenle ağrıyı her zaman kötü bir şey olarak görmemek ve işlenmiş günahlara karşı çekilen bir ceza olduğunu düşünmemek gerekir. Dişlerde bir şeyin yolunda olmadığının son uyarı işareti olan ağrı eğer olmasaydı, daha çok sayıda diş yitirilirdi.
EŞ AĞRILAR
Ağrıların bir başka tipi de vardır; duyulan yerden değil de bir başka yerden kaynaklanır. Eş ağrıların bir kısmı, nervus trigeminus’un (üçüz sinir) dişlere duyarlığını vermesinden ileri gelir. Bu nedenle bir dalda oluşan ağrının bu sinirin bîr başka dalında duyulması olasıdır. Ağrı bu durumda bir daldan bir diğerine aktarılır. Bunun için de adı «eş ağrı»dır. Kuşkusuz bu, diş hekiminin teşhisini güçleştirir ve arasıra da hasta ağrıyan dişi değilde bir başka dişi tedavi ettiğim sanarak diş hekimine güvensizlik duyar. Böylesi eş ağrıların önemli bir bölümü de nevraljik ağrılardır. Nevralji sinir ağrısından başka bir şey değildir. Vücudun başka yerinde oluşmasına karşın, yine de ağız boşluğu çevresinde duyulabilir.
DİŞ OYUMUNDA DUYULAN AĞRI
Bu kısımda da dişin çürüyen kısımlarının oyulması sırasında duyulan ağrıya değinmek gerekir. Kuşkusuz diş hekimi bu oyucu ağrıyı giderecek durumdadır; ama arasıra bu olanaktan yararlanılamayacak nedenler de vardır. Ağrı genellikle hastanın düşmanı, ancak çoğu zaman hekimin yardımcısıdır. Oyumda duyulan ağrı diş hekimine, olasıysa kuşkusuz bilmek istediği, pulpa yakınında bulunup bulunmadığını belirtir. Ağrı olmasaydı bu saptama olanağı da olmayacaktı. İğnenin delici ağrısı da hoş olmadığı için, yeni başlayan bir çürük sürecinde uyuşturucu bir iğne yapılması dauygun değildir. Diş hekimi uyuşturmadan oyarsa, hasta hekimi: «Doktor bey, çok derin oyuyorsunuz» diye uyarabilir. Oysa ki diş hekiminin salt yüzey el kısımları oyduğunu düşünemez. Meslekten olmayan bir kişi, dentinin yüzeyel kısımları uyulurken delginin her zaman şiddetli bir ağrıya neden olan dentin liflerinin piston biçimindeki uçlarına değdiğini bilemez. Hasta, ne denli derin oyulursa ağrının o denli şiddetli olacağını sanır. Bu tümüyle yanlıştır. Diş oyumunda duyulan ağrı dentinin derin kısımlarında genellikle pek şiddetli değildir; ancak derin çürükte olduğu gibi, dişözü yakınında yeniden şiddetlenir.
Bu konuyu okuyanlar bunlarıda okudu
Umarım konuyu beğenmişsindir istersen bu sayfaya abone olarak yapılan yorumlardan ve yeniliklerden RSS Feed, ile haberdar olabilirsin. Anasayfa dön.