Menu

David Hume Kimdir ?

david-hume-kimdir

David Hume kimdir?

26 Nisan 1711 tarihinde doğan İskoç asıllı David Hume, “amprizm” akımının en büyük öncüsüdür. Aynı zamanda iyi bir tarihçi ve iyi bir ekonomist de olan David Hume, 17. yy.’da Edinburg Üniversitesi’nde felsefe bölümünde eğitim görmüştür. Daha sonra 23 yaşındayken Fransa’ya gitmiş ve Fransa’da 4 yılını geçirmiştir. Bu süreçlerde yazmaya başladığı “İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme / A Treatise on Human Nature” isimli eserini Fransa’dan ayrılacağı sıralarda yani 1738’de tamamlamıştır. O dönemlerde bir iş sahibi olması gerektiğinden bir generalin yanında kendisine iş bulmuş ve generalin sekreteri olarak çalışmaya başlamıştır. Böylelikle dönem Avrupa’sında çok önemli bölgeleri gezme fırsatı bularak aynı zamanda kendi ufkunu da genişletmiştir. Bu gezintilerin sonrasında yazdığı eserlerin baştan bir düzenlemeye ihtiyacı olduğunu düşünerek eserlerini yeniden kaleme alıp yayınlamıştır. 1748 yılında “İnsan Zihni Üzerine Bir İnceleme / An Enquiry into Human Understanding” eserini ortaya çıkarmıştır. David Hume bu generalin yanından ayrıldıktan sonra İngiltere’ye geri dönmüş ve kendine daha rahat imkanlar sunabileceği bir iş bularak Edinburgh Hukuk Fakültesi Kitaplık memurluğunu yapmaya başlamıştır.

Kitaplıktaki görevinin devam ettiği yıllarda “İngiltere Tarihi” adlı eserini de tamamlayan David Hume, bu eserden sonra gittikçe üne kavuşmaya başlamıştır. 1763’te elçiliğin katipliğini yapmak üzere Fransa’ya çağırılan David Hume, orada J. J. Rousseau’yla tanışma imkanı bulmuş ve dostluğunu ilerleterek kültürel ve düşünsel birikim açısından kendisine çok güzel bir ortam yaratmıştır. Tekrardan İngiltere’ye döndüğünde ise Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan David Hume, ölmeden önceki son senelerini Edinburgh’a giderek sakin bir hayat şeklinde geçirmiştir. David Hume’un bu kadar ünlü bir filozof haline gelmesi, “Hume Deneyciliği” adını da verdiği emprizm akımını öne sürmesidir. Kendisi bu akımı oluştururken Berkeley felsefesinden esinlenmiş ve bunun yanında Locke’un da görüşlerinden faydalanmıştır. Emprizm akımının başlıca sorusu “Tasavvur edilenin kaynağı nedir?”dir. David Hume, bu tasavvurlarını kaynağını “ide’ler”(düşünceler) ve “izlenimler” olarak iki farklı kaynağa ayırmıştır. Bireylerin zihin yapısında olup bitenleri Newton’un deneysel yöntemlerinden esinlenerek, insanlık için yeni bir bilim kurarak bunun üzerinde gelişilebileceğini öneren David Hume; kendi çabalarıyla çok iyi noktalara değinmeyi amaçlasa dahi bir noktada tıkanmıştır. Çünkü kendisi İngiliz emprizminin temel yapı tezlerini savunduğu için kendi ortaya attığı tezinde son aşamada kendi düşüncelerine karşı kuşkulu bir hale bürünmek durumunda kalmıştır. Bunun nedeni David Hume’un insanların yalnızca kendi zihinlerinde hiç bir aracı olmadan tecrübe edebildiği ideleri ve izlenimleri bilebileceğini, bilgi kısmında kendi zihnimizde var olandan öteye asla geçemeyeceğimizi; bundan ötürü de herhangi bir durumun ya da olgunun insan beyninden bağımsız bir şekilde var olmasının mümkün olmayacağını belirtmiştir. Ancak bu noktadan sonra insan zihnini ayrı bir şekilde inceleme altına aldığında, insanların zihin yapısında bulunan bütün içeriklerin kişilere kendi duyuları ve yaptıkları deneyler doğrultusunda oluştuğunu görmüştür. Bu oluşan malzemelerin de ana kaynağının algı olduğunu keşfetmiştir. Tüm bunlara rağmen David Hume, son nefesine kadar kendi düşüncesinin kaynaklarından biri olan “düşünce, insanlığın içindeki en önemli şeydir” tezini savunmaya devam etmiştir.

David Hume’ın eserleri

İnsanın Doğası Üzerine Bir İnceleme (1739 – 1740 )

Ahlak, Siyaset ve Yazın Denemeleri (1742)

İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1751)

Siyasal Söylevler (1752)

İngiltere Tarihi (1754 – 1762)




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.