Menu

Çapanoğlu Kimdir ?

capanoglu-kimdir

17. yüzyıl zamanlarında Orta Anadolu’da, Bozok merkez bölge olacak şekilde hakimiyet kuran aile Çapanoğullarıdır. Çapanoğlu ailesi “Çaparzadeler”, “Çaparoğulları” ya da “Cebbarzadeler” olarak da anılmakta olan köklü bir ailedir. Kök olarak Mamalu Türkmenleri’ne mensup olan Çapanoğulları’nın bugüne kadar bilinen en eski üyesi, ataları sayılan ve 1704 yılında vefat eden Çapar Ömer Aga’dır.

Kendisinin tek oğlu olan Ahmed Ağa ise 1728 yılında voyvodalık için en güçlü aday olarak gösterilmiş, yaptığı  çalışmalar neticesinde de 1732’de Mamalu Türkmeni voyvodalığına getirilmiştir. 1739’da da Bozok sancağı voyvodası olan Ahmed Ağa, görüş olarak ne mezhep ne de din ayrımı yapmadığı için kendisine kısa sürede büyük nüfus toplayabilme imkanı bulmuştur.

Babiali’yle iyi geçinen, bulunduğu bölgede asayiş yapısını oturtması, ihtiyaç duyulduğu zamanlarda İstanbul’a malzeme göndertmesi gibi davranışları kendisi gibi olan ayanlar arasından bir seviye daha yukarıda olabilmesini sağladığı gibi kendisinin oğlu olan Mustafa Çapanoğlu 1729’da Bozok sancağı mütesellimliğine atanmış ardından da 1736’da aynı sancakta voyvodalık yapması için tayin edilmiştir.

Olayların karıştığı tarihler de bu süreçlere denk düşmektedir. Ahmet ağanın bu şekilde şehri geliştirdiği; camilerin ve dükkanların çoğalmaya başladığı süreçlerde İstanbul’dan paşalık ünvanını alması için yönlendirilmiş ve Sivas’a tayini çıkmıştır.

Ancak ardından bir süre sonra kendisi için idam kararı çıkartılınca Sivas’ta idam edilen Ahmed Ağa’nın kellesi, bir bal dolu fıçının içine koyularak İstanbul’a geri gönderilmiştir. O dönemlerde Bozok kendi içerisinde tekrardan karışmıştır ve asayiş tamamen yitirilme noktasına getirilmiştir. Durumun karışıklığına müdahale etmek Ahmed Ağa’nın oğlu Mustafa beye düşmüştür.

Yozgat’ta Mustafa Bey dönemi

Mustafa bey işlere el attıktan sonra, Yozgat daha da büyüyerek köyden çok şehir kimliğine iyiden iyiye bürünmeye başlanmıştır. Hatta o dönemlerde 1779 yılında Mustafa beyi yaptırdığı Çapanoğlu Camii, günümüzde ülkemizin en güzel camilerinden biri olma özelliğini korumaktadır.

Devam eden süreçlerde Mustafa beyin de başına babası gibi kötü olaylar gelmiş ve güvendiği ordusu tarafından silah talimi yaptırırken vurularak öldürülmüştür. Kendisi hakkında tarihi belgelerde yazan bilgiler babasına benzer nitelikte halkına zor kullanan biri olduğu, bunun dışında Osmanlı tarafından sürre emini olarak görevlendirilmesiyle birlikte Hacca gidip geldikten sonra biraz daha yumuşak yapıda bir insan olup dini duygularını daha yoğun yaşayarak Çapanoğlu Camii’sini yaptırdığıdır.

Kendisi idam edildikten sonra bu kez yerine kardeşi Süleyman bey geçmiştir. Yozgat’ın ve Çapanoğulları‘nın en iyi dönemi Süleyman beyin olduğu döneme denk düşmektedir. Kendisi yetki aldıktan sonra öncelikle abisinin yaptırdığı camiye ek bir cami yaptırıp ardından görkemli bi saray yaptırmıştır. Yozgat’a tamamen bir şehir görüntüsü verip Kayseri’den Rum ve Ermeni getirterek kuyumculuğun gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Bunun dışında abisinden ve babasından da farklı olarak halka daha samimi yaklaştığı için daha çok sevilen Süleyman bey, sanat camiasına ve alimlere karşı da aynı tutumu sergileyerek her yönden başarılı bir adam olmayı becerebildiği için o dönemlerde ortaya atılmış “Her taşın altından bir Çapanoğlu” çıkar sözü de Çapanoğlu ailesinin kuşaktan kuşağa güçlerini ve başarılarını aktardığının bir göstergesi olmuştur.

Osmanlı’nın Çapanoğulları’na müdahalesi

Bir süre Yozgat’ta bu şekilde hüküm süren Süleyman bey ve halk bir süre sonra İstanbul’da Osmanlı’nın gözüne batmaya başlamıştır. Çünkü Osmanlı, Sivas’ta böyle bir ailenin gücünün olmasından yavaş yavaş rahatsızlık duymaya başlıyor ve ileriki süreçler için bu durumu bir tehlike ihtimali olarak görmüştür.

Yozgat’taki Çapanoğlu ailesine mensup ve ileri gelen isimlerden sayılabilecek kişileri Yozgat’tan İstanbul’a aldırtan Osmanlı, burada bu ailenin üyelerini ezmemiş aksine yine devlette iyi yerlere konumlandırmıştır. Yozgat’taki durum da Süleyman bey İstanbul’a getirtildikten sonra vezir olan oğlu Mehmet Celalettin Paşa’nın görevini bir süre devam ettirip bırakmasıyla sona ermiştir.

Tarihler biraz daha ilerledikten sonra Çapanoğullarına mensup 4 erkek memleketleri Yozgat’a döndüklerinde bir takım sıkıntılar da baş vermeye başlamıştır. Bu erkekler Salih Bey, Edip Bey, Halit Bey ve Celal Bey’dir. Edip ve Celal bey dedikleri valilikten emekli olup Yozgat’a dönmüş, Salih bey ise Ağır Ceza Reisliği’nden emekli olup Yozgat’ın yolunu tutmuştur.

Bu bahsettiğimiz üç Çapanoğlu, Yozgat’a döndüklerinden itibaren birbirleriyle çekişmeye başlamış ve bir takım hadiseler ortaya çıkarmışlardır. Onların döndüğü dönemde Yozgat iline valilik yapan Necip bey, Kuvay-i Milliye hareketine karşıt olarak propaganda yapmakta, aynı süreçlerde farklı düşüncelerde olan Edip bey ve Celal beyle de diyalog içerisindedir.

Bu süreçlerde şehir içerisinde erkekler arasında içten içe bir benlik savaşı da olmakta, ortaya çıkan olaylarla yavaş yavaş olay daha hızlı hezeyan etmektedir. İlk ateşlenme dönemin müftüsü Hulusi Efendi’nin Çapanoğlu Camii’sinde bu isimler hakkında ileri geri konuşmasıyla birlikte ortaya çıkmıştır.

Kılıç Ali bu olaydan sonra iyice Çapanoğulları’na yüklenmiş, ağır hakaretlerle onları tehdit etmiş ve para konusunda yüklü meblağlarda para isteyerek hakaretlerinin dozunu arttırmıştır.

Yozgat’ta Çapanoğulları’na karşı çıkan ayaklanmalar

Bu olaydan sonra olaylar kopmuş, hatta o yılların tarihi tarihçiler tarafından ele alındığında Çapanoğulları’nın bilerek ve isteyerek mi isyana kalkıştığı yoksa bu tarz kışkırtmalarla ayaklanma çıkarmak zorunda mı kaldıkları hala tam olarak kestirilememiştir.

Bir de bunun yanında aynı süreçlerde Mustafa Kemal’in Ankara’dan Çapanoğulları’na milli mücadeleye katılmaları konusunda bir istek mektubu gönderdiği, mektubu alan Çapanoğulları’nın hemen harekete geçecekken şehirdeki baskı yüzünden engellendikleri de konuşulan rivayetler arasındadır.

İşte bu durumdan sonra işler tamamen çığırından çıkmış, kardeşlerden biri olan Celal Bey Ankara’daki meclisin meşru şekilde çalışmadığını iddia ettiği bir fetva yayınlamış ve camideki sancağın yerine halifelik için bayrak açmıştır. Kendisine hem emniyet müdürü hem de vali temin eden Celal Bey, ortalığı bu yaptıklarıyla iyice kızıştırmıştır.

Bunun üzerine Yozgat’taki isyanı bastırmak için yola çıkan Çerkes Ethem; yanına 70 adet subay, 90 adet yaylı araba, 1.300 adet atlı asker, 200.000 adet piyade, 8 adet makineli tüfek ve 4 dağ topu da alarak müthiş donanımlı bir şekilde olayları bastırmaya doğru gitmiştir.

Olaylar çok hızlı cereyan ettiğinden bütün köyleri basan Çerkes Ethem ve donanması, ilk olarak 12 kişiyi idam ettirmiştir. Çapanoğulları’na ait bütün evleri ve mülkleri yaktırmış, sürülerine ve ganimetlerine el koyarak İstanbul’a gelince onları aylarca satıp paraya dönüştürmüştür.

 




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.