Menu

Beyin kistleri, araknoid kistler

araknoid kistler

Araknoid kistler nedir?

Örümcek ağına benzeyen yapısı ile eski Yunanca bir kelime olan araknoid adını alan beyin ve omurilik etrafını saran zara araknoid zar denmektedir.

Beyin omurilik sıvısına benzer sıvıyla dolu kistik kaviteler olan araknoid kistler yaklaşık olarak lezyonların %1’ini meydana getirirler. Daha çok çocukluk döneminde tespit edilen araknoid kistler tüm yaş gruplarında ve erkeklerde daha sık görülebilmektedir. Araknoid kistler travmaya bağlı gelişebildiği gibi enfeksiyon veya kanama sonrasında da olabilmektedir.

Beyinde en çok yerleştiği alan, yaklaşık yarısı orta fossa yani orta çukur temporal bölgede görülmektedir. Bu bölgede yer alan araknoid kistler sağ kısma göre 3-4 kat daha fazla miktarda sol tarafta yerleşirler. Yerleşme oranlarına göre azalarak arka çukur, suprasellar bölge, frontal konveksite ve interhemisterik fissürde bulunurlar. Üç tipe ayrılan araknoid kistlerin Tip I modeli en küçüğü olup, iğ şeklinde beynin temporal bölgesinin ön kısmındadır ve genellikle tedavi gerektirmezler. Tip II modelinde ise dikdörtgen şeklindedirler ve cerrahi müdahale ile tedavi edilirler. En büyük olanı ise Tip III’tür ve hastanın beyninde baskıya bağlı olarak belirti gösterirler.

Hastanın beyninde yerleştiği bölgeye göre baş ağrısı, güçsüzlük ve nöbet gibi sorunlara neden olabilir. Orta fossa (orta çukur) kistleri çok nadir olarak multipl görülürler ve marfan sendrom nörofibromatozis gibi hastalıklarla alakalı gelişebilir. Nadiren gelişen bir komplikasyon olan subdural hematom da orta fossa’da görülebilmektedir. Daha çok travma sonucunda kistin rüptüre olması ve beyin zarı arasında kanaması neticesinde meydana gelir.

beyin kistleri

Araknoid kistlerin tanısında MR yeterli olmaktadır ve ilk akla gelmesi gereken de epidermoid kisttir. Tedavisinde genellikle 3 çeşit cerrahi metot uygulanmaktadır. Bunlar;

1- Kiste şant takılma işlemi,

2- Açık ameliyat yapılarak kistin beynin alt bölümünde yer alan beyin omurilik sıvısı yolu ile ağızlaştırılması,

3- Aynı işlemin endoskop yardımı ile yani beyin omurilik sıvısı yardımıyla ağızlaştırılması.

Kistin içine yerleştirilen şant, kistin içinde bulunan sıvının karın boşluğuna akmasını ve buradan da yeniden kana karışmasını sağlamaktadır. Takılan şant neredeyse ömür boyu kalıcıdır ve bundan dolayı beynin karıncıklarına yerleştirilen şantlardaki gibi enfeksiyon, tıkanıklık, kırılma ve kopma oluşabilir. Şant takma ameliyatı az riskli olsa da takılan şantın uzun süre kalması bazı riskler doğurabilmektedir.

Ameliyat mikroskobuyla beyin tabanında yer alan beyin omurilik sıvısı yolu ile kistler arasında pencerelerin açılması şeklinde yapılan açık ameliyatla, kistin içinde bulunan basınçlı sıvının ameliyatla açılan pencerelerden beyin omurilik sıvısına karışması ve emileceği yere ulaşması sağlanmaktadır. Bu uygulamada kistler hemen küçülmezler, şant takılmasına göre daha uzun zamanda küçülürler. Bu ameliyatla yapılan uygulama endoskop kullanılarak da gerçekleştirilebilmektedir. Kafatasına 2-3 cm’lik bir kesi yapılır ve buradan endoskop uygulanır. Tedavi sonrası hastaların 6-12 ay süreyle BT ya da MR ile takipleri yeterlidir.
Omurga (spinal) araknoid kistler en çok sırt ve boyun bölgesinde yerleşmektedir. Bunlar asemptomatik olabilirler. Sırt ve bel ağrısı, karıncalanma ve uyuşma gibi semptomlar görülebilir. Anterior yerleşime sahip olan kistler daha çok güç eksikliği ve myelopati’ye neden olur. Posterior yerleşime sahip olan kistler ise parestezi ve nöropatik ağrıya neden olurlar. Bu tür kistlerin tanısında MR çok uygun ve faydalıdır. Şayet idrar kaçırma ya da bacaklarda aşırı güç kaybı varsa ameliyat gerekir. Tanı konulduktan sonra hasta mutlaka bir beyin cerrahına görünmeli ve takiplerini yaptırmalıdır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.