Menu

Albert Einstein Kimdir ?

albert-einstein-kimdir

Albert Einstein’ın hayatı

Einstein, 1879’da Almanya’da dünyaya gelmiştir. Kendisi doğduktan 1 sene sonra ailesi Münih’e yerleşerek babası ve amcası bir elektrik şirketi kurmuşlardır. 1982’ye yaklaşılan dönemlerde de Einstein’ın kız kardeşi Maja dünyaya gelmiştir. Ailesi gayet rahat bir aile olduğundan çok fazla dini vecibelerle hayat sürmeyen, kendileri de rahat bir hayat sürdüklerinden Einstein’ı ve kardeşini de aynı koşullarda yetiştirmek istemekteydiler. Albert Einstein çocukluğunda biraz zor dönemler geçirerek konuşmayı çok ileri yaşlarda sökmüştür. Ailesi, Einstein’ın üzerindeki bu tutukluğu atması için kendisini doktora götürmüşler, bunun dışında onu sanatın pek çok dalına yönlendirerek daha rahat ve aktif bir çocuk olmasını sağlamaya çalışmışlardır. Özellikle annesi, onu çok küçük yaşlarından itibaren keman kursuna göndermiş, Albert Einstein kemanın büyüsüne kapılıp 14 yaşına kadar gayet düzenli keman çalmıştır. Küçük yaşlarında onun hafızasında yer edecek ilk olay, kendisi hastayken amcasının ona getirdiği manyetik bir pusuladır. Bu pusulanın manyetiği Einstein’ın çok dikkatini çekmiş ve o yaşlardan itibaren bu konularla ilgilenmesine vesile olmuştur. Okul çağına geldiğinde ailesinin de aydın görüşünden kaynaklı olarak Einstein Katolik Hristiyan İlkokulu’na başlamıştır. Buradaki eğitimden çok erken sıkılmış, baskıcı ve ezberci eğitimin kendisine göre olmadığını düşünse de çoğu dersinde üstün başarı göstermiştir.

albert-einstein-hayati

9 yaşındayken Einstein bu Katolik okulundan ayrılmış, Luitpold Gymnasium adındaki bir okulda eğitim görmeye devam etmiştir. Bu okulda da edebiyat, coğrafya, matematik gibi dersleri de görüp bu derslerle de yakından ilgilenerek ufkunu iyice genişletmiştir. Burada da eski okulundan daha da fazla baskıcı eğitimle karşı karşıya kalmış ancak öğretmenleriyle ne kadar tartışsa da derslerde öğretilenleri bilgi birikimine eksiksiz katmaktan da geri kalmamıştır. 1891 yılında Einstein’ın amcasının ona getirdiği cebir kitabıyla kendisi için ikinci dönüm noktası olduğunu söyleyebildiği olayı yaşamıştır. Bu kitapla büyük bir ilgiyle ilgilenmeye başladı, bütün problemleri ayrı ayrı çözdü ve amcasından daha çok bilgi edinebileceği ve soru çözebileceği kaynaklar getirmesini istemeye başladı. O yılın yazında Einstein, Pisagor teoreminin ispatını kendi kendine tekrar yaptı. 16 yaşına bastığında kimseden yardım almadan tek başına analitik geometriyi, diferansiyeli ve integrali anlayabilecek ve sorularını çözebilecek kapasiteye gelmişti.

Einstein, liseden mezun olduktan sonra üniversite eğitimi için Politeknik adındaki okula girdi. Bu okulda fizik bölümünde okumayı tercih eden Einstein’ın eğitim alacağı fakülte son derece modern ve standart olarak diğer okullardan çok daha fazla iyi seviyedeydi. Bu durum Einstein’ın çok işine yaramış, kendi isteklerine ve düşüncelerine göre okulun tüm ekipmanlarını kullanmış, girmesi gereken derslere canı istemediği için girmeyip okulun laboratuvarlarında kendi deneylerini yapmaya başlamıştır.

albert-einstein-buluslari

Albert Einstein genel olarak okula çok bağlı bir öğrenci değildi, sadece kendi ilgi alanına ve araştırmalarına katkıda bulunacak derslere giriyor, okulda diğer öğrencilerden daha egolu bir imaj çiziyordu. 1900 yılında Einstein üniversiteden mezun oldu ve elinde artık bir fizik diploması vardı. İstediği pozisyon okulda asistan olarak kalmaktı, böylece hem araştırmalarını daha rahat yürütecek hem de doktorasını yapabilmek adına kendisine daha rahat imkanlar sağlayabilecekti. Ancak Einstein, üniversite yıllarındaki insanlara ve öğretim üyelerine karşı olan tutumu üniversitede kendisine akademisyenlik adına bir görev bulamamasına neden olmuştu çünkü referans mektubu gönderdiği hiç kimse ona referans olmamıştı.

Albert Einstein’ın buluşları

Özel görelilik kuramı : Einstein’a göre ışık hızı sabitti ve ışığın bir ortamda yayılması için esir ortamının gerekliliği söz konusu değildi. Bunun dışında mekanın, hareketin ve zamanın izafi olaylar olduğunu savunmaktaydı. Onun görelilik ilkesine göre sabit hızla hareket etmekte olan bütün gözlemcilerin şartları eşittir ve onların görebildiği ışığın sembolü c’dir. Herkes tarafından bilinen ve kabul gören ”E=mc2” kuramını bu ilkenin üzerine ortaya çıkarmıştır.

Genel görelilik kuramı : Einstein genel görelilik kuramını, özel görelilik kuramından daha geniş olayları ve daha geniş fiziki unsurları anlatmak için ortaya çıkarmıştır. Bu kuram, fikir olarak özel görelilik kuramıyla aynı şeyleri savunmaktadır sadece örnekleri daha kapsamlı olaylardan verilebilmektedir.

Fotoelektrik etki : Einstein, bu kuramıyla 1921’de Nobel Fizik Ödülü’nü almıştır. Maddelerin üzerine düşen ışık miktarıyla salgıladıkları elektronlar arasındaki ilişkiyi Plank kuramıyla açıklamış ve daha önce kimsenin keşfedemediği durumun keşfedilmesini sağlamıştır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.