Menu

Akciğer kanseri hakkında bilmeniz gerekenler

akciğer kanseri

Akciğer kanserinin teşhisi, beraberinde pek çok soru ve çok net cevaplara ihtiyaç doğurmaktadır. Yazımızda akciğer kanserinin nedenleri, belirtileri, korunma yolları, teşhis ve tedavisi hakkında bazı bilgiler bulmanıza yardımcı olmaya çalışacağız. Öncelikle kanserin ne olduğunu anlamamız gerekmektedir.

Kanser nedir?

Kanser türlerinin hepsi insanın hücrelerinde gelişmektedir. Normal hücrelerin nasıl olur da kanserli hücrelere dönüştüğünü anlarsak kanseri çok daha iyi anlarız. İnsan vücudu pek çok değişik türdeki hücrelerden meydana gelmektedir. Hücreler büyür, bölünür ve daha fazla hücre meydana getirirler. Bu sayede de vücudun sağlıklı bir biçimde çalışmasını sağlarlar. Bu durum bazen bozulmakta, yeni hücrelere ihtiyaç olmamışken bölünmeyi ve daha da çoğalmayı sürdürürler. İşte buradaki fazla hücreler bir tümör oluştururlar. Bunlar iyi ve kötü huylu tümörler olabilmektedir. İyi huylu olan tümörler kanserli değillerdir ve cerrahi uygulama ile alınırlar. Alınan bu tümörler genellikle yeniden oluşmaz ve vücudun başka bölgelerine yayılma göstermezler. Kötü huylu tümörler ise kanserdir ve hücreler anormal şekilde olup kontrolsüzce bölünmeye devam ederler. Kanserli hücreler çevrelerindeki dokulara yayılarak onları yok edebilmektedir. Bunun yanı sıra kanser hücreleri, kötü huylu tümörden ayrılarak kan dolaşımına ve lenfatik sisteme dahil olabilirler. Bu olay, orijinal tümörden ayrılan kanserin vücudun diğer yerlerinde nasıl yeni tümörler meydana getirdiğini de açıklamaktadır. Akciğerler solunum sisteminin önemli bir parçasıdır. Sağ akciğerde lop olarak adlandırılan 3 bölüm bulunur ve 2 lobu olan sol akciğerden daha büyüktür. Nefes alındığında hücrelerin yaşaması için hayati önemi olan oksijen akciğerlere girmekte, nefes verildiğinde de hücrelerin yaktığı oksijenden kalan atıklar karbondioksit olarak dışarı atılmaktadır.

Akciğer kanseri:

Akciğerlerdeki kanserler küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olarak iki türdür.

Küçük hücreli akciğer kanseri;

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserine nazaran daha az görülür. Bu kanser türü çok daha hızlı gelişmekte, vücuttaki diğer organlara daha hızlı yayılmaktadır.

Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri;

Küçük hücreli olan türünden daha yaygın olarak görülmekte, daha yavaş gelişmekte ve yayılmaktadır.

Akciğer kanseri oluşumundaki risk faktörleri:

Akciğer kanserinin oluşumunda tek bir faktör geçerli değildir ve araştırmalarda oldukça fazla başka nedenler de tespit edilmiştir. Ancak çoğunluk sebebi tütün kullanımı ile alakalıdır ve aşağıda sıralanan faktörler kanser riskini arttırmaktadır.

Sigara:

Akciğer kanserinin en başta gelen nedeni sigaradır. Tütünün içinde bulunan karsinojen denen zararlı maddeler akciğerlerdeki sağlıklı hücrelere zarar vermektedir. Bu zararlı maddeler zamanla hücrelerde kansere sebebiyet verir. Sigara içen bir kişinin kansere yakalanması, hangi yaşlarda sigaraya başladığı ve ne kadar zamandır sigara içtiği, günlük içtiği sigara miktarı ve içtiği sigarayı hangi oranda içine çektiği kriterlerine bağlıdır. Sigara içmeyi bırakan bir kişin akciğer kanserine yakalanma olasılığı önemli ölçüde düşmektedir.

Puro ve pipo içmek:

Puro ve pipo içen kişilerde kullanmayan kişilere nazaran çok daha fazla akciğer kanserine yakalanma riski vardır. Sigaradaki gibi kişinin ne zamandan beri puro veya pipo içtiği, hangi miktarlarda ve içine ne kadar çektiği kanser olma riskini etkileyen unsurlardır. Tütün dumanına maruz kalan pasif içicilerin de akciğer kanseri olma riski vardır.

Asbest:

Endüstriyel alanda kullanılmakta olan ve fiberlerin doğal yapısında bulunan mineraldir. Asbest fiberleri partiküllerine ayrılırlar ve havaya karışarak kişinin kıyafetlerine bulaşırlar. Ayrılan partiküller solunduğunda akciğerlerdeki hücrelere zarar verir ve kanser olma riskini yükseltir. Asbeste maruz kalan ve sigara içen kişilerin akciğer kanseri olma riskleri daha da fazladır.

Hava kirliliği:

Hava kirliğine maruz kalmanın akciğer kanserine yakalanmayla ilişkisi vardır. Bu ilişki tam olarak tanımlamadığından konu üzerindeki araştırmalar geniş çaplı olarak sürdürülmektedir.

akciğer kanseri belirtileri

Akciğer hastalıkları:

Akciğer kanseri riskini arttıran faktörlerden biri de verem gibi hastalıklardır. Veremin etkilediği bölgelerde akciğer kanseri riski daha fazladır.

Hastanın hikayesi:

Bir defa akciğer kanseri olmuş birinin, yeniden akciğer kanserine yakalanma riski hiç kansere yakalanmamış birine nazaran daha çoktur. Akciğer kanseri tanısından sonra sigarayı bırakmak tekrar akciğer kanseri olma riskini düşürebilmektedir. Bazı meslek gruplarında çalışan ve sigara içenlerin sigarayı bırakmaları akciğer kanseri riski açısından oldukça önemlidir.

Akciğer kanserinin belirtileri:

Sürekli ve şiddetli olarak gelişen öksürük,

Göğüste ağrı,

Kan tükürülmesi,

Nefes alıp vermede zorluk,

Hırıltılı solunum,

Sıklıkla bronşit ve zatürree olunması,

Yüz ve boyun kısmında şişlik,

Kilo kaybı ve iştahsızlık,

Yorgunluk hali.

Bu belirtileri veren başkaca durumlar söz konusu olabilir. Bunların uzman bir doktor tarafından değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

Akciğer kanseri tanısı:

Doktor öncelikle hastanın hikayesini bilmek durumundadır. Bugüne dek kullandığı veya maruz kaldığı maddeleri sorgular. Göğüs röntgeni ve bazı testler yapılabilir. Akciğer kanseri şüphesi varsa balgam tetkiki gerekebilir. Balgam tetkiki akciğer kanserinin belirlenmesinde basit ama faydalı bir testtir. Kanserden emin olmak için biyopsi yapılır ve incelenerek kanser olup olmadığı belirlenir.

Kanserin evresinin belirlenmesi:

Yapılan incelemeler neticesinde kanser olduğu belirlenirse, doktor kanserin hangi evrede olduğunu da bilmek ister. Akciğer kanseri daha çok beyinde ve kemiklerde yayılma göstermektedir. Kanserin hangi evrede olduğunu bilmek doktorun tedaviyi planlamasında önemlidir. Kanser evresini belirlemek için manyetik rezonans, bilgisayarlı tomografi ve kemik sintigrafisi kullanılır.

Akciğer kanserinin tedavisi:

Kanser tedavisinde kanserin tipi, evresi ve hastanın genel sağlık durumu rol oynamaktadır. Farklı tedaviler uygulanmakta olup, ameliyattan sonra belirgin bir kanseri kalmayan hastalara adjuvan tedavi denen ek tedaviler uygulanır. Bu ek tedavi ameliyattan sonra kalması muhtemel kanser hücrelerini yok etmek maksadıyla yapılmaktadır.

Cerrahi uygulama:

Kanseri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilmektedir ve kanserin akciğerdeki yerleşim durumuna göre şekillenir. Tümörlerden bazıları büyüklüğüne, tümörün yerleşim yerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak ameliyatla alınamaz ve cerrahi müdahale yapılmaz.

Kemoterapi:

Akciğerdeki kanserli hücrelerin ilaçlar vasıtasıyla yok edilmesi için yapılan tedaviye kemoterapi denir ve birden çok ilaçtan meydana gelmektedir. Kemoterapi daha çok 21 veya 28 günde bir aynı ilaçlar verilerek tekrarlanır. Her uygulama ayrı bir kür olarak ifade edilir. Her kürden sonra hastalar muayene edilir, ilaçların yan etkisinin olup olmadığına bakılır ve diğer organlara herhangi bir zararının olup olmadığına bakılır. Hastaların ameliyattan sonra kemoterapi alıp almayacağının belirlenmesi, patoloji raporunda yer alan tümörün özellikleri belirlemektedir. Kararı hastanın genel sağlık durumu ve yaşı da etkilemektedir.

Işın tedavisi:

Radyoterapi de denen bir uygulamadır. Kanserli hücrelerin yok edilmesi için yüksek enerjili ışınların kullanılmasıdır. Uygulandığı alanda kanserli hücreleri etkilemektedir. Cerrahi uygulamadan önce ya da sonra kanserli hücreleri küçültmeye yönelik uygulanabilmektedir. Radyoterapi, kemoterapi ile birlikte cerrahi uygulamaya alternatif olarak kullanılmaktadır.

Foto dinamik terapi:

Özel olarak hazırlanmış olan kimyasal bir maddenin damar yoluyla kan dolaşımına verilmesi ve hücrelerce alınmasının sağlanmasıdır. Bu madde normal hücrelerden hızla çıkar ancak kanserli hücrelerde daha uzun süre kalırlar. Hücrelere lazer ışını uygulanarak kimyasal maddenin aktif duruma gelmesi ve kanserli hücrelerin ölmesi sağlanır.




Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.