Kafamızda
taşıdığımız 1 kilo 350 gramlık koca bir labirent. Her gün tepemizde ve bizi
o yönetiyor.Bazen duygusal, bazen sinirli; kimi zaman manik, kimi zaman
depresif. En güzel duyguların da, şeytani emellerin de planlayıcısı o…
Sırlarla dolu, kapalı ve karanlık bir kutu gibidir beynimiz. İşte beynin
çözülemeyen 9 sırrı!
1. Bilgi nöronlarda nasıl kodlanıyor?
Beynin en karışık işlemlerinden bir tanesi, bilginin kodlanması. Bu süreçte
beyindeki nöronlar, yani sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik akımı
oluşturuyor. Bu elektrik akımları, ‘akson’ adı verilen uzantılara ulaşarak,
onlar vasıtasıyla gerekli olan kimyasal sinyallerin açığa çıkmasını
sağlıyor. Bu akımlar sayesinde dünyayla, çevremizde olup bitenle ilgili
bilgiler beynimize aktarılıyor. “Ne görüyorum?”, “Aç mıyım?”, “Hangi sokağa
sapayım?” gibi sorulara yanıt işte böyle bulunuyor.
Bilim adamları, beyindeki bilgilerin tek tek hücrelerin içinde
biriktirilmediğini tahmin ediyorlar.
Bu bilgilerin ‘hücre grupları’ tarafından depolandığı düşünülüyor. Ancak
hangi nöronların, hangi hücre gruplarına ait oldukları henüz bilinmiyor. Şu
anki teknoloji ise binlerce nöronu aynı anda ölçecek kapasitede değil. Tek
bir nöronun bağlantılarını bile şu an elimizde olan teknolojilerle
görüntülemek imkânsız. Tek bir nöronun, yaklaşık 10 bin nörondan bilgi ve
sinyal aldığını biliyor muydunuz? Beynin içindeki elektrik akımı sayesinde
ise sinyal alışverişi çok hızlı olabiliyor. Bilim adamlarına göre, sinir
sistemleri arasındaki bilgi aktarımının tek yolu, bu elektrik akımları
değil. Bu nedenle, ‘bilgi taşıyan’ başka hücreler keşfetmeye yönelik
araştırmalarını sürdürüyorlar. Burada, ‘glial hücreler’ üzerinde duruluyor.
2.
Anılar beyinde nasıl saklanıyor ve nasıl tekrar hatırlanıyor?
Bir kişinin ismi gibi, yeni bir şey öğrendiğinizde beynin yapısında birtakım
fiziksel değişiklikler meydana geliyor. Ancak bu değişikliklerin hâlâ ne tür
değişiklikler olduğunu, nerelerde meydana geldiğini, bilginin nasıl
depolandığını ya da yıllar sonra tekrar hatırlanarak tekrar nasıl gündeme
getirildiğini anlayamıyoruz. Beyinde çeşit çeşit hatıralar var. Ancak beyin,
‘kısa dönem anılarla’ (yeni öğrenilen bir telefon numarasını hatırlamak
gibi), ‘uzun dönem anıları’ (geçen yıl doğum gününüzde yaptıklarınız gibi)
birbirinden bir şekilde ayırıyor. Bilim adamları ‘öğrenme’ ve ‘hafızada
tutma’ şeklinin değişik beyin şekillerine bağlı olduğunu düşünüyorlar. Beyin
travması ya da beynin zarar görmesi ise bu yetenekleri bozabiliyor.
3. Beyin, geleceği nasıl öngörüyor?
Çoğu zaman gelecekle ilgili birtakım planlarımız ve öngörülerimiz olur.
Geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünürüz. Beynimizde, gelecekle ilgili bir
şekil vardır. Ancak beynin bu ‘gelecek simülasyonunu’ nasıl yaptığı henüz
anlaşılmış değil. Beyin, dünyayla ilgili öngörülerde nasıl bulunabiliyor?
Bilim adamları hâlâ bunun yanıtını arıyor.
4.
‘Duygu’ ne demek?
Beyin, sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu,
motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organ. Bütün bunlar
bilinçaltında olan şeyler aslında… Örneğin beynin duygularla ilgili bölümü
sinirli yüzlere, o yüzleri görmeden de tepki verebiliyor. Kültürler arasında
da temel duyguların dışa vurulması, aslında birbirine benziyor. Hatta
Darwin’in de gözlemlediği gibi, temel duyguların ifade edilmesi bütün
memelilerde benzer. Bilim adamları, insanların fiziksel tepkilerinin
sürüngenlerin ve kuşların tepkilerine çok ciddi bir şekilde benzediğine
dikkat çekiyorlar. Özellikle de korku, öfke ve anne-baba sevgisini hepsi
benzer bir şekilde gösteriyor. Duyguların beyinde nasıl işlediği üzerinde
bilim adamları hâlâ çalışıyorlar. Duygulara aslında bir çeşit hesaplama ya
da ‘ölçüm’ şekli gözüyle bakılabilir. Yani duygular, aslında hızlı bir
eylemi harekete geçiren bir ‘durum tespit özetidir’. Nöro-bilimcilerin en
önemli hedeflerinden biri ise duygu ve düşünce durumunda ortaya çıkan
bozuklukları anlamak. Mesela depresyon… Depresyon, çağımızın en önemli, en
yaygın duygu bozuklukları arasında yer alıyor. Şiddet ile dürtüsel saldırı
ya da öfkenin de duyguların doğru bir şekilde kontrol edilememesinden
kaynaklandığı düşünülüyor.
5. Zekâ nedir?
Zekâ farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak ‘biyolojik’ açıdan zekânın
ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Milyarlarca nöron, bilgiyi ‘harekete
geçirmek’ için nasıl birlikte çalışıyor? Gereksiz bilgi beyinden nasıl
siliniyor? İki kavram ‘birbirine uyunca’ ve böylece bir soruna çözüm
bulduğunuzda, beyinde neler oluyor? Zeki insanlar bilgiyi beyinlerinde
‘hatırlaması kolay’, ayrı bir bölgede mi muhafaza ediyorlar? Beyin
fonksiyonlarının temel işleyişiyle ve nöronlar arasındaki bağlantılarla
ilgili, bilim adamlarının elinde hâlâ çok az bilgi var. Ancak zekânın,
beynin tek bir alanıyla değil, pek çok bölgesiyle ilgili olduğu üzerinde
duruluyor. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı hâlâ araştırılıyor.
6. Beyin, ‘zamanı’ nasıl algılıyor?
Alkışladığınızda
ya da parmağınızı ‘şıklattığınızda’ sesi mi daha önce duyarsınız, hareketi
mi daha önce görürsünüz? Her ne kadar duyma yeteneği, görme yeteneğinden
daha hızlı çalışsa da, parmakların görüntüsüyle, çıkarılan ses aynı anda
gerçekleşiyormuş hissi doğuyor. Yani beyin pek çok olayın aynı anda
gerçekleştiği ‘hissi’ yaratarak aslında bizi ‘kandırıyor’. Beynin zamanla
‘oynadığını’ aslında çok kolay anlayabilirsiniz. Aynanın karşısında sol
gözünüze bakın. Daha sonra bakışınızı sağ gözünüze kaydırın. Gözlerinizi
diğer tarafa çevirmek bir zaman alıyor elbette. Ancak siz gözlerinizin
hareket ettiğini görmüyorsunuz. Gözlerinizi kırpıştırdığınızda da aslında
gözleriniz çok kısa süreliğine de olsa karanlıkta kalıyor. Ancak bu
karanlığı da görmüyorsunuz.
7. Nasıl uyuyor ve rüya görüyoruz?
Zamanımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Bebekler ise zamanlarının üçte
ikisini uykuda geçiriyor. Araştırmalara göre, az uyumak sinir sisteminde
bozukluğa yol açıyor. Araştırmalar, 10 gün uyumayan farelerin, 10’uncu günün
sonunda öldüklerini ortaya koyuyor. Canlılar uyuduklarında beynin bir bölümü
de uyuyor, ama uykunun mekanizması, işleyişi hâlâ bilinmiyor. Uykuda
nöronların aşırı derecede hareket halinde oldukları biliniyor. Ayrıca önemli
bir sorunu çözmeden önce uyumanın, o sorunu çözebilmek açısından yararlı
olduğu da düşünülüyor. Düzenli uykunun, öğrenme kapasitesini de artırdığı
söyleniyor. Özetle, uyku sayesinde beyin bir şekilde gerekli bilgileri
depoluyor, gereksizleri ise ekarte edebiliyor.
8. Beynin ayrı ayrı olan sistemleri, birbirleriyle nasıl
bütünleşiyor?
Gözle
bakıldığında, aslında beynin her bölgesi aynı görünüyor. Ancak
aktivitelerini, işlevlerini ölçtüğümüzde, her nöron bölgesinde farklı
bilgilerin kayıtlı olduğunu görüyoruz. Örneğin görme yeteneğini ilgilendiren
bölgenin içindeki alanlarda hareketler, yüzler, köşeler ve renklerle ilgili
çeşit çeşit bilgiler bulunuyor. Yetişkin bir insanın beynini, çeşitli
ülkelerin bulunduğu bir dünya haritasına benzetebiliriz. Beynin içinde koku,
açlık, acı, hedef koyma, sıcaklık, öngörü ve daha pek çok şeyle ilgili
‘beyin ağları’ var. Farklı işlevlerine rağmen bu sistemler birbirleriyle bir
şekilde bütünleşerek çok iyi bir işbirliğine giriyorlar. Bunun nasıl
gerçekleştiğine dair ise bilim adamlarının hiçbir fikri yok. Ayrıca beynin,
sistemlerini nasıl bu kadar hızlı bir şekilde koordine ettiği de henüz
anlaşılmış değil.
9. ‘Bilinç’ nedir?
İlk öpücüğünüzü düşünün. Bu, hafızanızdan hiç çıkmaz. Peki bu hafıza, bu
deneyimi yaşamadan, bu deneyimin bilincinde olmadan önce neredeydi? Modern
bilimde, ‘bilinç’ çözülememiş olan en önemli sırlardan biri. Bilinç, tek bir
fenomen değil. Peki ne? Bilinç, beyindeki hangi sistemlerle ilgili? Bilim
adamlarının bu konuda da hiçbir fikri yok… Şimdiye kadar yapılan
araştırmalara göre, bilinç konusunda, büyük bir ihtimalle yine bir grup
aktif nöron iletişim içinde. Bilincin altında yatan mekanizmanın
moleküllerle ya da hücrelerle ilgili olabileceği üzerinde de duruluyor.
Belki de mekanizma, bu sistemlerin etkileşimleriyle oluşuyor. Bilim adamları
bu sıralar bilincin, beynin hangi bölgeleriyle ilgili olduğunu
araştırıyorlar. Bunu keşfettikten sonra, bu bölgelerin neden birbirleriyle
iletişime geçtikleri araştırılacak. Ve beyin hakkında son bir dip not
daha…
Bilgisayara karşı beyin
Beyindeki
elektrik akımlarının hızının, bilgisayarlardaki sinyal hızından 100 milyon
kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? Bir insan, arkadaşını hemen
tanırken, bir bilgisayarın bir yüzü tanıması genellikle çok zor oluyor.
Beynin pek çok işlemi aynı anda yaptığını söyleyen bilim adamları, beynin
bütün bölgelerinden gelen bilgilerin tek bir bölgede birleşmediğini, ancak
bu farklı bölgelerin kendi aralarında güzel bir ‘işbirliğine’ girdiklerini
ve bir ağ, yani ‘network’ oluşturduklarını belirtiyorlar. Bizim de dünyaya
olan bakış açımız işte bu karmaşık network sayesinde oluşuyor.
Öte yandan bilim adamları, insanların fiziksel tepkilerinin, sürüngenlerin
ve kuşların tepkilerine çok ciddi şekilde benzediğine dikkat çekiyorlar.
Bizi onlardan ayıran farklarsa, beynimizin karanlık dehlizlerinde gizli.
Bu konuyu okuyanlar bunlarıda okudu
Umarım konuyu beğenmişsindir istersen bu sayfaya abone olarak yapılan yorumlardan ve yeniliklerden RSS Feed, ile haberdar olabilirsin. Anasayfa dön.


Adım attıkca hem ses çıkarıyor hem ışıklar yanıyor ilginç merdiven
Hindistanda dönme dolaba binmek dönme dolaba nasıl binilir ölümüne eğlence
Mesleginize göre nasıl besleneceğinizi öğrenin sağlıklı beslenmeye öneriler
Sıçradı sıçradı inanılmaz bir şekilde düştü...
Şakacılar yine iş başında / kamera şakası video
Eve dönüş zamanı / her iş yerine lazım
Kamera şakası biraz fazla abartılmış :) yuhh yani
Sigara içenlere kötü bir şaka yapmışlar ...
Bel ağrısı nasıl geçer bel ağrısı tedavisi nasıl olmalı bel ağrısından kurtulma
Karın düzleştirmede önemli 5 yöntem
1 Yorum var bu yazı için
Yorumlardan haberdar olun Yorumlar Rss ve Geriizleme URL